URARTULAR (Nairi, Biainiler ) Doğunun Güneşi

Urartulara ait bilgilere genellikle Asur kaynaklarında rastlanmaktadır. MÖ 1300 -MÖ 1274 Salmanasar I, askeri yazıtlarında Uruadri ülkesinden ( Uruadri, Nairi Denizi denilen Van Gölü ve çevresinde şekillenen 8 ülke, 51 kentten meydana gelen ilk  siyasi oluşum, ) bahsetmektedir.

Asur kaynaklarının çözümlenmesi, araştırmacıların ilgisini Anadolu’da Urartuların yaşadığı bölgeye çekti. Yapılan çalışmalarla Urartular hakkında çok sayıda kalıntı bulundu.

Kalıntılardan elde edilen bilgiler ışığında da Urartuların tarihi aydınlatılmaya başlandı.

Bu verilere göre; Ege Göçleriyle Anadolu’nun nüfus dengeleri değişmeye ve yeni yeni kavimlerin farklı bölgelere yerleşmeye başladıkları belirlendi.

Doğu Anadolu Bölgesi’nde de Uruadri -Urartu Devleti yeni bir siyasi güç olarak ortaya çıktığı saptandı. Uruadri Bölgesi’nin merkezi MÖ 5000- Orta kalkolitik dönemine kadar Van kentiydi.

Van- Tuşba’da ilk Urartu izleri Van- Erciş- Yılantaş Höyüğü ve MÖ 3000 Van- Tilkitepe Höyüğü’ndeki çanak çömleklerde görüldü. Bu dönem MÖ 5.900 – MÖ 4.300 Mezopotamya’nın Ubaid kültürüne rast gelmektedir.

Sümer devletinin sona ermesiyle ortaya çıkan Babil ve Asur devletleri arasında çatışmalar başladı. Uruadri bölgesinde yaşayan Urartular da bu çatışmalardan kurtulmak için MÖ 2000’den sonra Anadolu’ya göç etmeye başladılar. Özellikle Urmiye Gölü ile Van- Tuşba- Arami bölgesindeki dağlık alanda yaşayan Urartular, hayvancılıkla uğraşan göçebe aşiretlerdendi. 

Bu aşiretlerin dil ve dinsel özellikleri, batıdan gelen deniz kavimlerinden ziyade Mitanni Krallığı’nın yıkılmasıyla bölgeye gelen Hurri aşiretleriyle yakınlık göstermektedir.  

Artan araştırmalarla Urartulara dair Anadolu’daki en önemli bilgilere Karagündüz, Dilkaya, Van Kalesi höyükleri, eken demir çağı Ernis- Evditepe, Karagündüz, Dilkaya, Hakkari, Yoncatepe nekropolleri, Van Kalesi, Toprakkale, Çavuştepe, Giyimli- Hırkanis, Yoncatepe ve Aşağı/ Yukarı Anzaf kalelerinde ulaşıldı.

MÖ 1300 -MÖ 900- MÖ 600 yıllarında Sippar ve Borsipa’daki tabletlerde, Sümerce Ur- yukarıda, yüksekte ‘Yukarı Ülke-Yüksek Memleket’ anlamına gelen Urartulardan, Van Gölü civarında yaşayan Asur’un kuzeyindeki krallık olarak bahsedildiği ve bu krallığın  Urartular olduğu varsayılmaktadır. 

MÖ 1300 ve MÖ 1000 Uruadri- Van Gölü kuzeybatı toprakları, Tatvan, Muş, Bingöl Dağları, Malazgirt, Bulanık- ve Nairi- Tumme’den Daiaeni’ye -tam neresi bilinmiyor- ve Kirhi- Siirt, Diyarbakır civarı, Dicle, Fırat boyları Murat Nehri- ülkelerinin coğrafi konumunda Urartu krallık ya da beylikleri Nairi bölgesiyle birleştiği dönemi MÖ 1274- MÖ 858 tarihlemektedir. Urartular, Anadolu’da yaklaşık 400 yıl varlık göstermişler bir ulustur.

MÖ 1114- MÖ 1076 Kral Tiglat Pilesar I, yazıtlarda  Urartu (Maşgan, Meldi) Malatya adını kullanmakta ve Van’a da Tuşpa dediği görülmektedir.

Asurluların özellikle MÖ 1030-MÖ 1019 Kral Salmanasar II’nin Dicle civarında yaşayanlara Nairi, Fırat civarında oturanlara da Urartu dediği yazıtlarından anlaşılmaktadır. Ancak bağımsız yaşayan Nairiler, Urartular gibi birlik olamadıkları için kısa sürede yıkılmışlardır.

MÖ 810- MÖ 730 arasında Bian-Vian, Van’da yaşayan Urartuların kendilerine ‘Biaini’ dedikleri ve iyi koşullarda yaşadıkları bilinmektedir.

