
Fatih-Beyazıt Meydanı-Forum Tauri- Tauros
İstanbul’un üçüncü tepesinde, Roma ve Helenistik dönemde nekropol- mezarlık olarak kullanılan Eğitim Fakültesi, İstanbul Üniversitesi’ne açılan meydan sahafları da içine alan dükkânlar, lokantalar, çok sayıda küçük işletmelerle kentin en işlek ve canlı merkezlerinden biridir.
Meydanı çevreleyen tarihi yapılarla- Çemberli Taş Yolu-Mese kare planlı, spiral kabartmalı sütun, 1749 yılında kentteki yangınları haber vermek için 85 m. yükseklikte yapılan kule, 442 bin 150 kitabı içine alan eskinin Simkeşhanesi şimdinin kütüphanesi– her dönem önemli bir merkez olmuştur.
Daha sonra 379- 395 yılları arasında I. Theodosius zamanında tekrar düzenlenen meydan,
1481- 1512 II. Beyazıt döneminde yaptırılan çeşitli yapılardan- cami, aşevi, mescit, sıbyan mektebi, tabhaneler, medrese, hamam, kervansaray- oluşan külliye ile Divanyolu, Hasanpaşa Hanı, Süpürgeciler Hanı, Seyyid Hasan Paşa Külliyesi, Mısır Çarşısı, İstanbul Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi, Sahaflar Çarşısı, Sultan Ahmet Meydanı’na yakınlığı ile bugünde kentin en çok ziyaret edilen meydanlarının başında gelmektedir.

Fatih-Çemberlitaş Meydanı- Forum Constantinus
Beyazıt Meydanı ile kentin en çok ziyaret edilen yapı ve yapıtlarının – Sultanahmet Cami, Topkapı, Ayasofya, müzelere vb. – bulunduğu Çemberlitaş Meydanı da tarihi yarım ada içindeki kentin ikinci tepesinde yer almaktadır.
Burası Roma ve Hellenistik dönemde kentin nekropolü- mezarlık ile kentin önemli noktalardandı.
İlk yapıldığı dönemde bugünkü halinden 5 m daha çukurda yer aldığı bilinen meydan, I. Constantinus tarafından 325 yılında kentin imar çalışmaları sırasında tekrar düzenlenerek mermerle kaplanmış ve çeşitli yapılar -iş merkezleri, seromoni alanı, heykel ve anıtlar vb– eklenerek cazibesi arttırılmıştır.
Meydanın ortasında yer alan 50 m yüksekliğindeki porfir sütun alanın sembolü olarak hala ayakta durmakla birlikte sütunun tepesindeki Güneş Tanrısı -Helios tipinde yapılan I. Constantinus’un tunç heykeli kaybolmuştur.
Zamanla çeşitli yangınlar ve yağmalarla zarar gören meydan sonradan eklenen Darüşşafaka Binası, türbe, cami ve hanlarla beraber halen tarihi yarım ada ve kentin en önemli merkezlerinden biridir.

Fatih- Aksaray Meydanı- Forum Bovis
Çeşitli araştırmalarla forumun ilk kurulum yerinin bugünkü Aksaray olmadığı özellikle Çapa’ya doğru kaydığı varsayılmaktadır.
Adını bir zamanlar ortasına dikilen Bovis- Öküz adlı bir heykelden aldığı sanılmaktadır.
Roma ve Hellenistik dönemlerde etrafı çeşitli tarihi anıt, bina ve heykellerle süslü olduğu bilinen meydan halen kentin önemli merkezlerinin başında gelmektedir.
Fatih- Strategion
Tarihi kaynaklarda Eminönü İskelesi’nin yakınındaki limana bağlı bulunan meydan bir çeşit pazar yeri olarak işlev görmekteydi.
Etrafına çeşitli binalar eklenen meydan halen kentin belli başlı ticaret merkezlerinden biridir.
Fatih- Kız Taşı- Forum Marcianus
Edirnekapı- İskenderpaşa- Kıztaşı Caddesi’ndeki dörtgen, kabartma mermer kaide üzerindeki granit porfirin 450- 452 yılları arasında kentin valisi Tatianus tarafından İmparator Marcianus için diktirildiği yapılan araştırmalardan ortaya çıkarılmıştır.
Zamanında porfirde çeşitli desen ve figürlerle -Viktorialar- Nikeler süslü başlığından dolayı sütun, Kız Taşı olarak da anılmaktadır.
Çeşitli dönemlerde yangın ve tahriplerle zarar gören meydan ve sütun yapılan çevre düzenlemeleriyle bugün de kentteki önemli tarihi alanlarındandır.

