


Fatih- Ayasofya- Hagia Sophia Kilisesi- Cami- Müzesi
Sultanahmet- Atmeydanı’nda, Ayasofya Kilise- Müze- Cami’nin karşısına yer alan cami, 14. Osmanlı Padişahı Sultan I. Ahmet tarafından, 1609-1616-1620 yılları arasında medrese, darülkurra, sıbyan mektebi, türbe, arasta, dükkânlar, hamam, darüşşifa, imaret ve üç sebil ile birlikte Mimar Sedefkâr Mehmet Ağa’ya yaptırılan yapıdan günümüze sadece cami, medrese ve türbe kısımları kalmıştır.
7-10 bin kişi kapasiteli, 2650 m2’lik alana sahip cami, 8 kapıyla girilen gösterişli şadırvanı olan geniş bir avlu içinde yer almaktadır.
Dört yarım kubbe ile çevrili caminin devasa boyuttaki -43 m yüksekliğinde, 23.5 m çapında– ve 4 kubbesini büyük fil ayağı ile taşınmaktadır. Kubbesinin içi 260 karışık leke desenli, renkli cam-pencere ile aydınlatılmaktadır. Caminin 14 şerefeli 6 adet gösterişli minaresi bulunmaktadır.
Üç kapıyla girilen ve balkonlarla çevrili caminin içi çiçekler, meyveler, serviler ve 50 farklı lale desen ile süslüdür.
20 binden fazla mavi- beyaz İznik çinisi ile kaplı cami renginden dolayı Mavi Cami olarak da adlandırılmaktadır.
Caminin diğer süslemeleri de- kalemişi süslemeleri, vitrayları, kubbe ve tavan işlemeleri, boyamaları, mermer mihrabın ince işçiliği, minberindeki geometrik altın yazıları, mahfili zümrüt, gül ve yaldızlar– son derece dikkat çekicidir.
Ayrıca yaldızlarla işli kendine ait mihraba sahip Hünkâr mahfili, değerli taşlar ve kristal toplarla çevrili avizelerin arasına örümcek ağ yapmasın diye devekuşu yumurtaları yerleştirilmiştir. Altın kaplama Kur’andan ayetlerin yazılı oluğu levhalar, halılar vb. ile de göz dolduran cami kentteki en önemli dini yapılardan biridir.
Cami yanındaki Hipodrum, Ayasofya, Topkapı, Yerebatan Sarnıcı, Kapalı Çarşı, Türk Hamamı, Sultan Ahmet’in Türbesi, Türk-İslam Eserleri Müzesi, Mozaik Müzesi vb. ile Sultan Ahmet Meydanı kentin en çok turistik ziyaret merkezidir.
Fatih- Süleymaniye Cami

Eminönü- Süleymaniye’de yer alan cami, 1551-1558 yılları arasında Osmanlı İmparatorluğun’nun 10. Padişahı Kanuni Sultan Süleyman tarafından yanında kütüphane, hamam, medrese, imaret, dükkânlar ve hazire ile birlikte yaptırılmıştır.
Sarayın baş mimarı Mimar Sinan’ın kalfalık dönemi yapıtı olan Süleymaniye Cami 4000 m2’lik geniş bir alanı kaplamaktadır.
Caminin beyaz mermer döşeli 28 revakla çevrili ortasında şadırvan ile Sultan Süleyman ve eşi Hürrem Sultan’ın hazireleri de bulunan geniş bir avlusu vardır.
Osmanlı’nın 10. padişahı Sultan Süleyman için avlunun dört köşesinde 56-76 m. yüksekliğinde toplam 10 şerefeli 4 minare bulunmaktadır.
Oldukça sade dış görünümlü oymalı, yassı ve kemerli üç kapıyla girilen caminin ana mekanını örten devasa kubbe – 24 küçük kubbe ile çevrili, 53 m yüksekliğinde, 27.5 m çapındaki büyük kubbenin etrafı beyaz mermer, ucu yaldızlı sarkaçlarla süslü, içi açık mavi, beyaz ve sarı desenlerle bezeli– birbirinden güzel vitray süslemeli 32 pencere ile aydınlatılmaktadır.

