

Mor Abraham Habel (Hobel) Manastırı
Tüm inananlar tarafından kutsal kabul edilen Turabbdin (Kulların Dağı) bölgesinde kurulan en etkileyici dini yapılardan Mor Abraham Habel Manastırı, 5. yy.’da Süryani keşişler Abraham ve Habel tarafından yaptırılmıştır.
Yan yana dizili üç kilise –Mor Habel, Mor Abraham ve Meryemana kiliseleri- yemekhane, odalar ve aile mezarlığından oluşan manastırda bir dönem haftanın üç günü tüm bölge halkıyla ayin yapılmaktaydı.
Mezarlıktaki mezar taşlarının ailelere göre farklı renklerden oluştuğu görülmektedir.
Özellikle Süryanilerin çoğu bölgeden ayrılmak zorunda kaldığı için cemaati azaldığından ayinlerin aksamasıyla birlikte yapı da oldukça harap duruma düşmüştür.
Ancak 2000 yıllarında sonra onarılan manastır, turizm amaçlı da olsa ziyarete açılmıştır.

Mor Loozor Manastırı
Turabdin (Kulların Dağı) bölgesindeki manastırın 5. ya da 6. yy’ da yapıldığı bilinmektedir. Mimarisi, süslemeleri ve işçiliği açısından dönem özelliklerini yansıtan manastırın en önemli özelliği kulesinin son derece büyük olmasıdır.
Kilisenin içindeki bölgedeki ustaların elinden çıktığı belli taş ve ahşap işlemeleri, bitkisel, geometrik ve özellikle dini motiflerinin güzelliği hayranlık uyandırmaktadır.
Kesme taştan inşa edilen manastır, yine 3 m yükseklikteki kesme taş surlarla çevrilidir.
Mor Loozor Manastırı, 2021 yılında UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne dahil edilen 9 manastırdan biridir.
Manastır, bölgeyi ziyarete gelen dini ya da turistlik amaçlı gezginlerin en önemli uğrak noktalarındandır.
Güngören Köyü- Mor Estafanos (Mor Stefanos )Kilisesi
Bölgenin en dikkat çekici kiliselerinden biri Mor Estafanos Kilisesi, Midyat’ın Güngören (Keferbe) Köyü’nde bulunmaktadır.
Yazlık ibadet mekanı olarak kullanılan kilise ilçe merkezine yarım saatlik mesafededir.
Kilise, Ermeni Cemaat tarafından yöresel kesme taştan inşa edilmiştir. İç avlulu yapının vaftizhanesi Vaftizci Mor Yuhanon Kilisesi bulunmaktadır.
Turabdin bölgesi en güzel köy kiliselerinden Stefanos Kilisesi’nin uzun orta nefi doğu-batı yönünde yerleştirilmiştir.
Kilisenin gerek mimarisi, gerek süslemeleri, dini motifleri, vaftizhanesi, geniş avlusu ile dikkat çekmektedir. Kilise 1650 yılından beri eğitim amacıyla kullanılmaktadır.

