
Ulu Cami

İl merkezi, Atatürk Caddesi’ndeki Ulu Cami, 1396- 1400 yılında Mimar Ali Neccar’a, Yıldırım Beyazıd tarafından yaptırılmıştır.
Söylenceye göre; Niğbolu seferinde başarı olan Yıldırım Bayezid yirmi cami yaptırmak istemiş ama damadı Emir Sultan’da onun yerine yirmi kubbeli bir büyük cami yatırın demiş ve Ulu Cami Niğbolu ganimetleriyle inşa edilmiş.
Osmanlı dönemi çok kubbeli cami örneklerinden biri olan ve dikdörtgen planlı, düzgün kesme taştan yapılan Ulu Cami, dönemin mimari özelliklerini de yansıtmaktadır.
55.00 x 69.00 boyutları ve yaklaşık 3165,5- 318 m2’lik iç alanıyla ülkenin en büyük Ulu Cami’sinin 20 kubbesini 12 ayak taşımaktadır. Caminin sadece orta kubbesinin üstü açıktır.
Ancak farklı zamanlarda yangınlar ve depremlerle zarar gören cami dönem dönem onarımlar geçirmiştir.
Doğu, batı ve kuzey yönünden üç kapıyla girilen caminin duvar kalınlıkları doğu 2,80 m, batı 3,10 m, kuzey 2,40 m ve güney duvarı ise 2,20 m birbirinden farklı olarak tasarlanmıştır.
Cami içindeki Selçuklu ve Osmanlı tarzı geometrik süslemeler, 13 yazı karakteriyle 41 hattat tarafından kaleme alınan 192 yazı, 105 levha, 87 duvar yazısı, tutkal ve çivi kullanılmadan kündekari teknikle yapılan ceviz minber, mihrap, sekiz sütun üzerinde yükselen sade mahfil, kum saati şeklindeki sütunçeler, mermer kürsü, ahşap süslü üç kapı, nefeslik denilen açıklıkları bulunan mermer söveli pencereler, değerli saatler, şamdanlar, Kur’a-ı Kerimler ile son derece güzel, zarif, estetik, tarihi, mimari ve dini değeri yüksek bir yapıdır.
Kentteki gayri- müslimlerin yapımında maddi ve manevi yardımlarından dolayı cami pencerelerine Davut Yıldızı ve Haç oymaları da eklenmiştir.
Caminin doğu ve batı duvarlarına bitişik, ç ve dış iki farklı girişleri olan iki minaresi mermer ve tuğla karışımıdır.
Ayrıca Ulu Cami’de Allah’ın tekliğini ifade eden tek merkezden gelen su, 33 farklı yerden fışkırmaktadır.
Üç şadırvanı içinde 16 köşeli fıskiyeli havuzu ile görenlerde hayranlık duygusu uyandırmaktadır.
1494-1889 arasında defalarca deprem ve yangınlardan tahrip olan cami, çeşitli kereler onarılarak bugüne gelebilmiştir.

Aladdin Paşa Cami
Bursa’nın ilk camisi kabul edilen yapıyı 1326 yılında Orhan Bey’in kardeşi Alaaddin Bey yaptırmıştır.
Kentte büyük yıkıma yol açan 1855 depreminde oldukça zarar gören yapının 1861-1862 -1960 tamirleriyle değişikliğe- revak kısmı, minaredeki üçgen alınlık vb.- uğradığı bilinmektedir.
Kare planlı caminin içi 8.13 m x 8.30 m ölçülerindedir.
Genelinde taş-tuğla, mermer ve ahşap malzeme kullanılan caminin haremin kubbesi, kozalak süslü kürsüsü son cemaat yerine gömülü minaresi, avlusundaki güzel taşlı, eski mezarları ile görülmesi gerekli tarihi bir dini yapıdır.
Şahadet (Kale) Cami
Bursa, Hisar’da, 1365 yılında I. Murad tarafından sarayının karşısına Kale Cami adıyla inşa ettirdiği yapı, 1389’da sultan Kosova’da şehit olunca Şehadet Cami olarak anılmaya başlamıştır.
Üç sahınlı, kubbeli ve direkli, tonoz örtülü cami Ulu Cami modelinde inşa edilmiştir.
Son cemaat yeri dört küçük kubbeyle örtülü, tek minareli cami, 17. yy.’da iki payanda ile desteklendiği bilinmektedir.
Zamanla deprem ve yangınlarla zarar gören cami, 1892 yılında Vali Mahmud Celaleddin tarafından yeniden fakat eskisinden farklı tarzda yaptırılmıştır.
Demirtaş ( Temurtaş ) Cami
Cami, 1389-1390 tarihlerinde Timurtaş Paşa’nın oğlu Ali Bey ya da Yıldırım Bayezıd’ın Emiri Kara Timurtaş Paşa tarafından yaptırılmıştır.
Ters T planlı ve kanatlı camilerden olan yapının merkez kubbe, yanlarda tonoz örtülü eyvanlar bulunmaktadır.
Beş bölümlü üç sıra kirpi saçaklı son cemaat yerinin ön yüzüne tuğla örgülü yaba, kuş gagası motifleriyle bezelidir.
Abdal Mehmed Cami
Osmangazi’de, II. Murad zamanına ait cami, sufi Abdal Mehmed için Başçı İbrahim tarafından inşa ettirilmiştir. Dikdörtgen planlı camiyi iki oval kubbe örter. Yanında bir türbe ve çeşme olan cami zamanla onarımlar geçirmiştir.