Süleymaniye Cami’nin çeşitli özellikleri –yapının içinde kullanılan somaki ve gül renginde granit sütunlar, mermer mihrabın 16. yy. renkli, Türk motifleri ile süslü vitrayları, çiniyle kaplı nişleri, sade balkonları, Sultan locası, Kur’an ayetleri, kaligrafları, bronz kafesli bölme, estetiği, tekniği, akustiği, havalandırma yolları, açıklığı, genelin bütünlüğü, ölçülü süslemelerinin uyumu– ile İstanbul’un son derece göz kamaştırıcı bir başyapıtıdır.
Ayrıca caminin değerini artıran niteliklerinden biri de İstanbul’un yüzyıllar boyunca pek çok deprem geçirmesine karşın yapının hiç zarar görmemesidir.

Kütüphanesinde 53332 el yazma, 25673 basma eser bulunan caminin arka avlusunda da Sultan Süleyman ve eşi Hürrem- Roksana’nın büyük türbeleri ile farklı dönemlerde yaşamlarını yitiren önemli kişilerin mezarlarının yanında küçük ve gayet mütevazı bir mezar –saraya 50 yıl baş mimarlık yapan ve imparatorluğun çeşitli yerlerinde 400’den fazla yapıta imza atan, klasik Türk-Osmanlı mimarisinin öncüsü, sayısız öğrenci yetiştiren 99 yaşında yaşamını yitiren -Mimar Sinan’a aittir.