Urartular, Van çevresinde beylik ve aşiretler dağınık olarak yaşarken Asurlulara karşı koymak için birleştiler ve MÖ 830 civarında krallık oldular. Bu dönemde 60 beylikten oluşan 8 krallık kendilerini ‘Evrenin Kralları’ olarak görmüşler,  ilk yazılı belgelerde kendilerine Nairi Kralı, ülkelerine de Bianili demişlerdir. Asur yazılı kaynaklarına göre de Urartuların ilk kralı MÖ 858 Arame’dir.  Urartuların ilk başkent de (Erciş) Arzaşkun’dur.

Urartular ilk defa MÖ 840- MÖ 830 Sarduri I  döneminde devlet olarak tanınıp, feodal bir ulus oldular. Bu dönemde güneyde Asur, batıda Hatti ülkesine doğru genişlediler.

MÖ 832 yılına ait Van Kalesi’ndeki Madırburç Yazıtı, Urartu Krallığının ilk yazılı

belgesi kabul edilmektedir.

MÖ 9. yy. sonlarında Anadolu’da siyasi karmaşa arttı. Urartuların yaşadığı bölgede de  (batıda Karasu-Fırat, kuzeyde Kuzey Ermenistan Dağları, doğuda Azerbeycan’daki Savalan Dağları, güneyde ise Zağros Dağları ile birleşen Doğu Toroslar) siyaset oldukça karışıktı. Urartuların yakınında olan ve gelişimlerine katkı sağlayan uluslar  (Geç Hitit Beylikleri ve Dicle ve Orta Fırat’daki Arami beylikleri ) iken kaderleri daima Geç Asur İmparatorluğu’na bağlı olmuştur.  

Urartu Krallık Dönemi

Urartu Kralları, Savaşları ve Yaptıkları 

Atamu MÖ 850-MÖ 840, Sarduri I MÖ 840- MÖ 830, İspuini MÖ 830-MÖ 810, Menua MÖ 810-MÖ 786, Argisti I MÖ 786-MÖ 764, Sarduri II MÖ 764-MÖ 735, Rusa I MÖ 735-MÖ 714, Argisti II MÖ 714-MÖ 685, Rusa II MÖ 685-MÖ 645, Sarduri III MÖ 645-MÖ 635, Erimena MÖ 635-MÖ 629, Rusa III MÖ 625-MÖ 609/585, Sarduri IV.?

Oldukça zor coğrafi koşullarda yaşayan Urartuların önceleri dünya ile iletişimleri de zordu. Tarihi süreç içinde küçük beylikleri alarak büyüdüler. 

Urartular, dönemin en büyük uluslarından Asurlularla ilk askeri meydan savaşını Van Gölü çevresinde MÖ 1274 yılında, Adad- Nirari’nin oğlu Salmanasar I ileyapmışlardır.  

Asur Kralı MÖ 1263- MÖ 1234 Salmanasar I yazıtında Bu savaşta Urartuları yenerek mallarına el koyduğunu yazdırmış.

Urartular genellikle kaleler yaparak savunmayı güçlendirmişlerdir. Asurlular bazı kaleleri işgal etse de zorlu doğa koşullarından – dağlar, soğuk, patika ve ormanlık alanlar, kar kaplı yollardan- dolayı geri çekilmek zorunda kalmışlardır. Urartular, Asurluları en tehlikeli düşman olarak gördüler. 

Urartular, Anadolu’nun yüksek yaylalarının çoğunu ele geçirip Mannai halklarını alıp Meliddu, Sopheney ve Yukarı Fırat bölgelerine doğru topraklarını genişlettiler. 

MÖ 1300-MÖ 900-MÖ 600 yılları arasında Urartular, Van Gölü civarına genişleyip büyük kaleler ve koruma alanları (Van, Kevenli, Elmalık, Çavuştepe, Muradiye, Körzüt, Ağrı-Patnos, Iğdır- Karakoyunlu, Muş- Varto- Habipuşağı kartal yuvası şeklinde kaleler) yapmışlardır. 

MÖ 850-MÖ 730 arasında da bölgede güçlü bir krallık olan Urartular, doğu-Hazar Denizi, batı-Fırat, güney-Toroslar, kuzey-Kafkasya içlerine kadar yayıldılar vesavaş ganimetleriyle zenginleştiler. 

MÖ 911- MÖ 891 Asur Kralı Adad Nirari II zamanında yakın dostlarıyla aralarında sınır çatışmaları başlayan Asurlular sınırları Alzi- Elazığ Bölgesi’ne kadar genişleterek egemenliği altına aldıkları krallık ve beylikleri savunma kaleleri yaptılar. MÖ 900 yıllarında ortaya çıkan bu yerli krallıklardan Urartular, zamanla Asurluların en tehlikeli düşmanları oldular. 