Yeşil Külliye, Cami ve Yeşil Türbe

Lefke Kapısı yakınlarında, 1378- 1391 (1421) tarihleri arasında Yıldırım Beyazıd’ın oğlu, 5. Osmanlı Padişahı, 5. Mehmet tarafından yaptırılan külliye ve külliyenin bir parçası olan cami ile türbe adını iki minaresindeki ve türbenin cephesindeki yeşil çinilerden almaktadır.
Kanatlı camilerden kabul edilen, ters T planlı yapı, düzgün kesme taştan inşa edilmiştir.
Son cemaat yeri beş bölmeli olan caminin içinde küçük odalar ile kilise narteksli koridoru dikkat çekmektedir.
İç mekanın ortasında, 13 m x 25 m ölçülerindeki dört pencereli kubbesinin altında sekizgen bir havuz bulunmaktadır.
Caminin hünkâr mahfilindeki sülüs ve kufi biçimli hat sanatı, geometrik, silme süslemelerinin güzelliği göz kamaştırmaktadır.
Ayrıca caminin 10 m x 6 m mihrabı ile külahlı minberin ahşap işçiliği ile içindeki ocaklar, dolaplar, pencerelerin mermer işçiliği ve dönemin en güzel örneklerinden sayılan kapı ile pencerelerin ahşap işçiliği son derece etkileyicidir.
1419-1420-1421 yılında Mimar Hacı İvaz Paşa’ya yaptırılan Yeşil Cami’nin yanına 8,45 m / 8.87 m pirizma şeklindeki türbe sekizgen kasnak üstüne oturtulmuştur. Ayakların arası 3,5 m olan türbenin sağır kemerleriyle pencerelerin etrafı geçme rumi motifli bir bordürle süslüdür. Türbenin geneli de dönemin süslemeleriyle- rumiler, palmetler, rozet motifler vb.– bezelidir.
Kentin en önemli simgelerinden biri dikdörtgen, büyük sivri kemerli pencerelere sahip türbeyi kurşundan büyük bir kubbe örtmektedir. Duvarlarının önemli bölümü yeşil, turkuaz çinilerle kaplı türbenin ceviz ağacından kapısının el işçiliği eşsiz niteliktedir.
Çelebi Mehmed 24 savaşa katılmış ve 40 yerinden yararlanmış bir askerdir. Ölümünden 40 gün önce tammalanan mermer merdivenle çıkılan türbede Çelebi Mehmed’in ile kızlarından Selçuk, Hafsa, Ayşe, Sitti hatunlar; oğulları Mahmud ve Yusuf beyler ile dadıları da yatmaktadır.
Osmanlının ayakta olduğunu göstermek istediği yapılardan biri olan Yeşiller, zaman zaman yangın ve depremlerle zarar görmüş ancak çeşitli dönemlerde onarılmıştır.
Fetret dönemi- padişahsız geçen on yıl- sonunda yapılan cami ve türbenin mimari, malzeme ve süslemelerindeki ihtişamlı zengin görünüm Osmanlı İmparatorluğu artık daha görkemli olacağını vurgulama istemesindendir.
Yeşil (Sultaniye) Medresesi
Yeşil Külliye içinde yer alan medrese, 1414-1424 yıllarında Çelebi Sultan Mehmet tarafından yaptırılmıştır. Dikdörtgen planlı medrese, taş ve tuğla karışımından inşa edilmiştir.
Medreseye giriş, kuzeydeki çapraz tonozlu eyvandan yapılmaktadır. Farklı tarzda başlıkları olan sütunlara oturan revakın sivri kemerleri dikkat çekicidir. Revakların arasında onüç hücre, bir müderris odası ve giriş eyvanı bulunmaktadır.
1923 yılından beri Türk İslam Eserleri Müzesi olarak kullanılan binada Selçuklu, Beylik ve Osmanlı dönemlerine ait (İznik, Kütahya) çini ve seramik eserler, ahşap, oyma ve kakma eserler, Türk maden sanatından örnekler, tombak ve metal eserler ile Selçuklu ve Osmanlı sikkeleri, geleneksel Türk el işleri ve giysiler sergilenmektedir.

Hüdavendigar Külliyesi, Cami ve Türbesi
Kent merkezi, Çekirge’de ovaya hakim bir tepede, 1363- 1366-1385 yıllarında, I. Murat- Hüdavendigar tarafından yaptırılan gösterişli yapılar topluluğu – cami, medrese, imaret, türbe ve hamamdan- olan külliye dönemin mimari özelliklerini yansıtan incelikli bir yapıdır.
Rum bir mimar tarafından yapılan caminin eşsiz Osmanlı mimarisi son derece dikkat çekicidir. Sarayvari görünümlü iki katlı caminin üst katı 18 odalı bir medrese olarak kullanılmaktadır.
Ters T planlı caminin alt katında 2 eyvan ve 6 oda bulunmaktadır.
Duvarları oldukça kalın caminin genel malzemesi taş, tuğla ve devşirmelerden oluşmaktadır.
Orta kubbenin altında bir şadırvan ve namaz kılınan alan ile iki yanda birer eyvan dikkat çekmektedir.
Sütunlu çift sivri kemerleri, revakları, cephesinin mimarisiyle süsleme ayrıntılarındaki özen ve güzelliğiyle fark yaratan caminin ortasındaki açık kubbenin altında bir şadırvan bulunmaktadır.
Caminin kuzeybatısında yer alan türbeyi I. Murat’ın oğlu Yıldırım Beyazid yaptırmıştır.