İstanbul’daki diğer tarihi camiler
Haliç kıyısı Eyüp’te, 1453-1459 yılları arasında Fatih Sultan Mehmet tarafından Eyüp Sultan’ın mezarı yanına, dönemin Osmanlı mimari, teknik ve malzeme özelliklerine bağlı kalınarak yaptırılan cami, türbe, imaret ve çifte hamamdan oluşan her gün çok sayıda kişi tarafından ziyaret edilen çeşitli dönemlerde onarımlar geçiren, genişletilen, kentin en önemli İslam dini yapılardan biri olan Eyüp Sultan Cami ve Külliyesi, kentin en eski yerleşim yerlerinden Fatih’te, 1463-1471 yılında, Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılan ve kentin ilk yüksek öğretim kurumlarından olan İstanbul Üniversitesi’nin temelini oluşturan medresesi, içinde el yazma 10 bin kitabı barındıran Süleymaniye Kütüphanesi, cami, medrese, darüşşifa, tabhane, imaret, sıbyan mektebi, kitaplık, hamam, saraçlar çarşısı ve çeşitli türbelerden oluşan ve değişik zamanlarda onarımlar da geçiren tipik Osmanlı mimarisini yansıtan Fatih Cami ve Külliyesi, Mahmudpaşa’da cami, türbe, hamam, medrese, sıbyan mektebi, mahkeme, çarşı ve imaretten oluşan Mahmud Paşa Cami ve Külliyesi, Edirnekapı’da, Kanuni Sultan Süleyman’ın kızı Mihrimah Sultan tarafından Mimar Sinan’a yaptırılan halen döneminin mimari dehasını ve özelliklerini yansıtan kentin en güzel yapılarından olan cami, medrese, sıbyan mektebi, hamam, türbe ve dükkanlardan oluşan, depremlerden zarar gördüğü için zaman zaman onarılan Mihrimah Sultan Camii ve Külliyesi, 1522 yılında Haliç’e hakim yüksek bir noktada yapımına Yavuz Sultan Selim tarafından başlatılan ve Kanuni Sultan Süleyman tarafından tamamlatılan cami, tabhane, imaret, sıbyan mektebi, hamam, türbe ve medreseden oluşan zamanla bazı kısımları yıkılan yanında, Yavuz Sultan Selim’in türbesi de bulunan Sultan Selim Cami ve Külliyesi ve Arap Cami, Aksaray’da, 1551 yılında, Haseki Hürrem Sultan tarafından Mimar Sinan’a yaptırılan cami, medrese, sıbyan mektebi, imaret, darüşşifa ve çeşmeden meydana gelen depremlerle zarar gördüğü için çeşitli defalar onarılan, dönemin mimarisini yansıtan, son derece güzel ve zarif bir yapı olan Haseki- Haseki Cami ve Külliyesi ve Valide Cami, Davutpaşa- Davutpaşa Cami ve Külliyesi ve Hekimoğlu Ali Paşa Cami ve Külliyesi Topkapı’da, Kara Ahmed Paşa Cami ve Külliyesi, Silivrikapı- İbrahim Paşa Cami ve Külliyesi, Cerrahpaşa- Cerrahpaşa Cami ve Külliyesi ve Koca Mustafa Paşa Cami ve Külliyesi, Fatih- Amcazade Hüseyin Paşa Cami ve Külliyesi, Hırka- ı Şerif, İskender Paşa ve Bali Paşa Camileri, Eyüp- Zal Mahmud Paşa Cami ve Külliyesi, Üsküdar- Mihrimah Sultan Cami ve Külliyesi, Yeni Valide Cami ve Külliyesi, Eski Valide Sultan Cami ve Külliyesi, Aziz Mahmud Hüdayi Cami ile Çinili Cami ve Külliyesi ile Ayazma Cami, Şemsipaşa’da, Şemsi Paşa Cami ve Külliyesi, Beylerbeyi- Beylerbeyi Cami ve Külliyesi, Şehzadebaşı- Şehzade Cami ve Külliyesi, Eminönü- Yeni Valide Cami ve Külliyesi ve Rüstem Paşa Cami, Sultanahmet- Sultan Ahmed Cami ve Külliyesi ve Sokullu Mehmed Paşa Cami ve Külliyesi, Bayezıd Kütüphanesi’nde, 240.500 basma ve 10.698 el yazması eserin yer aldığı Bayezıd Cami ve Külliyesi, Nuruosmaniye Kütüphanesi’nde 10.000 el yazması ve 6000 basma eserin olduğu Nuruosmaniye Cami ve Külliyesi, Laleli- Laleli Cami ve Külliyesi, Çarşıkapı- Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Cami ve Külliyesi, Çemberlitaş- Atik Ali Paşa Cami ve Külliyesi, Divanyolu- Köprülü Mehmed Paşa Cami ve Külliyesi, Tophane- Kılıç Ali Paşa Cami ve Külliyesi ile Nusretiye Cami, Çarşıkapı- Çorlulu Ali Paşa Cami ve Külliyesi, Şehzadebaşı- Damad İbrahim Paşa Cami ve Külliyesi, Selimiye- Selimiye Cami, Beşiktaş- Hamidiye- Yıldız Cami, Ortaköy- Ortaköy-Büyük Mecidiye Cami, Şişli- Teşvikiye Cami, Emirgan- Emirgan Cami, Beyoğlu- Ağa Cami, Fındıklı- Cihangir Cami kentin Osmanlı döneminin çeşitli zamanlarının izlerini taşıyan ve gezilip görülmesi gereken önemli İslam dini yapılardır.

Ayrıca İstanbul’da Osmanlı’nın ilk dönemlerinden beri İspanya’dan gelen Yahudilerle sayıları artan ve yüzyıllar boyunca devam eden Musevi yurttaşların dönemlerinin mimari özelliklerini yansıtan dini yapıları sinagoglardan; Musevi nüfusun yoğunlukla yaşadığı yerlere yakın Şişhane, Galata arasında, 1951 yılında Mimarlar Elyo Ventura ile Bernar Motola’ya yaptırılan, ihtişamıyla en çok tanınan, düğünler, cenazeler, Bar Mitsvalar, Sünnet ve dini bayramlarda en çok kullanılan Neve Şalom Sinagogu ile Galata-Yüksek Kaldırım’da, 1905 yılında 14. yy. da Almanya’dan gelerek bu bölgeye yerleşen Aşkenazlar tarafından yaptırılan ve dönemin Osmanlı mimari özellikleri de yansıtan, kubbesindeki mavi ve yıldızlı süslemeleriyle dikkat çeken Aşkenaz Sinagogu ve Balat-Ahrida, İstipol, Yanbol, Galata- İtalyan, Tofre Begadim, Hasköy- Esgher, Karait, Kula, Maalem, Mayor, Parmakkapı, Sinyora, Haydarpaşa- Hemdat İsrael, Kuzguncuk- Bet Nisim, Bet, Ortaköy- Etz Ahayim, Osmanbey- Bet İsrael, Sirkeci- Bet Avraam, Çorbacı Han, Yeniköy- Tifferet sinagogları kentin Musevi cemaatine ait kutsal yapıları idiler.
Fatih-İstanbul Arkeoloji Müzeleri