MÖ 890- MÖ 884 Tukulti- Ninurta kral olunca kuzeydeki kentleri alarak ganimetlerini arttırmıştır.

MÖ 859- MÖ 824 Salmanasar III, Urartu topraklarına 3 sefer yaparak Nairi Denizi- Van Gölü ve çevresini yani Urartu Ülkesi’ni işgal ederek Kral Arame’yi yendiğini tablete yazdırmıştır. 

Atamu’nun oğlu Urartu Kralı MÖ 844- MÖ 832 (MÖ 859- MÖ 824 ) Sardur- Seduri- Sardura- Sarduri I, Asur krallarına karşı koyabilen bir yönetim sergiledi. Onun döneminde Urartular devlet feodal bir devlet olarak tanındılar.

Sarduri I, Asurlulara karşı Çavuştepe ve Kayalıtepe kalelerini yaptırdı. Malatya krallığına saldırıp çok sayıda ganimet elde etti. Bu ganimetleri de listeletti. Batı seferlerini Kömürhan- İzoli yazıtlarında anlattı.

Daha sonra Urartu tahtına I. Sarduri’nin oğlu MÖ 830- MÖ 810 (MÖ 830- MÖ 825) İşpuini çıktı. İspuini babası I. Sarduri’nin politikasını devam ettirdi. Özellikle güney ve doğu ülkelerinde askeri başarılar kazanarak dini düzenlemeler yaptı. İmar faaliyetlerini hızlandırarak yeni kentler ve kaleler –Patnos, Zivistan, Kalecik ve Aşağı Anzaf kaleleri-  kurdu. 

İşpuini, tek başına krallık yaptığı kısa dönem içerisinde Urartu Krallığı oldukça gelişme kaydetti. Ancak bir süre sonra Asur’da MÖ 810- MÖ 782 Adad Nirari dönemi başladı. 

Urartular da İspuini, iyi eğittiği MÖ 810-MÖ 786 oğlu ve halefi Menua- Menuas- Minua-Menua’yı tahtına ortak etti. Urartu tarihinde ilk kez ‘Ortak Krallık’ dönemi başlamış oldu.

İspuini ve oğlu Menua kuzeydeki Diauehi Krallığı ve yerel beylerle savaştılar. Devlete güçlü bir ekonomi ve askerî örgütlenme sağladılar. Bu dönemde Urartular, Yakındoğu’da Asurlularla birlikte önemli bir askeri güç oldular. 

Ortak krallık zamanında Asur’da MÖ 745 yılına kadar sürecek gerileme dönemini başladı. İşpuini ve Menua bu durumu çok iyi değerlendirip devleti yeni ataklarla genişlettiler.

Baba-oğul yönetiminde kuzey önemini korusa da doğu yerine güney ve kuzeybatıya doğru da ülkeyi genişlemeye başladılar. Genç Urartu Krallığı’nın sınırları kuzeyde Patnos, batıda Bulanık Ovası, güneyde muhtemelen Tatvan ve doğuda günümüzdeki Türk-İran sınırını belirleyen dağ silsilesine ulaştı. Şapparia kentini ele geçirip Yukarı Zap bölgesinin Başkale ve Zagros vadilerinin giriş kapılarını kontrolü altına alınca işlerin daha kolay olacağını kavradılar. Önce kutsal kent, Musasir’i savaşmadan aldılar ve kente törenlerle, tanrılara kurbanlar sunarak girdiler.

İşpuini ve Menua’nın, Kalatgah Yazıtı’nda Musasir- Kelişin seferinde Uşnu- Solduz vadilerine kadar ilerlediklerini yazdırdılar.

Urartu dininde reformlar yaparak farklı din ve tanrılara önem vermeye başladılar. Böylece yükselişleri de hızlandı.

Ayrıca askerî ve siyasal egemenliği tüm bölgelerde arttırdılar. Askerî ve ticari yol şebekesi kurdurup bu yolları kale ve garnizonlarla desteklediler. Bölgede bir eyalet merkezi kurarak tüm beylikleri aynı çatı altında topladılar. 

Menua tek başına krallığı yönettiği dönemde de bu ilerlemeler devam etti. 

Kuzeyde Leninkan’a , İran’a, Doğu-Urmiye Gölü, Kuzey-Erzurum’a da seferler yaptığını, 

Karagündüz Yazıtı’nda Tanrı Haldi adına stel diktirdiğini ve Barsua Ülkesini yerle bir ettiğini yazdırdı.

Manua, Meliteialhe- Malatya kentini almak için Şurişhinili ve Tarhigamani kentlerini kuşatıp bu seferleri Taştepe ve Begin yazıtlarında yazdırdı. Ayrıca 113 kişiyi tutsak alarak Hatti ve Alzi- Alzin- Elazığ Bölgesi ülkelerini kuşatıp bu seferleri de Palu Kaya Yazıtı’nda yazdırdı. 