1854 depreminde yıkılan türbe, sonradan inşa edilse de ilk mimari özelliğini yitirmiş, bugünkü halini II. Abdülhamit döneminde (1676-1909 ) almıştır.
Sekzigen planlı ve kubbeyle örtülü türbede I. Murad’ın sandukası dışında 7 sanduka daha bulunmaktadır.
Yıldırım Bayezıd Külliyesi ve Cami
Kent merkezindeki en görkemli yapılardan, 1390-1399 yıllarında yapılan külliye cami, medrese, darüşşifa, türbe, han, hamam, imaret, kasır, mutfak, hizmet odaları ve ahır gibi bölümlerden oluşmaktadır.
Osmanlı mimarlığının sanata dönüştüğü eser olan külliyenin en önemli yapılarından cami, ters T planlı, yan kanatlı- zaviye tipli camilerin en güzel örneklerinden biridir.
Girişindeki eyvanın iki yanında dışarıdan da girilebilen iki odalı caminin ortasında yan yana iki kubbe, yanlarında birer eyvan ve ocaklı, küçük pencereli bir oda daha dikkat çekmektedir.
Bu eyvanların üstleri sivri tonozlu, sekiz köşeli kubbeyle, revak kısmı da beş kubbeyle örtülüdür.
Sekiz sıra stalaktit yaşmakla örtülü mihrap kare planlıdır. Çapraz tonozlu odalar ve yapının genelinde stalaktik saçaklar, abajurlar, on iki yıldız, yeşil çinili kakmalar, süslü yazılı ayetler, mermerlerle süslüdür.
Kesme taştan yapılan ve oldukça gösterişli tasarlanan cami, dönemin mimari özelliklerinden etkilense de kendine has bir tarzının da olduğu, zengin taş işçiliği, Bursa tipi kubbeyi birbirinden ayıran pencereli görkemli kemerlerin kullanıldığı görülmektedir.
Camimin yüksek kemeri yapının içine aydınlık ve ferahlık katmaktadır.
Muradiye Külliyesi ve Cami

1424- 1426 yıllarında, II. Murat tarafından yaptırılan külliye, cami, medrese, imaret, hamam ve 12 türbeden oluşmaktadır.
Kentin en büyük ve gösterişli dini yapılarından, Osmanlı’nın son selatin cami (sultan tarafından yaptırılan cami) olan Muradiye, yan planlı- zaviyeli ve kanatlı cami örneklerinden biridir.
Muradiye’nin diğer camilerden farkı eşit yükseklikteki iki ana kubbesidir.
Genel anlamda sade bir yapı olan caminin dış duvarları tuğladan yapılmıştır.
Biri 1885 depremiyle yıkılan iki minareli cami, 18. yy.’da yanınca rokoko üslubuna uygun tekrar inşa edilmiştir.
Mavi çiniler ve geometrik desenlerle süslü tuğla revak ile girişin sağındaki II. Murat’ın düşmanları yıldırım gibi çarptığının gösteren iki yıldırım işareti, kapının sağındaki burada dervişlerin konaklayabileceğini gösteren derviş rozeti, işçilerin imzası olan testere dişli kurşun dolu 4 delik de yapıya dair dikkat çekici ayrıntılardır.
Caminin 18. yy. barok üslup mihrabı, minberi ve içindeki çini süslemeler ile kapı işçiliğinin ahşap detayları çok inceliklidir.
Emir Sultan Külliyesi
Padişah külliyesi olmamasına karşın kentlinin en çok ziyaret ettiği dini mekanlardan Emir Sultan Külliyesi’nde her gün Mevlid okutulmaktadır.
Buhara’da doğup 1429 yılında Bursa’da yaşamını yitiren Muhammed Emir Sultan, Yıldırım Beyazid’in kızı Hundi Hatun ile evli idi.
Dönem mimari özelliklerine göre câmi, medrese, avlu, kütüphâne, imaret, hastane vb. oluşan külliye taş ve tuğla malzemeyle inşa edilmiştir. Külliyenin en önemli parçası tek zaviyeli camilerine örnek camisinin üzeri büyük bir kubbe ile örtülüdür. Çinilerle bezeli caminin de zamanla onarılması gerekmiştir.

Emir Sultan Cami ve Türbesi
Cami ile yanındaki türbe, Yıldırım Bayezid’in kızı, Emri Sultan’ın eşi Fatma Hundi Hatun tarafından 15. yy.’ da yaptırılmıştır.
Emir Sultan Cami de döneminin mimari özelliklerini yansıtmakla beraber özellikle İstanbul Fatih Cami ile benzerliğiyle dikkat çekicidir.
İçinde ahşap, dışında tonoz ve kesme taş kullanılan yapının penceresi üç katlı olarak tasarlanmıştır.
Bursa camileri içinde en büyük kubbeye sahip camiyi yüksek tek bir kubbe örtmektedir.
Geniş ve gösterişli bir yapı olan Emir Sultan Cami ile türbe arasında şadırvanlı, 16 ahşap revakla çevrili büyük bir avlu bulunmaktadır.
Sekiz köşeli, yüksek bir kubbenin örttüğü türbede Sultan Yıldırım Beyazid’in damadı Halveti şeyhi Emir Sultan yanında oğlu Emir Ali Çelebi, eşi Hundi Sultan ve iki kızına aittir. Türbe, 1868 yılında büyük bir onarılmıştır.