İstanbul Arkeoloji Müzeleri, Sultanahmet’te, Gülhane Parkı ve Topkapı Sarayı arasında yer alan, 1891 yılında, Osman Hamdi Bey tarafından açılan ülkenin ilk müzesi, Müze-i Hümayun- İmparatorluk Müzesi adıyla -önce üç farklı yerde, üç farklı içerik ve adla – Arkeoloji Müzesi, Eski Şark Eserleri Müzesi ve Çinili Köşk Müzesi – açılan yapı, kentin en eski sivil mimarı örneklerinden biri olarak kabul edilmektedir.
Müzede öncelikle Osman Hamdi Bey’in kazılarını yaptığı Nemrud Dağı, Myrina, Kyme ve diğer Aiolia Nekropolleri’nde ve Lagina Hekate Tapınağı’ndan getirilen yapıtlar ile Lübnan- Sayda’daki Krallar Nekropolü’nde bulunan İskender Lahdi sergilenmeye başlanmıştır.

Halen dünyanın en önemli on müzesi arasında yer alan binada, Osmanlı’nın ve sonrasında Türkiye Cumhuriyet topraklarındaki kazılardan çıkarılan ve en son Marmaray ile Metro çalışmalarında bulunan, satın alma, bağış vb. şekilde elde edilen milyona yakın yapıt coğrafik, kronolojik ve tematik bir düzenleme ile açık ve kapalı alanlarda sergilenmektedir.

Fatih- Eski Şark Eserleri Müzesi’nde de Anadolu’daki ilk uygarlıklar, Urartu, Yunan öncesi döneme ait kalıntılar, çivi yazılı belgeler, Mısır ve Arap Yarımadasına ve İslamiyet öncesi döneme ait; adak heykelcikleri, MÖ 4- MÖ 1. yy. ait Akad Kralı Naramsi’nin Steli, Kadeş Anlaşması, İştar Kapısı ile 5.000 tane çivi yazılı tablet, güneş saati, Mısır mezar buluntularından özelikle lahitler ve kişisel eşyalar, Babil, Hammurabi Kanunu’nun 286 maddesinin yazılı olduğu stel, MÖ 18. yy. ait, Babi’de yazılan dünyanın en eski aşk şiiri yazıtı, Helenistik dönem Marsyas Heykeli, MÖ 7. yy. Roma dönemi ilk kadın şair Sapho Başı, MÖ 4. yy. Roma dönemi Tkyhe Heykeli, Miletos Faustina Hamamları Heykel Grubu, MÖ 356- MÖ 323 ait, Büyük İskender Başı, Ephebos Heykeli, Okeanos Heykeli ve müzedeki en değerli eser olarak kabul edilen Sidon’da bulunan İskender Lahdi olarak anılan Sidon Kralı Abdalonymos Lahdi, aynı yerde bulunan Ağlayan Kadınlar Lahdi, MÖ 10. yy. ait İbranice yazılmış Gezer Takvimi, Bizans dönemi, 10. yy. Simurg Kabartmaları, MÖ 725- MÖ 697 Kudüs- Siloa Yazıtı, 108 yılına ait Palmyra Mezar Odası buluntuları kronolojik sıra ile
sergilenmektedir.
Ayrıca müzenin Çinili Köşk Müze kısmında; 11- 20. yy. arası Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinden yaklaşık 2 bin yapıt- çiniler, seramikler ile Slip tekniği, Milet işi, İznik yapımı, Kütahya yapımı ve Çanakkale yapımı-sergilenmektedir.
Kütüphane kısmında da; yaklaşık 75 bin basılı, 2 bin elyazması kitap- din, tarih, astronomi, coğrafya, edebiyat, tıp, kanun, cebir-geometri, felsefe ve mantık vb.– ile 60 bin arşiv evrakı vb. bulunmaktadır.