Menua imar faaliyetleriyle de öne çıkmıştır. Taririra adındaki kızına üzüm bağları, Asurluları Şamran Kanalı’nı yaptığı yere, başkente tatlı su getirmek için 51 km uzunluğunda Menua Kanalı’nı ve adını verdiği Menuahinili kentine aynı adlı kale yaptırdı.

Körzüt Yazıtı’na göre babasının yaptırdığı Anzaf Kalesi’nin karşısına askeri amaçlı Yukarı Anzaf ve Van-Muradiye- Körzüt kalelerini de inşa ettirdi. 

Kısaca; Urartu Devleti’nin kurucusu kabul edilen Sarduri I, dış politikanın temelini oluşturdu.

Özellikle babası İşpuini ile ortak yönetimdeyken ülkenin sınırlarını doğuda Rovanduz’a  (bugünkü Irak sınırlarında) kadar genişletiler.

Menua, Güneybatıda geç Hitit krallıklarından Malatya Kral Hilaruda’nın yönettiği Hitit-Hate ile Tabal- Tuate ülkeleriyle savaşarak ganimetler ele geçirdi. Esir aldıklarının bir kısmını öldürdü.  Onları vergiye bağladı. 

Urartu orduları Aras Nehri ile Ararat Dağı arasındaki bölgeyi ele geçirdiler. Esirlerin bir kısmını Gökçegöl yakınındaki Erepuni kentine, bir kısmını Erzurum- Tariuni ve Uzinabitarna ve yaklaşık 52 bin kişiyi Van- Tuşpa ve civarına yerleştirdiler. Bölgeyi kuşatıp Kral Mannudibi’yi haraca bağladılar.

Ayrıca Kasımoğulları Yazıtı ile birinci ve ikinci yıl günlüklerine yaptıklarını kaydettirdiler.

Daha sonra Menua, iki oğlundan büyüğü İnuspus’u kral yaptı. 

Oğlu ölünce yerine MÖ 785- MÖ 760- MÖ 786- MÖ 764 ya da MÖ 782- MÖ 772 Argistis I geçti.

Argistis I döneminde, Asur’da Salmanasar IV hüküm sürmekteydi.

Argistis I, kendi adına (Ağrı-Patnos) Giriktepe’deki kaleye Argiştihinili adını verdi. Horhor yazıtlarında tanrı Haldi’nin emriyle tahta çıktığını yazdırdı. 

Van Kalesi ve Horhor yazıtlarında babasının kaldığı yerden başlayarak kuzey ülkeleri, Diauehi’ne seferler yaptı. Gökçegöl civarındaki Uiteruhi ülkesine saldırıp yağmaladı. Bu zaferleri Tanrı Haldi’nin yardımıyla yaptığını yazdırdı.

MÖ 743- MÖ 746 aradında Gökçegöl civarındaki Kuarzani, Ultuza,Uruani, Muruzu ve İrkiuni kabilelerine seferler yaparken bölgenin en güçlü ülkesi Aras Nehri boyunca Gökçegöl civarındaki Etiu- Etiuni’yi de kuşatıp kuzeydeki tüm ayaklanmaları bastırdı. Daha sonra batıya seferler düzenledi. 

Ardından MÖ 733- MÖ 714 ya da MÖ 733- MÖ 713 ya da MÖ 735- MÖ 714 Toprakkale’yi merkezi konuma getirerek Erçek ve Keşiş göllerine su kanalları yaptırdı ve bölgenin su ihtiyacını karşıladı. İmara en çok önem veren Urartu Kralı Rusa I zamanında Asur’da MÖ 722- MÖ 705 Sargon II hüküm sürüyordu. 

MÖ 714- MÖ 685 (MÖ 713-MÖ 675)  Rusa I’in oğlu, Argisti II zamanında Urartular gücünü yitirmeye başladı. Bu dönemde Asur’da MÖ 705- MÖ 681 Sanherib I, Hitit-Hate’de Hilaruda hüküm sürmekteydi. Hakkında fazla bilgi olmayan Argisti II, Güneydoğu Anadolu ile kuzey Suriye topraklarındaki kabileleri kendine çekti. Kummuhu Kralı Mutallum ile anlaştı ancak babası gibi MÖ 707 Kimmer savaşında yenildi. 

Argisti II, Tanrı Haldi sayesinde topraklara hüküm sürdüğünü yazdırdı. Asur saldırılarından korunmak için kale kentler -Erciş- Titumnia, Toprakkale- Rusahinili- kurdu. Ağrı ve Van arasında yol ve köprü yaptırdı.