Zamanla depremlerle zarar gören ve III. Selim tarafından 1804 yılında da onartılan cami onarımlarla eski mimari özelliğini kaybetse de kentte manevi değeri en önde gelen camilerden biri olarak çok sayıda ziyaretçisi bulunmaktadır.
Somuncu Baba Cami
Yıldırım Bayezid Dönemi’nde, Şeyh Hamid adına, Başcı Hacı Sevindik tarafından yaptırılan
dikdörtgen planlı, içi 5.70 m x 5.70 m ölçülerindeki tek kubbeli, kalkan duvarlı caminin son cemaat yerinin üstü tonoz örtülüdür.
Kente özgü kemerli bir kapıyla girilen cami genelinde düzgün moloz taş ve tuğla kullanılmıştır. , Camiye bitişik taş ve tuğladan yaplan almaşıklı minarenin sivri külahı dikkat çekmektedir.
İçi çinilerle bezeli cami, 1955-1971 yıllarında onarılmıştır. Caminin doğusunda mezarlar bulunmaktadır.
Üftade Cami
1580 yılında yaşamını yitiren Üftade Mahmud Muhiddin tarafından kesme taş ve tuğla malzemelerle yaptırılan ,dönemin mimari özelliğini yansıtan caminin içi 13 m x 13 m ölçülerindedir.
Üzeri tonoz ve kubbe ile örtülü cami, 1855 depremiyle zarar görmüştür.
1869 yılında Serazkar Rıza Paşa tarafından yeniden yaptırılan caminin yanında kare planlı bir de türbe bulunmaktadır.
Acem Reis ( Arap Dede ) Cami
İl merkezi, Osmangazi’de yer alan, içi 7.32 m x 7.25 m ölçülerinde olan cami, Fatih’in hocalarından 1516 yılında ölen Bedrettin Mahmut bin Mehmet Acem tarafından yaptırılmıştır.
Üç bölümlü geniş bir son cemaat yerine sahip caminin üstünü büyük bir kubbe örtmektedir.
Çeşitli mekanları birbirine bağlayan sivri kemerleri ve söveleri ile dikkat çeken yapıda beşik, üstü kurşun kaplı aynalı tonoz örtüler görülmektedir.
İvaz Paşa Cami
İvaz Paşa Külliyesi içinde, Mimar Hacı İvaz Paşa tarafından tarafından taş ve tuğla malzeme ile yapılan cami, Tavuk Pazarı Semti’nde bulunmaktadır. II. Murad zamanınına ait cami dönem mimarisi özelliği göstermektedir.
Yakınında bir de medrese bulunan cami, dikdörtgen planlı iki kubbe ile örtülüdür.
Tek minareli cami zaman zaman onarılarak hizmet vermektedir.
Veled-i Habib Cami ( Eminiyye Dergahı-Nakşibendi Tekkesi )
Bir tür tekke olarak da kullanılan camiyi 1520 yılında Hacı Şüca yaptırmıştır.
İnşasında çoğunlukla kesme taş ve tuğla malzeme kullanılan içi 8.80 m x8.80 m ölçülerinde olan yapının üstünü tek büyük bir kubbe örtmektedir.
Zamanla yıprandığı için onarımlar geçiren cami bir dönem postane deposu sonra da Nakşibendi Tekkesi olarak kullanılmıştır.
Başçı İbrahim Paşa Cami
İlin merkez ilçesi Osmangazi, Başçı İbrahim Sokağı’ndaki cami, 1481 yılında ölen Başçı İbrahim Bey tarafından yaptırılmıştır.
Kare planlı, ana mekanı 10.00 m x 9.95 m ölçülerinde, taş ve tuğla malzemeyle inşa edilen yapının üzerini dıştan sekizgen kasnaklı bir kubbe örtmektedir.
Toplamda on yedi pencere tarafından aydınlatılan cami, süslemeleri ve ahşap işçiliğiyle dikkat çekmektedir.
Tek minaresi olan cami 1854 depremiyle zarar görmüş. Daha sonra onarılarak hizmete açılmıştır.
Yıldırım ( İmaret / Yukarı ) Cami
Hanzade Hançerli Fatma Sultan tarafından 1533 yaptırıldığı varsayılan cami, kuzey- güney yönlerinde kesme taş / tuğla malzemeyle kare planlı olarak inşa edilmiştir.
Kubbe ile örtülü caminin tek şerefeli minaresi yapının kuzeybatısındadır.
Caminin nişleri, minber ve mihrabı ile süslemeleri görülmeye değer niteliktedir.
Şeyh Konevi (Konyalı) Cami
Konyalı Hacı Sinan tarafından 1537 yılında, 7,00 m x 7,00 m ölçülerinde kare planlı olarak yaptırılan caminin asıl ibadet mekanını kubbe ve ahşap tavan örtmektedir. Caminin dönem mimari ve süsleme özellikleri dikkat çekmektedir.
Tek şerefeli, silindirik minare tuğladan inşa edilmiştir.
Üç Kurnalar Veziri Cami
II. Bayezid’in vezirlerinden birinin yaptırdığı varsayılan il merkezi Osmangazi’de yer alan caminin içi 6.10 m x 7.40 m ölçülerindedir.
Dönem mimari ve süsleme özelliğine göre kesme taş ve tuğla malzemeyle inşa edilen yapının kare planlı asıl ibadet alanı, son cemaat yeri, mihrabı, minberi oldukça özenli bir şekilde düzenlenmiştir.
Üzeri dıştan sekizgen kasnaklı, kurşun kaplı tek bir kubbe ile örtülü caminin silindirik tuğla minaresi sonradan eklenmiştir.
