BURSA /Akçalar- Aktopraklık- Akçaları Sırtı Höyüğü-Karacabey Longoz Ormanları-Ayvaini Mağarası -Misi (Mysia) Köyü – Cumalıkızık- Celal Bayar Müzesi

Akçalar- Aktopraklık- Akçaları Sırtı Höyüğü

Bursa’ya 25 km uzaklıkta, Akçalar Beldesi- Ulubat Gölü kenarında iki dere kıyısındaki ormanlık alanda 60- 80- 100 metreyi bulan hendeklerle çevrili, 1400 m2 alana sahip höyük korunarak bugünlere gelebilmiş höyük ahşap konutları, mezarları ve adak çukurlarıyla MÖ 6000- MÖ 5200 yıllarına giden bir antik dönem yerleşkesidir. 

Tarım ve hayvancılığın yaygın olduğu Aktopraklık’taki MÖ 5500 yıllarına ait yapıların genellikle dörtgen şeklinde, kerpiç duvarlı, çatısını payandaların taşıdığı, girişte geniş tek bir oda, arkada küçük bir oda ve bir mutfaktan oluşan evlerin hâlâ ayakta kalması son derece şaşırtıcıdır.

İki metre yüksekliğe sahip Aktopraklık’ta yapılan kazılar sırasında ortaya çıkarılan evlerin canlılığı kadar diğer buluntuları da önemlidir. 

Sanki çok kısa bir süre önce kullanılmış gibi görünen aletler – dokumacılık aletleri, avcılık aletleri, pişmiş topraktan yapılan terazilerde kullanılan kilolar, makara, ağırşaklar, kemik deliciler, topraktan yapılmış bileyiciler, kemikten yapılmış mekikler, taş baltalar, sapalar, tarım aletleri ve kalkerden yapılan renkli bocuk takılar- bölgenin ne kadar önemli bir yerleşim merkezi olduğunun kanıtları olarak kabul edilmektedir.

Bölgenin sahip olduğu büyük mezarlıkta bulunan çok sayıda embriyo- hoker biçimde gömülmüş kemikler ve adak çukurlarındaki kap- kacaklar, çanak- çömlek parçaları Aktopraklık Höyüğü’nün kendi geçmişi dışında Anadolu’nun geçmişine de ışık tutması açısından son derece önemlidir.

Bursa ili, İstanbul’dan sonra Osmanlı yapılarının en çok bulunduğu kenttir. 

Karacabey Longoz Ormanları

Karacabey -Yeniköy yakınında Marmara Denizi ile Susurluk Irmağı kesişme noktasında delta, göl, bataklık, kumul ve subasar ve longoz ormanı bulunmaktadır.

Maliç Deresi, Dalyan ve Poyraz gölleri arasındaki 194 m x730 m hektarlık alanda dişbudak, kızılağaç ve söğütlerin yanısıra çok sayıda ağaç ve kara leylek, pasbaş patka, bataklık kırlangıcı, akça cılıbıt, küçük balaban, gece, alaca ve küçük ak, gri balıkçıllar, kuğu, yeşilbaş, çıkrıkçın, macar ördeği, elmabaş patka, ak kuyruklu kartal, küçük karabatak, ak pelikan, sakarmeke, poyrazkuşu, sumru, küçük sumru ve pek çok ağaçkakan türü de yaşamaktadır.

Doğaseverler ve kuş gözlemcileri tarafından vazgeçilmez bir yer olan ormanlar 2007 yılında koruma alanı yapılmıştır. 

Ayvaini Mağarası 

Mustafakemalpaşa- Doğanalan Köyü- Ayvaköy yakınındaki 5.5 km uzunluğa sahip sarp iki giriş- çıkışlı mağaranın içinden Karadonlu Deresi geçmektedir.

Mağarada sarkıtlar, dikitler ve travertenler dışında 60’tan fazla irili ufaklı gölet bulunmaktadır.