Daha sonra oğlu MÖ 756-MÖ 730 -MÖ 764-MÖ 735 Sarduri II yönetime geçti. Sarduri II, ünvanına ‘Dünyanın Kralı’  sıfatını ekletti. Sarduri II, ülkesini Güneydoğu Anadolu’da geliştirdi. MÖ 753 yılında Kuzey Suriye’ de Asurluları yendi. MÖ 750 Karadeniz- Kolhis’i (Ordu, Giresun, Trabzon) aldı. 

MÖ 753 yılında Kuzey Suriye’nin başarılı kralı Sarduri II, Vato- Ayvalıdere kalesini yaptırdı.

MÖ 746 Gaziantep- Hapla ve Uita’yı aldı. Adıyaman Bölgesi’nde Kumahallı (Quama) Kralı Kuştaşpili’yi yendi.

III. Tiglat- Pilese de MÖ 743’de, II. Sarduri’yi yenerek başkent Tuşpa’yı kuşattı.

Uzun zaman savaşlarla da olsa genişleyerek yaşayan Urartular’a Asurluların yanında Kimmerler de sorun yaratmaya başladılar.

II. Sarduri’nin ardından kral olan I. Rusa, Kimmerlere karşı başarısız oldu. II. Sargon’un ‘Sekizinci Seferi’ sonrasında başkent Asur orduları tarafından kuşatıldı.

Yerine geçen oğlu II. Argişti de göçebe kavimlerle uğraştı ve Kimmerlere yenildi. Ama imar işlerine de ağırlık verip doğuda genişledi.

Rusa II, Hate, Halitu ve Muşki krallıklarına seferler yaptı. Çevresindeki bazı ülkelerle – Gurgumlu-Maraş, Tarhulara, Arpadlı Matı- ile İran-Mana ve Parsua krallıkları ve Kimmer ile İskitlele siyasal ilişkiler kurdu. Ama bu başarısını uzun zaman sürdüremedi. 

Urartuların en önemli imar işleri yapan kralı Menua’dır. 

Argişti’den soran MÖ 685 II. Rusa döneminde de önemli işler yapılsa da ondan sonraki krallar başarısız olmuş ve Urartu Krallığı, Asurluları da yıkan Med, İskit ve Babil güçleri tarafından yıkılmıştır.

Asurlulara zor anlar yaşatan, Asurbanipal’in sarayına elçilerle mesajlar yollayan Sarduri III, son Urartu büyük kralı, MÖ 645- MÖ 625 Sardur- Sarduri IV olarak hüküm sürdüler.

MÖ 627 Asurbanipal ölünce yerine 2 ay hüküm sürecek hasta oğlu Aşur- Etel- İlani geçti.

Daha sonra kardeşi Sin- Şar- İşkun kral oldu. Bu dönemde Babil Kralı Kandalanu öldü ve Babil 1 yıl kralsız kaldı.

Anadolu ise bu dönemde karışıklık içinde idi. İskit akınları, Kimmerleri yenmiş ve bölgede Asurlularla eşit güce ulaşmış, Aramlarla, Keldaniler ayaklanmaya başlamıştı.

Asurbanipal ölünce Körfez Bölgesi’nde Kalde Beyi Nabopolassar egemen olarak Elamlıların desteğiyle Uruk kentini aldı. Asur Kralı Sin- Şar- İşkun 2 farklı cephe açtı. Babil’de Nabo-Polassar’ı kral oldu. Medler de bölgede güçlenerek Asur kentini kuşattılar. Medler ile Babil Kralı Nabo- Polassar ile evlenerek dostluk antlaşması yaptı. Böylece birleşerek Ninova’yı kuşattılar ve savaşta Asur Kralı Sin- Şar- İşkun öldü. 

Tevratta Asur’un yıkılışı hak ettiler şeklinde anlatılmaktadır. Daha sonra İncil’de de Ararat denilen yerin Urartu Ülkesi olduğu bilinmektedir.

Tarım

Kendileri fazla tablet bırakmadığı için haklarındaki bilgilere yine Asur kaynaklarında rastlanılmaktadır.

Genellikle sarp kayalık bölgelerde yaşayan ve zorlu bir yaşam süren Urartular,

savaşmadıkları zaman tarımla uğraşsalar da tarlaları çok verimli değildi. Ayrıca yeterli maden sahaları da yoktu.Yine de sulama kanalları yaptılar. Hayvancılık yaparak geçindiler. Çoğunlukla kentler yerine aşiretler şeklinde yaşadılar.

Urartu Kaleler

Sınırları doğuda Hazar, batıda Fırat, güneyde Toroslar ve kuzeyde Kafkasya içlerine kadar uzanan Urartular, savaşlara toprak ve ganimet kazandılar. Uzun süre zenginleşerek büyüdüler. Asur tabletlerine göre MÖ 1300 yılında Uruadri- Uruatri- Van Bölgesi, Nairi -Diyarbakır bölgesinde iki güçlü devlet bulunmaktaydı.