Bir dönem özel ticarethane olarak kullanılan yapı daha sonra onarılarak yeniden cami olarak hizmete açılmıştır.
Yapının batısında bir mezarlık ve içinde bir de çeşme bulunmaktadır.
Molla Arap Cami
Molla Arap olarak da anılanMevlana Mehmet bin Ömer bin Hamza tarafından 16. yy.’da yaptırılan cami dikdörtgen planlıdır. Ulu Cami tipindeki yapı zamanında dört büyük fil ayağı üzerine oturtulan 9 kubbeli olsa da bugün iki kubbe ile örtülüdür.
Taş ve tuğla malzeme ile inşa edilen cami zamanla zara gördüğü için sonradan ampir üslupta onarılmıştır.
Önünde büyük bir avlusu olan caminin kuzeybatısında tuğladan silindir minaresinin külahı başka yerlerde görülmeyen boğuntulu ve sivridir.
Ali Paşa Cami
Osmangazi’de, Bayezid’ın veziri Ali Paşa tarafından yaptırılan kanatlı ters T zaviyeli cami, depremlerle zarar gördüğü için onarımlarla değişikliklere uğrayarak günümüze gelmiştir.
Son cemaat yeri beş kemerli olan yapının üstü kubbe örtülüdür.
Taş ve tuğla ile inşa edilen caminin asıl minaresi de yıkıldığı için bugünkü minare eklenmiştir.
Hoca Muslihiddin Cami / Minare Cami
İl merkezi, Osmangazi’deki cami, Çelebi Mehmet döneminde, 1493 yılında Hoca Muslihiddin tarafından yaptırıldığı varsayılmaktadır.
Kesme taş ve tuğla malzemenin çoğunlukla kullanıldığı caminin 7.67 m x 8.10 m ölçülerindeki prizmatik üçgenler üzerine oturan ana mekanı ve son cemaat yeri bulunmaktadır.
Pencerelerle aydınlatılan yapının özellikle doğusundaki pencerenin sivri kemerinin kuş gagası, zencirek motifi ( iç içe geçmiş halkalar şeklindeki süsleme) ile çevrelendiği dikkat çekmektedir.
Caminin kubbesi dıştan sekizgen kasnağa oturmaktadır. Minaresi camiye bitişik ve sekizgen planlıdır.
Eşrefzâde Cami ve Türbesi – Eşrefi Rumi Cami
Yapım tarihi tam emin olunamasa da yapıyı II. Bayezıt’ın oğullarından Şehinşah’ın eşi Mükrime Hatun’un 1518 yılında yaptırıldığı düşünülmektedir.
Taş ve tuğla karışımıyla yapılan caminin onikigen gövdesi çinilerle bezeli tek şerefeli bir de minaresi vardır.
Cami önündeki türbeyle beraber 1922 yılında Yunanlılar tarafından işgali sırasında yıkılmıştır. Yapılar, 1950 yılında tekrar inşa edilmişlerdir.
Hamzabey Külliye, Medrese ve Cami
Fatih’in elçisi, Çelebi Mehmet’in baş veziri, Romanya’da şehir edilen önemli devlet adamı, Hamza Bey tarafından mescit olarak yaptırılan binaya Muallim Zade Ahmet Efendi, 1614 yılında minber ekleterek camiye dönüştürülmüştür
Bursa’da, Osmanlı’nın en büyük eserlerinden olan külliyenin 1826 ve 1854 depremlerinin de etkisiyle medresesi ve imareti zamanla ortadan kaldırılmıştır.
Taş-tuğla malzemeyle inşa edilen camiye geniş son cemaat yerinden çıkılmaktadır.
Sonradan binaya eklenen, silindirik taş-tuğla minaresi, büyük kubbesi, kubbe kasnakları, pencere kemerlerinin testere dişi şekilleri, kubbe ve duvarların kirpi saçakları ile oldukça ilgi çekici bir yapı olan kentte görülmesi gereken önemli dini yapılardandır.
Orhan Cami- Külliye ve Orhan ile Osman Gazi Türbeleri
Osmanlı dönemine ait kentin en eski ve en önemli binalar, kent merkezi Hisar-Tophane Parkı içinde bulunmaktadır. Çeşitli bölümlere sahip külliye -cami, medrese, imaret, mektep, hamam ve han– Emir Hanı 1339-1340 yılında Orhan Bey tarafından yaptırılmıştır.
Ters T planlı, eyvanlı camilerden olan Orhan Cami’nin üzeri kubbe ve tonoz örtülüdür.
Kesme taş ve tuğla malzemelerle inşa edilen caminin Bizans mimari özelliğini yansıtan balıklı iki sütundan oluşan kemer dikkat çekicidir.
Ayrıca, Bursa’yı fetheden ve ilk Osmanlı parasını batıran 1281-1362 -1326 Orhan Gazi ve oğlu 1258-1324 Osman Gazi adına yaptırılan türbeler 1360 yılında, kentin metropolit manastırı- Saint Elias- Elie- Kilisesi’nin olduğu yere inşa edilmiştir.
Zamanla sütunları ve süslemeleri değiştirilen kilisenin mozaikleri halen görülebilmektedir.
1885 yılında ve sonraki depremlerle zarar gören bugünkü binalar 1863 yılında Sultan Abdülaziz tarafından yaptırılmıştır.
Osman Gazi Türbesi’nin yanında oğlu Alaaddin bey, Eşi Aspurça Hatun ile on iki sanduka bulunmaktadır. Türbenin içindeki içindeki sedef kakmalı ahşap sanduka da Osmangazi’ ye aittir.
