DİYARBAKIR/Çermik- Bismil- Ergani ve Eğil

Çermik- Sinagog

Siyah- beyaz bazalt taştan yapılan ve yapım tarihi tam olarak bilinmeyen Sinagog günümüzde konaklama tesisi olarak kullanılmaktadır.

Nişlerin bulunduğu içi kısmı iki sütunlu üç kemerle ikiye ayrılan Sinagog’un iki kemerli dış cephesinde su düzeneği bulunmaktadır.

Çermik- Sinag Çayı Mağaraları Kabartmaları

Çermik’in kuzeybatısındaki mağaralardaki resimlerden paleolitik dönemde Anadolu’da ilk avcılığın yapıldığı anlaşılmaktadır.

Çermik- Haburman Köprüsü

Çermik -Haburman köyü yakınında, kitabesine göre Artuklular dönemi, 1179 yılında, Sinek Çayı üzerinde yapılan üç gözlü, 106 m uzunluğunda, 4,90 m genişliğindeki  köprünün ortadaki gözü  büyük ve sivri, yanlardakiler ise küçük ve yuvarlaktır.

1927 yılında ciddi bir onarım geçiren köprü geçmişten bugüne halk için hvermeye devam etmektedir.

Çermik- Kaplıcaları (Belkıs Kaplıcaları)

Diyarbakır’a  86 km uzaklıktaki kaplıcalarda sodyum, bikarbonat, sülfat, iyot, bromür, iyodür ve kükürt içeren 48 derecelik şifalı sular bulunmaktadır. 

Antik dönemlerden beri sağlık arayanların sıklıkla ziyaret ettiği kaplıcalar da termal oteller, sağlık merkezleri, havuzlar, masaj odaları vardır.

Bismil- Üçtepe (Tuşha veya Tuşhan) Höyüğü

Bismil, Diyarbakır’a 53 km uzaklıkta, içinden Dicle geçtiği için tarımıyla öne çıkan bir ilçedir. Diyarbakır’a 40, Bismil’e 12 km uzaklıkta, Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu’nun  en büyük çaplı höyüklerden -genişliği 200m x 180 m ve yüksekliği 44 m, konisi 200 m çaplı – Üçtepe Köyü’ndeki höyüğün tarihi MÖ 2000 Asur dönemine kadar gitmektedir. 

Göksu Çayı’nın batı kıyısındaki tüm ovaya hâkim, eski adı Tuşha veya Tuşhan olan höyük diğer yeni Asur yapı kalıntıları arasında yer almaktadır. 

Asurluların Hurrilerle yaptıkları savaşlar sırasında askeri üs olarak kullanmak amacıyla kurulduğu varsayılmaktadır. 

Bölge ve höyükte, 1865 yılında yapılan tarihi kazılar sırasında, Asur Kralı III. Salmanassar’ın Hurrileri nasıl yakıp yıktıklarını anlatan Asurca yazılı iki obelisk ele geçirilmiştir. 

Kazı çalışmaları sırasında obelisklerin yanında bulunan heykeller, sikkeler ve steller halen British Museum’da sergilenmektedir.

Eğil- Baraj Gölü ve Kral Mezarları

İl merkezine 45 km uzaklıktaki Eğil Barajı Gölü, balık çiftlikleri, baraj gölü manzaralı ağaçlarla çevrili piknik alanları, kentin serinleme ve nefes alma yerlerinden biridir. 

Tekne gezileri ve balık avlama turları da yapılan gölün çevresindeki önceki uygarlıklardan kalan kral mezarları olarak adlandırılan yapılar son derece ilgi çekicidir.

Ergani- Çayönü Höyüğü

Diyarbakır’a 45 dk Ergani’ye  7 km uzaklıktaki Hilar Köyü yakınlarında, MÖ 8750 – MÖ 5500 yılları arasına tarihlenen, altı farklı yapı evresi ortaya çıkarılmıştır. 

1963-1991 yılları arasında yapılan kazı çalışmalarında höyükte neolitik çağda iki döneminin –çanak çömleksiz ve çanak çömlekli– görülmesi tarihi yapının dünyanın en önemli örneklerinden biri olmasını sağlamıştır.

MÖ 9300-MÖ 6300 yıllarında yaklaşık 3.000 yıl boyunca ilk yerleşik avcı toplayıcı insanların Kuzey Mezopotamya ve Anadolu’da ilk tarım faaliyetlerini yaptığı,  hayvanların ilk kez evcilleştirildiği yerlerden biri olması açısından da höyük çok önemi bir arkeolojik alandır.

6000 m2’lik alana sahip Çayönü Höyük’te mimari açıdan da özellikle ızgara, dikdörtgen, hücre ve yuvarlak planların kullanılması, taş tabanlı, taş ve kerpiç kullanılarak evleri inşa ederek ilk kentleşme faaliyetleri yapmaları, sert kayalara insan figürleri oymaları, taş baltalar ve kemikten yapılmış iğneler kullanmaları vb pek çok değerli buluntuya rastlanan ender yerlerden biri olarak belirlenmiştir.

Çayönü Höyüğü, neolitik dönem tarihsel süreci içinde Anadolu’da ilk gömü törenlerinin yapılması –anne karnındaki pozisyonda gömüler, kafataslarının kırmızı aşı boya ile boyanması, ev içi gömü vb.- bakımından da önemli bir merkezdir. 

Ergani- Surp Asvadzadzin Ermeni Kilisesi

Hakkında çok az bilgi bulunan kilise, Ergani, Züulkifil Dağı’nda yer almakta, kâgir ve kubbeli olarak yapılmıştır.

Ergani- Hilar Kaya Mezarları

Ergani -Hilar- Sesverenpınar Köyü yakınlarında bulunan mezarlar, kalkerin enine ve boyuna aşınmasıyla oluşan mağaranın içinde yer almaktadırlar. 

1.- 4. yy. arasında nekropol- mezarlık olarak da kullanılan mağara, 14 yy.-15. yy. kervan yolu üzerinde olması nedeniyle mezar odalarının bu tarihlerde sayılarının arttığı ve genişletildiği görülmüştür. 

Ayrıca bu yüzyıllarda mezar odalarının yanına bir de mescit eklenmiştir. 

Dikdörtgene benzeyen mezarların içinde yarım ay şeklinde klineler ( kanepelerde) kemik parçaları bulunmuştur. 

Bazı mezarlarda dikkat çeken Süryanice yazıt ve kabartmaların yanısıra  şarap yapılmak için ayrılan bölüm ve bir de  sarnıç ta bulunmaktadır.

Hilal Mağaraları, 1. derece arkeolojik ve doğal sit alanı olarak koruma altına alınmıştır.

Ayrıca MÖ 5000 yılllarında kurulan kubbeli evleri ile bilinen Girikihaciyan Tepesi, Ergani’ye 5 km uzaklıkta, 1.515 m yükseklikteki Peygamberler (Zülküf) Dağı olarak bilinen kutsal Makam Dağı, Ergani’de kale, türbeler, Han Mağarası, Kikan Kaya Mezarları, Meryem Ana Kilisesi de tarihi yapılar ve doğal güzellikle  açısından gezilip görülmesi gereken önemli yapılardır.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top