Urartular, Asur tehlikesine karşı halkı koruma amaçlı askeri üs gibi kartal yuvası şeklinde kaleler yaptılar. Kaleler genellikle yörenin idari merkezi olarak da kullanıldılar. Verimli ova ile dağların uç kısımlarına, içlerinde saray, yönetim binaları ve dini yapılarında bulunduğu kaleler –Van yakınlarında Anzaf, Kevenli, Elmalık ve Çavuştepe, Muradiye yakınlarında Körzüt, Ağrı-Patnos, Iğdır- Karakoyunlu, Muş- Varto- Habipuşağı, Ermenistan-Armavir kaleleri -yaptılar. 

MÖ 810- MÖ 786 Kral Menua, Van- Tuşpa- İran arasında askeri amaçla yapılan Aşağı ve Yukarı Anzaf kalelerinin birini kayalık bir tepede yaptırıp içine  yazıtını koydurdu. Bir diğer kale 6000 m2 alana yayıldı ve etrafı güçlü duvarlarla çevriliydi. MÖ 810- MÖ 786 Menua tarafından diğer kale de Erçek doğu yolunun güvenliği için yaptırılmıştır. 

Van -Özalp- Urmiye yolu üzerine askeri ve ticari amaçla kullanılması için MÖ 830- MÖ 810 İşpuini tarafından yapılan kalenin malzemeleri çevredeki taş ocaklarından sağlanmıştır.

Sarduri II -MÖ 8. yy.  Van- Gürpınar Ovası- Çavuştepe Kalesi, MÖ 7. yy. İran- Çavuştepe Kalesi, MÖ 7. yy. Gökçegöl- Karmir Blu ve MÖ 645- MÖ 643 Rusa II tarafından yaptırılan göle 250 m yükseklikte, 150 m genişlikte, 400 m uzunlukta, içinde küpler bulunan Van- Agartı- Ayanis kaleleri-sağlam taşlarla yapılarak halkın günlük gereksinimlerini karşılamaktaydı. 

Burada merkeze yollanacak mallar ile kıtlık ve savaş dönemlerinde halka dağıtılmak için yiyecek depolanırdı. 

Tarihi MÖ 5000 yılına giden Van, Urartular döneminde başkent yapılan Van-Erciş- Yılantaş ve Tilkitepe höyüklerinden önemli bilgiler ele geçirildi. 

Tilkitepe’de 3 ana kültüre ait çanak- çömleklerin Mezopotamya MÖ 3000 orta kalkolitik- Ubaid kültürüyle aynı döneme rastladığı tesbit edilmiştir.

Ayrıca Başkent Van-Tuşpa yakınındaki daha küçük boyutlarda ve farklı biçimde yapılan askeri kaleler-Ağrı-Patnos Menua Kalesi, Menua’nın oğlu Argişti I’in kuzey seferleri için Fırat  üzerindeki Patnos-Anzavurtepe ile Aşağı-Yukarı Anzaf kaleleri – bulunmaktadır.

Deniz ticareti için ana kayaya açılan sur kayalar üzerine erken dönemde yapılan liman kalelerinin cephe mimarileri Sarduri II döneminde eklenerek değişikliğe uğramıştır. 

Urartuların Tüm kaleler özellikle baş düşmanları Asurlular tarafından defalarca saldırıya uğramıştır.

Van- Tuşba- Madırburç- Madrıburc- Sardurburcu Kalesi

Asur KralıSalmanasar III döneminde baş düşmanları Asurlulardan korunmak için Urartu Kralı Menua döneminde yaptırılan Van-Tuşba -Sardurburcu- Madırburç- Madrıburc kalesinde ağırlıkları 40 ton, yükseklikleri 4 m olan Alniunu kentinden getirtilen kireçtaşlarından yapılan anıtsal bloklar kullanılmıştır.

Kalede Urartuların ilk yazıtı kabul edilen Sardurburcu- Madırburç- Madrıburc- yazıtı ile Menua’nın oğlu Argiştı I’in Sarduri için Asurca yazıt bulunmuştur. 

Van Gölü ve Kalesi

Urmiye Gölü /deryacha/ küçük deniz çevredeki tarım alanlarını da sulayan Zeylan, Deliçay, Bendimahi, Karasu, Hoşap dereleriyle beslenen ve Asurluların Nairi Denizi dedikleri Van Gölü çevresinde 16 bin m2’lik alana yapılan Sarduri/ Madır Burcu olan kaleyi Urartu Kralı Sarduri I’in MÖ 855 yılında yaptırıldığı tahmin edilmektedir. Kalede Asur dilinde bir yazıt bulunmuştur.