Kare planlı, cephelerinde sade alınlıklı üçer pencere bulunan Orhan Gazi Türbesi’nin iç duvarları beyaz badanalıdır. Orhan Gazi Türbesi’nin yanında da hanımı Nilüfer Hatun, çocukları, yakınlarına ait 9 tanesi mermerden 14 mezar bulunmaktadır.
Yapıların son onarımları 2001 yılına aittir.

Yıldırım Medresesi
Yıldırım Bayezıd tarafından 1399 yılında yaptırılan, uzun bir alana, dikdörtgen planlı kubbe örtülü medresenin geniş dikdörtgen avlusu bulunmaktadır. Öğrenci ve öğretmenler için revaklardan girilen pencereli odaları bulunan medresenin sülemeleri oldukça sededir.
Dönem mimari özellikleri ile taş ve tuğladan inşa edilen medrese, 1948 yılında onarılmıştır.
Haraççıoğlu Medresesi
Kentin ilk yerleşim yerlerinden Kavaklı Mahallesi’nde yer alan önceleri tekke olarak kullanılan 110 m2’lik alana sahip medresenin sonradan İnebey Yazma Eserler Kütüphanesi’ne aktarılan kitaplarıyla dikkat çekici bir de kütüphanesi bulunmaktaydı.
İçinde ağaç ve çiçekleriyle dikkat çeken 115 m2’lik bir de avlusu bulunan medrese, zaman zaman onarımlar geçirerek günümüze ulaşabilmiştir.
Ahmed Paşa ( Geyikli ) Medresesi
Bursa, Beşikçiler Caddesi’nde, Fatih dönemi şairlerden Ahmed Paşa tarafından 15. yy’da dönem mimari ve süsleme özelliklerine göre kesme taş ve tuğla malzemeyle yaptırılan medreseye geniş bir kapıdan girilmektedir.
Dikdörtgen planlı medresenin üzeri tek kubbeyle örtülüyken avluyu çeviren bir eyvan ve on bir hücrenin üzeri aynalı revaklarla örtülüdür.
Medrese binası ve hücreler pencerelerle aydınlatılmaktadır. Dersane binası ve hücrelerdeki ocak ve nişler dikkat çekicidir.
Zamanla yıpranan bina onarılarak bir dönem Muradiye Halk Eğitim Merkezi olarak hizmet vermiştir.
İne Bey (İnebey ) Medresesi
Bayezid’ın beylerinden Subaşı İne Bey tarafından yaptırılıp 1678 yılında Sadrazam Hüseyin Paşa tarafından onarılan iki katlı medreseye birkaç basamaklı yuvarlak taş kemerli kapıdan girilmektedir.
Moloz taş ve tuğlayla inşa edilen yapını üst katında dokuz oda, bir dershane, üst katta bir kütüphane ve bir wc vardır.
Kefeki (kolay işlenebilen, gözenekli, hafif, ateşe dayanıklı taş) taşından yapılan ve on iki sütunla taşına revak bölümün üzeri kiremit örtülüdür.
Zamanla yıkım durumuna gelen ve 17. yy.’da onarılan medresenin işlemeli pencereleri taş söveli ve sivri kemer alınlıklıdır.

Muradiye’deki türbeler
1424- 1426 yıllarında, II. Murat tarafından yaptırılan külliyenin bir parçası olan bahçe içindeki türbede II. Murat ve yakınlarının yattığı 12 sanduka – Cem Sultan Türbesi, Şehzade Mustafa, Şehzade Ahmet, Şehzade Alaeddin, Gülruh Sultan, Şehzade Mahmut, Gülşah Sultan, Hüma Hatun, Ebe Gülbahar Kadın, (Fatih’in ebesi) Şirin Hatun, Mükrime Hatun ve saraylıların sandukaları bulunmaktadır.
Şehzade Mustafa Türbesi
II. Murat ve Alaattin Türbesi yakınında, Muradiye semtindeki türbe, Kanuni’nin Konya’da boğdurduğu oğlu Şehzade Mustafa için kardeşi II. Selim tarafından 1573 yılından yaptırılmıştır.
Bursa Sarayı’ndan getirilen mermer, levha, sütun vb. malzemelerle yapılan mermer söveli bir kapıyla girilen sekizgen gövdeli, sekizgen bir kasnağa oturtulan dış çatısı kurşun kaplı türbenin 3 m’ lik duvarlarları taş ve tuğladan yapılmıştır.
Türbenin içi, 16. yy. Barok sülemeleriyle dikkat çeken kalemişi, kıvrık dallı şeritlerin arası dönemin son derece güzel karanfil, zambak motifleri ve çinilerle bezelidir.
2013 yılında tekrar restore edilerek 2014 yılında UNESCO Dünya Mirası olarak ilan edilen türbedeki dört sandukadadan birinin sahibi bilinmezken diğerleri Şehzade Mustafa, Şehzade Mustafa’nın annesi Mâhidevran Hatun ve Şehzade Bayezid’in oğlu Osman’a aittir.
Şehzade Sultan Mustafa ve Sultan Cem Türbesi
İl merkezi, Muradiye Semti’nde, II. Murat türbesinin bahçesinde yer alan onbir türbeden ikisi Fatih’in oğulları Şehzade Mustafa ve Cem Sultan’a aittir.
Mustafa ve Cem bir arada gömülüdür.
