
Arkeoloji Müzesi
İl merkezindeki Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi’nde Hititlerden başlayarak Roma ve Türk dönemlerine ait çok sayıda uygarlığın izleri kronolojik sıralamayla sergilenmektedir.
Müzede dünyanın ilk üniversitelerinden birine ait ünlü Rasat Kulesi’nin izlerinin bulunduğu Harran Harabeleri ile Dışkale– kent surları, Asurlular tarafından ilk kez yerleşim yeri olarak kullanılan Sumatar kalıntıları, Halfeti- Rumkale, Şuruç- Ebu Müslümi ve Viranşehir- Cebel Ensar Türbesi, Aslantaş Antik Kenti ile Dergâh, ikametgâh, mezar, ibadethanelerinin kalıntıları bulunmaktadır.
Ayrıca içlerindeki dikkat çekici duvar resimleri ve kabartmalarıyla Pognon Mağarası ve çok sayıda mağara ile 1.-2. yy.’ a tarihlenen Süryani Tapınağı ve Süryanice yazıtlarla çevrili Yağmurlu olarak da bilinen Soğmatar- Sumatar Antik Kenti kalıntıları görülmektedir.

Ayrıca Şuayip Peygamber’in mezarı, tarihi MÖ 3500 yıllarına giden Asur, Med, Babil, Makedon, Pers, Roma, Arap ve 1904 yılında Selçuklulartarafından yönetilen ve bir zamanlar Süryani piskoposluk merkezlerinden biri olan ve Bağdat, Halep, Şam, Urfa ve Diyarbakır Kervan yolunda, ilk adı Kefa olan Şuayip Kenti kalıntıları 1965- 1969 yılında ziyarete açılan Urfa Müzesi’nde bulunmaktadır.
Bunların yanında çeşitli höyüklerden –Kurban- Lidar- Titriş, Nevalla Çori, Harran, Hassek, Lidar- çıkarılan pek çok kalıntı bulunmaktadır. Dünyanın en eski tapınağı Göbeklitepe’ye ait eserler ve heykelleri, 180 cm boyutunda, kireçtaşından insanlık tarihinin en eski heykeli kabul edilen Balıklıgöl Adamı (Urfa Adamı), tapınak figürlerinin yanında paleolitik, neolitik ve kalkolitik dönemleriyle tunç ve demir çağlarına ait buluntuları sergilenmektedir.
Ayrıca Hellen, Roma, Bizans, Hz İbrahim Dönemi’e ait eserlerinde sergilendiği müzede sikke salonları bulunmaktadır.
Kentte çok eski dönemlerden başak yakın tarih Osmanlı’ya ait birçok tarihi eser de görülmektedir.
Tüm arkeolojik buluntular- taş ve bronz çağına ait eserler, Eros ve Psykhe Kabartması, Zafer Tanrıçası Nike, Göz İdolleri, Göbeklitepe Totem Dikmesi, Nevali Çöri- Yılanlı Kafa ile çok sayıda heykel, mozaik, mezar taşı, leopar, yaban domuzları, leylek, tilki, ceylan, akrep, yılan ve kafası olmayan insan kabartmalar ve antik yazıtlar– ile yerel kültür ve gelenekleri yansıtan etnografik objeler 29 bin m2’lik alanıyla üç katlı, 14 adet ana sergi salonu ve 33 adet canlandırma alanında sergilenmektedir.
Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi, tarih öncesinden günümüze uzanan bir yolun modern müzecilik ortamında gezmenin ve öğrenmenin keyfinin yaşandığı bir müzedir.
Kurtuluş Müzesi
İl merkezindeki Devlet Hastanesi yakınında bulunan müzede Kurtuluş Savaşı sırasında kahramanca mücadele ederek Şanlı ünvanını hak eden kentin ve kentlinin Fransız işgaline karşın verdiği mücadeleleri adım adım anlatılmaktadır. Müzede, modern bir ortamda sergiler de yapılabilmektedir.
Haleplibahçe Mozaik Müzesi