Mor Yusuf (Surp Hovsep) Kilisesi
Şar Mahallesi’ndeki kilise, Ermeni Meclis-i Mebusan üyesi olan Hovsep Kazasyan, Ermeni Katolik cemaati ve Melkun Nazaryan tarafından Mimar Lole’ye 1864 – 1894 yıllarında yaptırılmıştır.. Nemden korumak için temeline tonlarca tuz konması kiliseye ayrı bir önem verildiğini göstermektedir.
Mor Barsavmo Kilisesi
Yapımına 4. yy.’da başlanan Süryani Barsavmo mucizeleri ve erdemleriyle öldükten sonra aziz yapılmıştır.
Dönem mimari ve süsleme özelliklerine göre inşa edilen kilise, zamanla harap duruma düşmüş ancak 1910 yılında eski temelleri üzerine geleneksel biçimde yeniden inşa edilmiştir.
Mor Barsavmo Kilisesi, bezemeleri, motifleri ve zengin süslemeleri ile son derece estetik bir yapıdır.
Mor Şarbel (Aziz Şarbel Mahluf ) Kilisesi
Midyat merkezi Akçakaya Mahallesi’ndeki kilise, bölgenin ve kentin en son inşa edilen, en etkileyici, en büyük kiliselerinden biridir.
Müslümanlar, Hıristiyanlar ve özellikle Süryaniler için değer verilen ‘Lübnan’ın Mucizevi Keşişi” kabul edlilen Lübnanlı Marini keşiş ve rahip, Şarbel adına adanmıştır.
Küçük yaşlardan itibaren kendini dine acıyan Şarbel, yaşarken gösterdiği mucizeler ile Katolik kilisesi tarafından öldükten sonra aziz ilan edilmiştir.
Ortodoks Süryani nüfusun bölgede çok olduğu dönemde 1900’lü yılların başında yapılan metropolitik kilise, yöreye özgü Midyat taşından inşa edilmiştir.
Yapının geneline yayılan özenli taş ve ahşap işçiliği son derece etkileyicidir.
Bethil Kilisesi
Midyat, Cumhuriyet Caddesi, Konukevi yakınındaki kilise, yöresel Midyat taşından yapılmıştır. Kare planlı, kubbeli kilisenin içinde ve dışındaki taş ve ahşap işçiliği görülmesi gereken önemli bir dini yapıdır.
Protestanlarca son derece önemli bir ibadet mekanı olan kilise, sıklıkla ziyaret edilen bir yapıdır.
Mor Aksanoya (Mor Ahısnoya) Kilisesi
İlçenin en eski dini yapısı olan Mor Aksanoya Kilisesi, 4.yy.’da bir Pers-Mecusi tapınağı üzerine yapılmıştır.
Mimarisi ve süslemeleriyle dikkat çeken kilise kullanılmadığı için harap olmuştur.
Kilise, 1961’de eski kalıntılardan yararlanılarak restore edilmiştir.
Meryem Ana Manastırı
Anıtlı (Hah) köyündeki manastır, bir Roma mecusi tapınağı üzerine 5.-6. yy.’da kurulmuştur.
1. yy.’da Roma zafer takını andıran yapının üstünde çan kulesi bulunmaktadır.
Kare planıyla Deyrülzaferan Manastırı’na benzeyen yöresel taşlarla inşa edilen manastır, Süryaniler tarafındançoklukla ziyaret etmekteydi.

Hah Katedrali-Mor Sobo Kilisesi
Katedraller Köyü denilen Anıtlı (Hah) Köyü’ndeki Hah Katedrali, ilçe merkezine yarım saatlik mesafededir. Mor (Aziz) Sobo’ya adanan Hah Katedrali 6. yy.’da inşa edilmiştir.
UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde bulunan yöresel taşlar ve mimari özelliklere göre inşa edilen kilise, harap durumdadır. olsa da temel mimari özelliklerini koruyor.

İzozoel Kilisesi
Altıntaş (Keferze) köyündeki kuzeyine doğru yükseltilerek yapılan kilise, köyü görebilen son derece güzel bir yere konumlanmıştır.
Mor Gabriel Manastırı, mimarı Şufnayn’ın oğulları mimar Theodosius ve Theodore tarafından 6. yy.’da yapıldığına inanılan kilise, Turabdin bölgesinin en iyi yılları 8.yy.’a tanıklık etmiştir.
Bulunduğu yere uygun görkemli çan kulesine sahip kilisenin mimarisi, süslemeleri, dini motifleri, taş ve ahşap işçiliği ile görülmesi gereken önemli bir dini yapıdır.

Mor Abraham Kilisesi
Yöresel taşlarla dönem mimarisine uygun, Mor Gabrielli Abraham ve Hobel isimli iki keşiş tarafından 5. yy.’da yapılan kilisenin Meryem Ana kubbesi vardır.
Midyat Hıristiyanlarının merkez mezarlığı da bulunan kilise en çok ziyaret edilen dini mekanlardandı.
Mor Şimuni Kilisesi
Tanrıya inancından dolayı yedi çocuğu ile öldürülen ve azize ilan edilen Mor Şimuni adına adanan kilise, 6.yy.’da yapılmıştır.
Yöresel taşlar ve mimari özelliğine bağlı kalınarak yapılan kilise, tüm Mezopotamya manzarasına hakim bir noktada bulunmaktadır.
Kırklar Kilisesi’ne benzetilen yapı, bir azizeye ilan edilen tek kilisedir.
Yapının süslemeleri, dini motifleri, ceviz kapıları, sunağı ile görülmesi gereken önemli bir yapıdır. Bölgenin en güzel kiliselerinden biri olan Mor Şimuni’nin çan kulesi, Mimarbaşı Cabare Kandura tarafından yapılmıştır.