Şehzade Mustafa, 1474 yılında Konya-Ereğli civarındaki kale fethinden dönerken kaza ya da bir hamamda yıkandıktan sonra Niğde’nin Bor yakınında ölünce önce amcası Alaattin Bey’in türbesine, sonra 1479 yılında yapılan kendi türbesine gömülmüştür.
1481 yılında babası Fatih Sultan Mehmed ölünce Bursa’da sultanlığını ilan eden ve adına para bastıran Cem Sultan, 18 günlük hükümdarlığının ardından abisi II. Beyazid ile taht kavgalarını kaybedip İtalya’ya kaçıp orada 1495 yılında ölünce bu türbeye gömülmüştür.
Altıgen planlı, altıgen bir kasnağa oturan dıştan kurşunla kaplı tek kubbe ile örtülü, taş-tuğla karışımlı türbenin duvarlarının alt kısmının altın yaldızlı firuze ve lacivert çinileri ile üst kısımların kalem işi ile süslenmeleri görülmeye değer niteliktedir.
Gülşah Hatun Türbesi
Bursa’nın en bilinen ve en eski semtlerinden Muradiye’de yer alan 15.yy. mimarisiyle inşa edilen küçük eyvan görünümlü türbede Fatih Sultan Mehmet’in eşlerinden, Şehzade Mustafa’nın annesi Gülşah Hatun yatmaktadır.
Kare planlı türbenin kubbesi dıştan sekizgen kasnağa, içten baklava dilimli kuşağa oturmaktadır.
Taş-tuğla malzemeli, bir metreden az ölçülere sahip ama farklı duvar kalınlıkları olan, sivri kemer alınlıklı türbeyi on mermer sivri kemer ve söveli pencere aydınlatmaktadır.
Mermer, taş ve tuğla malzemelerin çokça kullanıldığı türbeye mermer dokuz dilimli taç işçiliğiyle dikkat çeken iki mihrabiyeli küçük bir eyvandan adım atılır.
İçi özenli süslünen türbede Gülşah Hatun, II. Bayezid’ ın oğlu Şehzade Ali mermer sandukalarda yatmaktadırlar.
Ebe Hatun (Gülbahar Hatun) Türbesi
İl merkezi Muradiye’deki türbeler arasında yer alan 4.46 m x4.46 m ölçülerindeki türbe, Fatih Sultan Mehmet’in ebesine aittir.
Yarı açık yapılardan kare planlı, taş ve tuğla malzeme ile yapılan türbenin dışı kurşun kaplı kubbesi sivri kemerler üzerine oturmaktadır.
Gülruh Sultan Türbesi
Bursa merkezi, Muradiye semtinde yer alan türbe, 1502 yılında ölen II. Bayezid’ın eşi için yapılmıştır.
Kesme taş ve tuğla malzemelerle dönem mimari ve süsleme özelliklerine göre inşa edilen, eyvan biçimli, sivri girişe sahip türbeyi sekizgen kasnağa oturan bir kubbe örtmektedir.
Renki kalem işi ile süslenen yapının içini aydınlatan sekiz penceresi mermer söveli ve sivri kemer alınlıklıdır.
Türbenin kapı ve pencere kapaklarının ahşap işçiliği görülmektedir.
Türbede Gülruh Sultan, kızı Kamer Sultan, Alem Şah’ın oğlu Osman ve kızı Fatma’nın mermer sandukalar yer almaktadır.
Mükrime Hatun Türbesi
Muradiye türbeleri içinde yer alan 1515 yılında, kare planlı, taş ve tuğla malzemeyle yapılan türbenin doğu girişi sağ ve solunda mihrabiyeli eyvan şeklinde düzenlenmiştir.
Geometrik desenleri, kalem işi süslemeleriyle dikkat çeken türbenin için on farklı pencere ile aydınlatılmaktadır.
Şehzade Ahmed Türbesi
İl merkezi Muradiye’deki türbeler arasındaki yapı, Şehzade Ahmet’e aittir. Kardeşi Yavuz Sultan Selim tarafından yaptırılan mermer girişli, sekiz köşeli türbenin içi mavi beyaz bordür çinilerin yanında altıgen firuze ve lacivert levha çinilerle süslüdür.
Türbede Şehzade Ahmed ile annesi ve II. Beyazid’in eşi Bülbül Hatun da yatmaktadır.
Şehzade Mahmut Türbesi
Muradiye yer alan Mimar Yakup tarafından inşa edilen türbe, 1506 yılında Bülbül Hatun tarafından oğlu Şehzade Mahmut için yaptırılmıştır.
II. Bayezıd’ın da oğlu Şehzade Mahmut ile diğer oğulları Şehzade Musa, Orhan, Emir de yatmaktadır.
Kesme taş ve tuğla ile yapılan sekizgen planlı, dıştan basık kemerli girişi olan türbenin üstü dıştan kurşun kaplı bir kubbe ile örtülüdür.
Türbeyi aydınlatan pencerelerin üzerleri altın yaldızlı, baskı tekniği ile yapılmış motifler bulunan lacivert ve turkuaz renkli altıgen çinilerle kaplıdır.
İçinin çok renkli kalemişi süslemeleri, kapı ve orijinal pencere kapaklarıyla ahşap işçiliği görülmeye değer niteliktedir.
Yıldırım Bayezid Türbesi
Bursa merkezi, Yıldırım İlçesi’nde yer alan, Yıldırım Bayezıd’ın oğlu Süleyman Han tarafından Mimar Ali bin Hüseyin’e yaptırılan türbede 1402 yılında Ankara’da ölen Yıldırım Bayezid yatmaktadır.