İl merkezi, Eyyübiye ilçesinde, 6.000 m2’lik alanıyla Türkiye’nin kolonsuz en büyük yapısı, Haleplibahçe Mozaik Müzesi’de bulunan mozaikler orijinal yerlerinde sergilenmektedir.
Müzenin en dikkat çekici mozaik eserleri; İki iç avlu arasındaki dikdörtgen salonun etrafına yerleştirilmiş odalardan oluşan Amazonlar Villas’na doğudan girilmekteydi. Villanın doğu-batı doğrultusunda uzanan ters “T” planlı ön avlusundan apsisli koridoruna geçerek ana salona ulaşılmaktadır.
Müzenin girişindeki dikdörtgen odanın zemininde Avlanan Amazonlar Mozaiği bulunmaktadır. Orfeus Mozaiği’nde aslan, ayı, leopar ve domuz gibi etobur, dağ keçisi ve at gibi otobur hayvanlar arasında, başının üstünde uçan kuşlarla başı sağa dönük Frig başlıklı ozan Orfeus lir çalmaktadır.
Villanın koruyucusu, inci ve altın takılarla süslenmişTanrıça Ktisis Mozaiğiiledikdörtgen ana panoda Akilleus’un yaşam evrelerini – dadısının kucağında, annesi Thetis’in topuğundan tutarak ölümsüz Styks Irmağı’na daldırması, annesine vedası, ömür ipliğini büken kader tanrıçaları Moira’lar, bilge at adam Kheiron tarafından eğitilmesi, Akhilleus’un Troia Savaşı’na gidisini üzgün gözlerle izleyen anne Thetis- anlatanAkilleus’un Hayatı Mozaiğimüzenin en önemli parçalarıdır.
Ayrıca kentte Urfalı sanatçı Müslüm Gürses’in yaşamına dair eserleri Müslüm Gürses Müzesi’nde sergilenmektedir.

Gümrük Han

Gümrük Han, İl merkezi, Kapalıçarşı’ya bitişik 1562 yılında Behram Paşa tarafından yaptırılmıştır.
Ticaret yoları üzerinde tüccarlar, malları ve hayvanları için yapılan hanlar ülke genelinde kentlerin en işlek merkezleriydi.
İki katlı olarak inşa edilen Gümrük Han’da Selçuklu, Artuklu ve Osmanlı han mimari ve süsleme özellikleri göstermektedir.

Han, avluları, revakları, odaları ve mescidi ile kentin en görkemli yapılarındandır.
Kentteki on handan –Gümrük, Hacı Kamil, Barutçu, Mençek, Şaban, Kumluhayat, Fesadı, Samsat Kapısı, Millet ve Topçu hanları– biri olan yapı yanındaki Hanı Sipahi, Kazzaz pazarları ve Hüseyniye çarşılarıyla kentin en önemli alışveriş merkezlerinden biridir.
Zaman zaman onarımlar geçiren han, bugün el sanatları atölyeleri ve hediyelik eşya dükkanlarıyla , kentli ve turistlerin en çok ziyaret ettikleri yerdir.

Tarihi Kapalı Çarşı

Şanlıurfa merkezi, Gümrük Han ve Sipahi Pazarı’na bitişik klasik Osmanlı dönemi yapısı Kapalıçarşı, 1562 yılında, düzgün kesme taştan yapılmıştır.
Bedesten şeklindeki çarşıya 4 kapıyla -doğudaki ana kapı Hanönüne, batıdaki Sipahi Pazarı’na, güneydeki Pamukçu Pazarı’na, kuzeydeki Gümrük Han’a açılan– girilmektedir.
Sıralı dükkanlar yanında bir o kadar da tezgahın açılı olduğu çarşı, kentin en yoğun ve rağbet gören yeridir.
Her türlü eşyanın – halı, kilim, bakır eşyalar, kalaycılar, baharatlar, tüm ev eşyaları, yöresel giysi ve aksesuarlar vb.- satıldığı çarşıda dükkanlar ve tezgahlar sağlı-sollu dizilmiştir.
Çarşı, içi ve yakınındaki çok sayıda kafe, restaurant vb ile kentte en çok ziyaret edilen mekandır.
Halıcılar, Bakırcılar, Kuyumcular, Yemeniciler vb. bölümleri olan çarşının üstü tonozla örtülüdür.

Şanlıurfa Kalesi

Kent merkezine yakın Dambak Tepesi’de, MÖ 2000 yılında yapıldığı varsayılan kalenin 201 yılında Osroene Kralı Büyük Abgar tarafından yeniden inşa edildiği düşünülmektedir.
İç ve dış kale olarak iki bölümden oluşan kalenin duvarları 814’te Abbâsîler tarafından yapılmıştır. Haçlı Seferlerinde de kullanılan kale zamanla harap duruma düştüğü için Osmanlı Dönemi’nde onarılmıştır.

Surlarla çevrili yapının iç kale kısmında 25 burç ve tek kapı, dış kale kısmında da dört kapı bulunmaktadır.
Tüm kente hakim konumu ile kale onarımlarla bugün festivaller, şölenler yapılacak hale gelmiştir. Kalenin etrafına da çok sayıda cafe, restaurant vb. yapılmıştır.