Kent merkezine 5 km uzaklıktaki kale, 1800 m uzunluğunda, 80 m yükseklikte, 120 m genişliğindedir. 

İç ve dış kale olarak tasarlanan yapıda iç- Sardur/ Madır burcu, sur duvarları, Argişti I ve Menua mezarları, su sarnıcı, binbir merdiven açık hava tapınağı, Analıkız denilen 2 tapınak vardır.

Bir çeşit Urartu arşivi kabul edilen kalenin dış kale kısmının kuzeyindeki çivi yazılı duvarlar dikkat çekmektedir. Duvarların yanında Horhor/Argişti I’in mezar anıtı, güneyinde de Urartu krallarının mezar odaları görülmektedir.  Ayrıca kalede Sarduri II tarafından yapılan Açıkhava tapınağı, 2 anıtsal niş ve  sonradan eklenen Süleyman Han Cami de bulunmaktadır.

Urartu Kültürü

Urartuların bilinen en önemli başkenti Van- Tuşpa’ya çok farklı yön ve bölgelerden gelen göçmenler toplanmıştı. Yerel halkla bütünleşen bu göçmenlerden doğan Urartular bu çeşitliliği yazıya, dile, dine, gelenek ve göreneklerine yansıtarak yeni bir kültür oluşturmuşlardır.

Bölgede yapılan arkeolojik araştırmalarla özellikle mezarlardan elde edilen pek çok buluntu -azıt, mimari, boya bezeli kaplardan, küplerden, süs eşyaları, vb.– bu kültürü günümüze taşımaktadır.  Özellikle MÖ 3000- MÖ 2000 Kafkasya ve Luristan’daki iğnelere benzeyen bitkisel şekilli demir, altın, bakır, elektron yanında çokça tunç iğneler– anlaşılmaktadır.

Urartu Sanatı

Göçebe bir topluluk olarak etkileşimde oldukları diğer pek uygarlıktan etkilenseler de Urartuların kendilerine ait kültürün izleri mimari ve sanatsal yapılarda-kent, halk, saray vb.- karşımıza çıkmaktadır.  

Özellikle Toprakkale’deki taş sunaklar, mozaik kaplamalı döşemelerdeki sanatsal işler çok önemlidir. Kralların saray, tapınak ve sunaklarında da bu izleri görmek mümkündür.

Maden işlemedeki becerileriyle de dikkat çeken Urartular, atları gibi maden işlerini de batı ülkelerine- özellikle Yunanistan’daki Urartu maden buluntuları, üçayaklı kazanlar, yılanbaşlı kepçeler, bakraçlar, fibula (çengelli iğne ) gümüş eşyalar, silahlar, tunç mızrak uçları vb.- satmaktaydılar.

Çömlekçilik özellikle Van ve çevresinde tunç çağı ya da MÖ 2000 yıllarına tarihlenmektedir.  

Van Kalesi, Kalecik’de çoklukla bulunan çanak çömleklerin iki farklı şekilde yapıldığı görülmektedir. Erken döneme ait çanak-çömleklerin özellikle geometrik desenli, motifli ve boyalı olanları çok dikkat çekicidir. Çömleklerin bazıları da şişkin boyalı-tek renk/ monokram- keramiktir.  Çinicilik konusunda dausta olan Urartuların  MÖ 730 MÖ 720 demir çağının birinci dönemine ait Altıntepe, Adilcevaz, Çavuştepe, Urmiye Gölü, Haftayan Tepe, Geoytepe ile Hasanlu’da keramik üretim alanları bulunmuştur. 

Ayrıca sadece 2 adet bulunmuş olsa da –Van’dan götürülen Gürcistan’daki 3 boyutlu 128cm sakallı heykel, Korsabad’da yavrusunu emziren küçük inek heykeli- ve Van- Gevaş aslan protomu, Van-Alayköy- Garibin Tepe 3 aslan protomu- insan ve hayvan heykelleri son derece önemli tarihi sanat eserlerinden kabul edilmektedir.Asur yazıtlarında Urartuların büyük tunç heykeller yaptıklarından bahsedilmektedir.

Altın, Gümüş, Tunç ve Bakır Urartular bakır ve tuncun daha kolay işlenmesinden dolayı en çok bu madenlere yönelmişlerdir. 

Altın ve gümüşe de ilgi duyan Urartular madenleri hem süs eşyası hem de yapı malzemesi olarak kullanmışlardır. 

Kral Menua Erzurum- Diauehi krallığını kuşatarak onları altın ve gümüş olarak vergiye bağlamıştır. Madenler açısından zengin bölgelerden – Oltuçay, Artvin, Bayburt, Gümüşhane- Gümüşhacıköy, Niksar- önemli oranda servet sağladıkları bilinmektedir.