Türbenin bazı kısımları dikdörtgen, bazı kısımları ise kare planlıdır.
Ana bölümünün dış kubbesi sekizgen kasnaklıdır. Osmanlı’nın ilk revaklı türbesinin üstü üç kubbe ile örtülüdür.
Taş ve tuğla karışımıyla inşa edilen türbe mimari özelliği ile kentin ve dönemin en önemli yapılarındandır.
Türbede Yıldırım Bayezid, oğlu İsa Çelebi ve Hanımının sandukalarıyla ile bilinmeyen iki sanduka bulunmaktadır.
Okçu Baba Türbesi
Taş ve tuğla karışık malzeme ile 14. yy’da inşa edilen türbe, Hisar Kapısı yanında yer almaktadır. Duvarları yarım metre, 3.45 m x3.45 m iç ölçülere sahip yapının içini bitkisel motifli kalemişi süslemeli kubbe, dışını da çatı örtmektedir.
Demir parmaklıklı dikdörtgen pencerelerle aydınlatılan türbede, Bursa fethine katılan Nasrettin (Nusret) Paşa yatmaktadır.
Hüma Hatun Türbesi
1449’ da yaptırılan türbede Fatih Sultan Mehmed’in annesi Hüma Hatun’un yatmaktadır.
Taş-tuğla karışımından yapılan türbenin kalemişi madalyon süslemesi oldukça dikkat çekicidir.
Şirin Hatun Türbesi
Şehzade Abdullah’ın annesi Şirin Hatun’a ait olan 15. yy.’da tuğla ve taşla inşa edilmiş türbe, Bursa merkezi Osmangazi’de bulunmaktadır.
Gülruh Sultan ve Mükrime Hatun’un türbelerine benzeyen II. Bayezid’in eşi Şirin Hatun’un kare planlı basık kemerli türbesine mermer söveli kapıdan girilmektedir.
Türbenin tek kubbesi sekizgen kasnağa oturmaktadır.
İçinin çok renkli kalemişi sülemelerinin badana ile kapatıldığı ve üzerine basit şekiller çizildiği görülmektedir.

Diğer Külliye- Cami- Medrese ve Türbeler
Mutasavvıf Abdal Mehmed adına Başçı Hacı İbrahim tarafından yaptırılan Abdal Cami, Orhan Gazi’nin kardeşi Alâeddin Bey tarafından yaptırılan, tek kubbeli, tonozlu revağı ve bir de çeşmesi bulunan Alaaddin Cami, ters T biçimli yapıların ilk örneklerinden, çift kubbeli, iki eyvanlı, zamanla onarımlar geçiren Orhan Cami, iki katlı yapının alt katı 12 odalı medrese olarak kullanılan Hüdavendigar, Hisar, İzzeddin, Kara Ali, Ahmet Dai, Ahmet Paşa Fenari, Ali Paşa, Altıparmak, Araplar, Arap Mehmed, Ayaz Köyü camileri, Mustafakemalpaşa- Aynalı, Baba Sultan camileri, Gürsu- Baba Sultan Cami, Yenişehir- Orhan Gazi, Mustafakemalpaşa- Şeyh Müftü, Başçı İbrahim, Darüsselam, Beyazit Paşa, Bedrettin-Hafsa Sultan, Beşikçiler, Cumalıkazık, Daye Hatun-Taya Kadın, Demirtaş-Timurtaş, Duhtter-i Şerif-Fışkırık, Ertuğrul, Hacılar, Hamzabey, Hüdavendigar , İbni Bezzaz, İbrahim Paşa, İvaz Paşa, Kavaklı, Kayan, Kiremitçi, Mollaarap, Molla Fenari, Muradiye- II. Murat camileri, Musababa, Namazgah, Nalbantoğlu, Umur Bey, Piremir, Selimiye, Selimzade, Setbaşı, Sıracevizler, Somuncu Baba- Şeyh Hamid, Ayazma, Şehadet-Saray, Şekerhoca- Şehreküstü, Şerefüddin Paşa, Şible- Şibli, Tuzpazarı ,Üç Kuzular, Üftade, Veled-i Veziri Yerkapı- Bab-i Zemin, Kara Ali, Yıldırım, Yiğit Cedid, Yiğit Köhne, Zeyniler camileri ile Hasan Mescidi ile Lala Şahin, Hüdavendigar, Yeşil, İnebey medreseleri ve Koca Sinan Paşa Külliyesi, Karacabey- Eski, Ulu, Kurşunlu camileri bulunmaktadır.
Ayrıca- İnegöl- İshak Paşa ve Yıldırım- Cuma camileri ile Geyikli Baba Türbesi kentin önemli Osmanlı yapıları olarak kabul edilebilir.
Türbeler
Bursa- Abdal Mehmet, Abdullatif-i Kudsi, Ahmet Paşa, Azeb Bey, Çoban Bey, Devlet Hatun, Ebe Hatun, Emirsultan, Gülçiçek Hatun, Gülruh Sultan, Gülşah Hatun, Hamza Bey, Hamza Bey Zevceleri, Hatice Sultan, Hatuniye, Kara Mustafa Paşa, Karşı Duran Süleyman, Koca Naim, Murad Hüdavendiğar, Sultan II. Murat, Mükrime Hatun, Okçu Baba, Şehzade Ahmet, Şehzade Mahmut, Şehzade Murat, Şehzade Mustafa ve Cem, Şirin Hatun, Üftade Hatun, Umurbey, Yıldırım Beyazıt türbeleri.