Mor Gabriel- Deyrulumur- Manastırı
Mor Gabriel- Deyrulumur- Manastırı, Turabbin Metropolitliği’nin merkezi Midyat’a 18 km-23 km uzaklıkta yüksek bir tepede 397 yılında Savurlu Mor Smuel ve Kartminli Mor Şemun tarafından kurulmuştur.
Meşe ağaçlarıyla yapılan Mor Gabriel- Deyrulumur- Manastırı, Ortodoks Süryani kadim cemaatinin en önemli ve büyük yapıtlarından biridir.
Manastır, 615-1049 yılları arasında Metropolitlik merkezi iken farklı dönemlerde, değişik amaçlarla yapılan eklemelerle, çeşitli kişiler tarafından -395-408 Kral Arcadius zamanında Mor Şemun zamanında barınma ve dua yerleri, 408- 450 Kral Theodosius zamanında lahitler için abide evi, Meryem ana Kilisesi, Resuller Kilisesi, Kırkşehit Kilisesi, Mor Smuel Mabedi, Theodora Kubbesi ve Mor Şlemun Mabedi- büyütülerek bugünkü halini almıştır.
17 m yükseklikteki çarpıcı kubbeleri, eşsiz taş ve ahşap işçilikleri, orijinal dini motifleri ile Mor Gabriel- Deyrulumur- Manastırı, 2021 yılında UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne de dahil edilmiştir.
İl merkezine yaklaşık 60 km -70 km uzaklıkta, en bilinen, denizden 1070 m yükseklikteki ilçe Midyat, coğrafi özellikleri, tarihi, mimarisi vb. ile Mardin’e benzemektedir.
“Diller ve Dinler Şehri” kenti denen Midyat, tarihi boyunca çeşitli dinlere (Katolik, Ortodoks, Protestan- Hıristiyanlık, Yezidilik ve İslam) ve dillere (Asurca, Akadca/Aramice, Süryanice, Kürtçe, Türkçe ve Arapça) kucak açmıştır. Midyat bir dönem özellikle Süryaniler için en önemli yerleşim yeri iken göçlerin ardından ilçe merkezi yakınındaki Estel’e kaymıştır.
Tarihi MÖ 3000 Sümerlere giden ardından Asur ve Akadların yaşadığı Midyat’ın adına ilk kez, MÖ 9. yy.’da kenti ve bölgeyi ele geçiren Asur Kralı II. Nasurnipal’ın yazdırdığı tabletlerinde rastlanmıştır. Tabletlerde kentin adının Süryanice ve Aramice vatanım, mahallem anlamında Matiate olarak yazıldığı görülmektedir.
İl merkezi ve bölgeyle birlikte çok sayıda ulusun -Hitit, Asur, Pers, MÖ 1300-MÖ 900 Urartu, MÖ 2025 -MÖ 612 Asur, MÖ 678-MÖ 550 Med-Pers, MÖ 333 Yunan- Makedonya, Helen, MÖ312-MÖ 63 Selevkos, MÖ 54 Roma, 205-310 Pers-Sasani, Roma, 330-641 Bizans, 641 Arap istilaları ve 750 Abbasi ,895 -1004 Arap-Şii Hamdaniler, 1089 Selçuklu, 1127 Zengiler, 1130 Artuklu, 1335 İlhanlı (Moğol), Eyyubi, İlgazi, Memluk, 1406 Karakoyunlu ile 1350-1502Akkoyunlu, 1508 Safavi , 15. yy. Timur ve 1517 yılında Yavuz Sultan Selim zamanında da Osmanlı- yaşadığı Midyat, Hıristiyanlık döneminde ayrı bir önem kazanmıştır.
Taş konakları, kemerli geçitleri, çan kuleleriyle tarihten günümüze uzanan bir kent olduğu hemen anlaşılan Midyat insana zaman tüneline girmiş duygusu verir.
Taş işleme sanatı (Nahid), gümüş işleme ile öne çıkan kentte yakın zamana kadar Süryanilerin çokça yaşadığı bilinmektedir. Kentteki tarihi evler, kiliseler, taş sokaklar, telkari gümüşleri yapan atölyeleri ile hala tarihin kokusunu hissetmek mümkündür.