Misi (Mysia) Köyü 

Bugün il merkezine 12 km uzaklıktaki Gümüştepe mahallesi olarak Nilüfer Misi’nin yaklaşık iki bin yıllık bir yerleşim yeridir.

Kaynaklara göre, İnkaya ve Misi köylerine ilk yerleşimcilerin 183 yılında Alex adlı bir keşiş önderliğinde 85 kişilik bir Hıristiyan grubu olduğu yönündedir. Bu dönemde burada konsül toplanmış ve İncil tartışmalarının da yapıldığı bilinmektedir.

İlk kurulumundan beri kokulu misket üzümlerinin bolluğu nedeniyle Misi şaraplarıyla ünlü köyde pekmez de yapılmaktadır. 

Ayrıca, yöreye özgü sundurmalı evleri, ipek işletmeleriyle Misis koruma altına alınmıştır.  

Köyde müslümanlar geldikten sonra yapıldığı düşünülen Kavacık Sultan Yatırı, Kavacık Suyu, kavak ve çınar ağaçlarıyla kentin önemli uğrak yerlerinden biridir.

Cumalıkızık

Bursa’ya 15 km uzaklıkta, tarihi 1300 yıllarına kadar giden Cumalıkızık Köyü, Yıldırım İlçesi’ne bağlı beş Kızık Köyünden- Fidyekızık, Derekızık, Hamamlıkızık, Değirmenkızık- biridir.

Kayı Boyu Türklerinin yerleştiği Kızık köylerinden cuma namazı için bu köye gelirlermiş bu yüzden köyün adı zamanla Cumalıkızık olarak anılmaya başlamıştır.

Uludağ’ın kuzeyindeki dik etekler ile vadilerin arasında sıkışıp kalan yöre köylerine, bu konumlarından dolayı ”kızık” adı verilmiştir.

Köy, Uludağ’ın eteklerinde, küçük ama kendine özgü doğal güzellikleri, tarihi dokusuyla Osmanlı’nın ilk yerleşim yerlerinden biridir. 

Köyde dönemin sivil mimari özeliğini yansıtan yaklaşık 300 ev koruma altına alınmıştır. 

Köy, son yıllarda pek çok doğasever tarafından özellikle yaz aylarında sıklıkla ziyaret edilmektedir.

İlk yerleşim günlerine ait eşyaların sergilendiği Cumalıkızık Etnografya Müzesi’nin yanında insanlar sarı, beyaz, mavi ve mor boyalı, genellikle üç katlı, kafes veya cumbalı, moloz taş, ağaç ve kerpiç evlerin kulplarını, demirden dövme tokmaklarını taş döşeli dar sokaklarında gezmek için köye gelmektedir. 

2014 tarihinde Bursa’nın Hanlar Bölgesi, Sultan Külliyeleri ile birlikte UNESCO Dünya Miras Listesinde yer alması uygun görülmüştür.

Ayrıca Osmanlı devri tek kubbeli hamamı, camisi ve Zekiye Hatun Çeşmesi ile Bizans dönemi kilise kalıntısı da bulunmaktadır. 

Tüm bunların yanında pek çok sebze ve meyvenin yetiştirildiği Cumalıkızık Köyü’nün  narenciyesi, inciri, cevizi ve kestanesi ünlüdür.

Celal Bayar Müzesi 

Gemlik-Umurbey’de, 26 Ağustos 1970 yılında hizmete açılan bina, 3. Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ın doğduğu ev idi.

19.y y. mimarisi olan üç katlı, ahşap ev, orijinal ev eşyaları ve aynı dönemden kalma çeşitli tarihi eşyalarla yeniden düzenlenerek bir anı müzesi haline getirilmiştir. 

Atatürk ile ilgili bir bölüm de bulunan müzede, Celal Bayar’a ait fotoğraflar, anı eşyaları, tablolar, nişanlar, madalyalar, yazmalar, silahlar, giysiler, şilt ve plaketler, mobilyalar, aile yadigarları ve imzalı resimler ile  20 binin üzerinde kitap, yazma, gazete, süreli yayınlar bulunmaktadır.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top