
Ereğli -İvriz Hitit Anıtı
Tuvana Krallığı Başkenti Ereğli’ye 12 km uzaklıktaki Halkapınar- İvriz Barajı’nda yer alan dünyanın ilk yazılı tarım anıtı olduğu varsayılan 4.20 m x 4.20 m boyutundaki bir kabartma, MÖ 727- MÖ 742 geç Hitit dönemi sanatının en güzel örneklerindendir.
Asur ve Frig etkilerini de taşıyan kabartma, Hava ve Fırtına Tanrısı Tarhundas- Teşup yeni yıl kutlaması için Tuvana Kralı Varpalavas’a elindeki başak demetini ve belindeki üzüm salkımlarını verir şekilde yapılmıştır.
Kabartmada tanrının kraldan büyük olarak yapılmasının nedeni yıl içinde olacak bereket ve yağmurların tanrıya bağlı olmasından dolayıdır.
İki resmin arasındaki hiyeroglif yazıda, “Ben hâkim ve kahraman Tuvana Kralı Varpalavas; sarayda bir prens iken, bu asmaları diktim, Tarhundas onlara bereket ve bolluk versin.” yazılıdır.
Ereğli-Sazlık

Ereğli yakınlarında 5900 hektarlık, 983 m yükseklikteki İvriz suyuyla beslenen sazlıkta 200 kuş türünün barındığı için ülkedeki A sınıfı 19 sulak alandan biri olarak kabul edilmektedir.
Sazlık ve batısındaki Akgöl, güneyindeki Düden Gölü’nde gündüz de görebilen Kukumav baykuşu, sincap türleri, ördekler- macar, yeşilbaş, elmabaş, kepçeler vb. ile çeşitli kuşlar- sakarmeke, karabatak, pelikanlar, turnalar, kuğu, toy, balıkçıllar, leylekler, sumrular- ve başta sazan olmak üzere pek çok balık türü bulunmaktadır.
Ancak pek çok sulak alanda olduğu gibi burası da bölgenin kanalizasyon, baraj, fabrika atık suları yüzünden kirlenip suları azaltıldığı için tehlike altındadır.
Karapınar- Meke Gölü

Karapınar’a 8 km uzaklıkta, eşsiz bir doğa harikası olan krater gölü, pleistosen dönem-5 milyon yıl önce ve 9000 yıl önce– zeminde oluşan iki farklı volkanik patlamayla oluşan koni- 800 m uzunluğunda, 500 m genişliğinde ve 25m -12 m derinliğinde, 4 km çapı olan, 50 m yükseklikte- içinin su dolamasıyla ile meydana gelmiştir.
Denizden yaklaşık 981 m yükseklikteki göl, etrafındaki doğal çeşitlilik ile dünyada eşi olmayan yağmur ve yeraltı sularıyla beslenmektedir.
Eşsiz jeolojik yapısının yanında etrafındaki bitkiler ve kuşları besleyen göl yazık ki son yıllarda yeraltı sularının yanlış kullanımı sonucu kurumaya yüz tutmuştur.
Çumra- Çatalhöyük

Farklı yükseklikte iki tepe arasında, çatal şeklindeki düz bir alanda yer alan Çatalhöyük, Anadolu’daki ilk yerleşim yerlerinden biridir. Çatalhöyük, şişman, iri göğüslü, geniş kalçalı ve bazen de doğum yaparken betimlenen, 5 cm-15 cm boyutlarında heykelleri yaygın olan Ana tanrıça Kibele’ye tapan insanların yaşam alanıydı.
Tarihi neolitik döneme MÖ 10000- MÖ 8000- MÖ 5500 kadar giden ve 10 bin kişinin yaşadığı varsayılan Çatalhöyük, özgür göçebe toplumun merkezi otoritesiz bir yaşama adım attığı, sokaksız, bitişik nizamlı düz tavanlı damların kapı olarak da kullanıldığı evlerin tabanlarına ölülerin gömüldüğü bir yerleşim yeridir.
Genellikle dörtgen müstakil duvarlı, bir oda ve bir depodan meydana gelen kerpiç tuğlalı evlerin içindeki 10-30 cm. yükseklikte sekiler bulunmaktaydı. Ev duvarlarındaki nişlerin resimleri- doğal bitkileri kaynatarak yaptıkları boyalarla çizdikleri boğa, koç ve geyik başları- dikkat çekmektedir. Özellikle sıvalı evlerinin duvarlarına sarı, siyah ve kırmızı boya ile patlayan Hasan Dağı’nın resimleri dünyanın ilk peyzaj mimari resimleri kabul edilmektedir.
Neolitik dönem MÖ 5500 yılına ait 13 yapı katında çok sayıda Anadolu’daki ilk ev ve kutsal mekân mimari kalıntıları, mezarlar, freskler, pişmiş kaplar, baltalar, sığ tabaklar, çarksız siyah ve kiremit renkli kaplar, çanaklar yüksek kabartma bereket tanrıçası motifleri, süs eşyası bilezik ve kolyeler, heykelcikler, ana tanrıça figürleri, leopar ve diğer canlılara ait kemik parçaları, seramikler, kemikten yapılan kesici ve delici aletler, obsidyen mızrak ve ok uçları kazılar sonucunda ortaya çıkarılan değerli parçalardan bazılarıdır.
Ayrıca dönemin ölü gömme -ölü önce akbabalara verilerek etlerinden temizletilir sonra kemikleri evin tabanına gömülürdü- düşüncesine yol açan resimler de son derece önemli tarihi verilerdir.