Fatih- Milion Meydanı ve Taşı
Halen Sultanahmet Meydanı’nda Yerebatan Sarnıcı civarındaki alanın tarihi kentin ilk kuruluş dönemlerine kadar gitmektedir.
Alan, kentteki uygarlıkların gelişimine paralel olarak genişlemiştir. Doğu Roma- Bizans’ın da merkezi olan meydanın ortasına tetrapylon şeklinde, kubbeli Marmara Adası mermerinden Milion adlı bir anıt da dikilmiştir.
Kentin ilk surunun kapılarından olan anıt, en önemli caddesi Messe’nin de başlangıç noktasıydı. Tahrip olmasına karşın kentin en eski anıtlarından biri olan sütunun çok belirgin olmaması yüzünden zaman zaman ziyaretçilerin gözünden kaçsa da halen kentin en önemli tarihi değerlerinden biridir.
Fatih- Sultanahmet Meydanı- Atmeydanı

İstanbul’un en ünlü meydanlarından biri olan Sultan Ahmet Meydanı, At Meydanı olarak da bilinir. Bizans döneminde hipodrom olarak kullanılan meydan, bugün kentin en çok ziyaret edilen turizm merkezidir.
Meydan, çeşitli dönemlerde eklenen tarihi yapılarla- Millenium Zafer Takı, Dikilitaş, Alman Çeşmesi, Yılanlı Sütun ve Konstantin Sütunu- ile kaplı meydan kentin en önemli yapılarıyla-Ayasofya Cami-Müzesi, Yerebatan Sarnıcı, Türk- İslam Eserleri Müzesi, Sultan Ahmet Cami, yakınındaki Topkapı Sarayı, Gülhane Parkı, Arkeoloji Müzesi, Mozaik Müzesi, Kapalı Çarşı vb.- donatılmıştır.

Halen eski – yeni çarşı, restaurant ve otellerin de yakınındaki meydanı her yıl binlerce insan ziyaret etmektedir.

Beyoğlu- Taksim Meydanı
Kentin en işlek yerlerinden biri olan meydan, İstanbul’un çeşme sularının taksim edildiği yer olmasından dolayı Taksim adını almıştır.
Yakın zamana kadar kentin kültürel merkezleri- Atatürk Kültür Merkezi, operalar, tiyatrolar vb. -içine alan meydan, yanındaki ünlü Beyoğlu Caddesi ile halen kentin en çok ziyaret edilen noktalarının başında gelmektedir.

Kuleler

Boğazın iki yakasına dizilerek kente göz kulak olan- gözetleyen kuleler, İstanbul’un pek çok noktasından gökyüzüne uzanarak geçmişten günümüze birbirlerini selamlar.
İstanbul’un çeşitli semtlerinde yer alan kuleler- Galata, Kızkulesi, Çamlıca, Kuleli, Selimiye, Beyazıt, Dolmabahçe, Üsküdar, Yıldız vb.– kentin en güzel ve önemli sembollerindendir.
Üsküdar- Kızkulesi- Leandros Kulesi

İstanbul’un en bilinen gözalıcı kulelerinden Kızkulesi’nin gemicilere yön göstermek, Karadeniz’den gelen gemileri kontrol etmek amacıyla bir fener kulesi olarak MÖ 410 yılında Atinalı Alkibiades tarafından yaptırıldığı düşünülmektedir.
Kule, daha sonra Bizans İmparatoru Manuel Komnenos tarafından fenere ve kaleye çevrilse de fetihten sonra tekrar kule olarak işlevine devam etmiştir.
Zaman zaman yangınlarla harap duruma düşen kuleyi III. Ahmet taştan tekrar yaptırmıştır.
Evliya Çelebiye göre; dört köşeli ve beş katlı kulenin gönderi 13 m yüksekliğinde idi.
Çevresi yaklaşık 120 m olan kule bir dönem kentin silah deposu olarak da kullanılmıştır.
Kulenin alınlığındaki üçgenin içine eklenen sultan tuğrası, yapının II. Mahmut döneminde de onarım geçirdiğinin işareti kabul edilmektedir.
Dönem dönem silahtarhane, sürgün yeri, radar istasyonu, siyanür deposu, zindan, karantina merkezi hatta ünlü Hezarfen Ahmet Çelebi tarafından uçuş üssü olarak da kullanılan kule, bugün restaurant, kafe ve gezinti mekânı olarak hizmet vermektedir.
Beyoğu- Galata Kulesi- İsa Kulesi- Mgalos Pyrgose

Galata’da, 10 bin ton ağırlığında, yaklaşık 70 m yüksekliğinde, 3.75 m duvar kalınlığı olan her biri 14 pencereli 9 kata sahip kulenin 500’lü yıllarda yapıldığı düşünülmektedir.
Bugün gerek kentin gerekse bölgenin sembollerinden biri olan kule, Cenovalılar tarafından başkule-donjon- olarak yapılmıştır.
Galata Kulesi, Bizans ve Osmanlılar döneminde kentin en önemli yapılarından biri olarak zindan ve ambar olarak da kullanılmıştır.
Tarihi süreç içinde zaman zaman onarımlar geçirerek ayakta kalan kule geçmişteki heybetinden bir şey kaybetmeden halen görenleri kendine hayran bırakmaktadır.
Beşiktaş- Dolmabahçe Saat Kulesi

Mimarisiyle kentteki diğer kulelerden farklılık gösteren yapıyı kentin ünlü mimarı Balyan Efendi aynı adlı saraya- Dolmabahçe Sarayı ek olarak 1890 yılında yapmıştır.
Yapımından bugüne İstanbul’un önemli simgelerinden olan ve kentliye saati hatırlatan kulenin gömme mermer sütunları görülmeye değer niteliktedir.