Ulu Cami
Midyat merkezde ilçenin en eski camisi, 800 yılında yapılmıştır.
Sarı kesme taştan yapılan caminin özellikle mihrabının bitkisel ve geometrik süslemeleri dikkat çekicidir.
Caminin yanında tek seferli bir de minare bulunmaktadır.
Cevat Paşa Cami
Midyat merkezinde yer alan cami 1915 yılında inşa edilmiştir. Osmanlı son döneminde görev yapan Cevat Paşa tarafından yaptılan cami, geniş avlusu ve kalın duvarlarıyla bilgeyle uyumlu yöresel katori taşla inşa edilmiştir.
3000 m2’lik caminin mimarisi, küçük kubbeleri ve geleneksel süslemeleri, bitkisel ve geometrik desenli motifleri, taş oymaları son derece etkileyicidir.
Küre taşından yapılan son derece büyük ölçüdeki süslü minareye sahip cami kentin en önemli dini mekanlarından biridir.
İlçe merkezinde Kuyumcular Çarşısı yanındaki han, 1903 yılında sarı katori taşından inşa edilmiştir.

Gelüşke Hanı
Han, geleneksel Süryani yapılarından kabul edilen dikdörtgen planlıdır.
Bir dönem ticari amaçla kullanılan bir dönem köylü pazarı olarak kullanılan han halen turizm amaçlı restorant, bahçeleri, süs havuzları ve kafeleriyle gezginlere hizmet vermektedir.
Estel
Midyat ilçesi, eski yerleşim yeri ve Estel olarak ikiye ayrılabilir. Süryanilerin çoğunlukla yerleşim yeri olan Estel’de çok sayıda tarihi binaya yeni konutlar eklenmiştir. Mardin’i andıran dar uzun, açık sarı taş sokaklara dizili kalın duvarlı, katori (Midyat taşı) taş konaklar, kiliseler, manastırlar kentin tarihini günümüze taşır.
Kentin pek çok yerinde karşınızIa çıkacak restaurant, kafe ve dükkanlarda yöresel yemekler, şaraplar yanında dışında telkari gibi geleneksel bulunmaktadır.
Estel Hanı
Midyat’a yaklaşık 2 km uzaklıktaki Estel Hanı, Ulu Cami Mahallesi’nde yer almaktadır.
Yapım tarihi tam belli olmayan 3 katlı hanlardan, U planlı Estel Hanı düzgün kesme taştan yapılmıştır. Bodrumu kayaya oyularak yapılan tek avlulu han, beşik tonozlu; dıştan ise üzeri düz damla örtülüdür.
Gösterişli giriş kapısı, etkileyici taş ve ahşap işçiliği ile kente gelenlerin görmesi gerek han, 2021 yılında Midyat Belediyesi tarafından aslına uygun olarak restore edilerek müzeye çevrilmiştir.
Müzede, Akad, Hitit, Asur, İskit, Roma, Bizans, Selçuklu, Artuklu ve Osmanlı dönemi eserleri sergilenmektedir.
Müzenin Etnografya bölümünde yüzlerce yıllık el yapımı kilimler, süs eşyaları, yöresel giysiler ve günlük eşyalar gibi birçok etkileyici kültürel oje gözler önüne serilmektedir.
Çevre Kültür Evi
Midyat Belediyesi Kültür Evi de denilen Midyat Kent Müzesi yakınındaki Estel Kültür Evi ilçe merkezi olmak üzere tüm bölgeye yayılan Süryani kültürüne ait yöresel giysiler, el yapımı sanat ürünleri, süs eşyaları, takılar, taş oymalar, baharat ve şarapların sergilendiği tadıldığı ve satın alındığı önemli bir mekandır.
Konuk Evi
Kent merkezinde, katori (sarı Midyat taşı) ve kayaların oyularak yapılan 3 katlı evin taş ve ahşap işçiliği göz kamaştırmaktadır.
Midyat’ın en güzel konağı olan yapı, yöreye özgü el dokuması kilimler ve antikalarla dekore edilmiştir.

Taş Süryani Evleri
Midyat’ın tamamına yayılan kalori taşından yapılan taş ve Süryani evleri dar sokaklarda nefes almaya çalışmaktadır. Yüzlerce yıllık tarihiyle onarılarak günümüze taşınan evler, mimarileri ve süslemeleriyle dönemlerinin özelliklerini yansıtmaktadırlar.
Bazıları turizm amaçlı otel, motel, restaurant cafe gibi mekanlara dönüşse de evlerin güzellikleri hala göz kamaştırmaktadır.
Köşk Meydanı
Midyat’ın en hareketli yerlerinden bir Köşk Meydanı, kentin en önemli buluşma noktalarından biridir.
Gümüşçüler Çarşısı yakınındaki meydanın etrafı tarihi binalar, evler yanında çok sayıda restoranlar, kafeler, yüzlerce ürünün satıldığı dükkanlarla çevrilidir.
Kenti ziyarete gelenlerin mutlaka bir mola verdikleri meydan çok sayıda fotografa da yer almaktadır.
Beyaz Su
Mardin’den Midyat’a giderken yolda mola verilmesi gereken en önemli doğal yerlerden biri olan Beyazsu Deresi, Nusaybin’e 20-25 km, Midyat’a 15-20km uzaklıktadır. Midyat’ın güneyindeki platodan beslenen dere, her mevsim ayrı güzellik sergilemektedir. Buz gibi berrak suya sahip dere ve etrafındaki yeşil alan mutlaka görülmesi gereken bir güzelliktir.

Kafro Köyü
Midyat’a 15 km uzaklıkta, en ilginç köylerden Kafro’da uzun yıllar Süryaniler yaşamıştır.
Ülke dışına çıkmak zorunda kalan Süryaniler yazın köylerine geldiğinde oldukça hareketlenen ilçe ve köyün dar sokaklardaki taş evler ve konaklarda kalırlar.

Gümüşçüler ve Kuyumcular Çarşısı
arihi İpek Yolu’na dayansa da son yıllarda onarımlarla ve artan turlarla hareketlenen kent gibi çarşı da geleneksel motiflerini yeni yeni ürünlerini sergilemektedir.
Gümüşçüler ve Kuyumcular çarşısını gezmeden ve alışveriş yapmadan Midyat’tan dönmek olanaksız gibidir.
Mimarisi, süslemeleri, işlemleriyle çarşı sadece bir alışveriş mekanından öte bir çeşit müze gibidir.
Midyat Mağaraları
Birbirine bağlanan çok sayıdaki mağara çalar boyunca, çok sayıda ulus tarafından konaklama ve güvenlik amacıyla kullanılmıştır.
Özellikle Süryanilerin mağaranın içindeki kayaları oyarak odalar, avlular, mahzenler ve mabetler yapmışlardır.

Turabdin Platosu
Midyat yakınındaki anlamı“Kulların Dağı” olan Turabdin Dağı üzerindeki plato sağladığı olanaklar düz arazi, ormanlar, dereler, mağaralar vb. ile binlerce yıldır insanların yaşadığı en önemli merkezlerden biri olmuştur.
Tarihi MÖ 4000 yıllarına giden plato, Paganların tapınaklarından ilk Hıristiyanların manastırlarına Müslümanların camilerine ev sahipliği yapmaktadır.
İpek Yolu üzerinde olan platonun özellikle ticari gelişimi ilk dönemlerden beri hızlı ve devamlı olmuştur. Sayıları neredeyse 80’e varan manastıra sahip platoda bölgeye özgü Midyat taşı ile yapılan gerek dini yapılar gerekse diğer yapılar halen ayaktadır.
Plato, bölgeye gelenlerin mutlaka uğrak verdikleri noktalarından biridir.