Ayrıca Kral Sarduri II yazıtlarda Malatya’nın altın kaynaklarından bahsetmektedir.  Altın ve gümüşten yapılan eşyaların –mızrak, kazan, kap, meyve sepetleri vb.-miktarını listelemişlerdir.

Urartularla yaptıkları savaşı kaybeden Melitealthe- Malatya Kralı Hilaruda ve Güney Anadolu- Kumahalhi Kralı Kuştaşpili öldürülmemek için krala altın ve gümüş sözü vermiştir. 

MÖ 9.yy.’da en çok tunçtan eserlerle dikkat çeken Urartu sanatının daha sonra Asur sanatından etkilendiği, Karmir- Blur’daki Argişti I, Sarduri II  tunç kalkanlar ile Asur kralları Tukulti- Ninurta II, Nairi, Hubuşkia ve Şupria’nın tunç ve bakırı ülkelerine götürdüklerine dair bilgilere de yazıtlarda rastlanmıştır.Bu madenler hakkında detaylı bilgilere yer verenAsur yazıtları bakırdan haraç alındığından da bahseder.

MÖ 1000 yılında Urartuların egemen olduğu Doğu Anadolu- Erzurum, Erzincan, Bayburt ve Çoruh Vadisi- bakır yönünden oldukça zengindi.

Özellikle elde dövme tunç kalkanlar yapan Urartuların dövme veya döküm tunç heykelleri- Toprakkale, Hadım Heykelciği- boğa başlı, siren biçimli kazan kulpları, ok uçları, iğneler, silahlara yaptıklarıve kaplama tunç işçilikleri son derece etkileyicidir.

Bakır Kazanlar Maden yatakları bakımından zengin Urartularda bronz, gümüş ile tunçtan işlemeli ve kabartmalı kazan, kemer, miğferler, at koşu takımları, bakraçlar vb.üretilmiştir.

Özellikle Urartuların yaptığı yoğurtlar kazanları ile Erzincan ve Erzurum civarında bulunan bakır bakraçlar son derece dikkat çekicidir.

Genellikle tunç ve bakırdan yapılan Urartu kazanlarının yanında özellikle Sargon II ait Muasir’de çeşitli ganimetler – öküz, aslan ve ejder kafalarıyla süslü 12 gümüş kazan- ele geçirilmiştir. Nedeni bilinmese de Urartu tapınaklarında kazan resimleri- Haldi Tapınağında 2 kazan resmi vb.- de görülmektedir.

Mücevher İşi Urartuların yaşadığı yerleşim yerleri ve kalelerde, Altıntepe, Karmir Blur- Kızıltepe, Razdan Irmağı, Teişebai- Uru ile Uiteruki, Luşa, Ketarza, Etiuki’de 66 savaş arabası, binlerce atlı asker, 15760 piyadenin görevli olduğu askeri seferlerin kalıntılarına rastlanmıştır. Altın, gümüş süs eşyalarıUrartu sanatındaki gelişmeleri göstermektedir.

Süs eşyalarının çoğu altın ve gümüşten olduğu için Urartuların zengin bir ulus olduğu düşünülmektedir.

Ayrıca Asur yazıtlarındaki Urartu işlemelerine ait bilgiler sanatlarındaki gelişmişliğin kanıtı kabul edilmektedir.

Askeri Amaçla Kullanılan Kalkanlar

Ayanis Kalesi’nde bulunan ve Asur kabartma resimlerinde görülen Urartu kalkanlarının genellikle silah olarak kullanıldığı bilinmektedir.

Bazı tanrı heykelleri ellerinde kalkan tutar. Bazı kalkanlarda da tanrı kabartmaları bulunmaktadır. Asur ve özellikle Tanrı Teişeba’nın şekli ile Haldi başta olmak üzere bronz levha üzerindeki 12 tanrının- Turani, Ua, Nalaini, Arsimela, Anapaşa, Dieduani, Şelardi vb.– ellerinde kargı, balta, mızrak,ok ve ışık demetleri taşıyan tanrılar ile Baş Tanrı Haldi, Teişeba, Şiuini, Hutuni, Şebitu tanrılarıkabartma şeklinde işlenmişlerdir. 

Urartu kalkanlarının birbirlerine benzerliği ve sembolleri dikkat çekicidir.

Anıtlar

Analıkız Kaya Anıtı

Van- Çavuştepe’de tarihleri tam saptanamasa da törenlerin yapıldığı Açıkhava tapınağında tanrılara insan yerine koç adandığı bilinmektedir. Burada kurban kanalları, sunaklar, koç heykelleri ile sonradan Analıkız olarak adlandırılan Kral Sarduri II tarafından MÖ 764 tarihli  çivi yazılı anıt bulunmuştur.

Yazıtlar

Urartuların yaşadığı pek çok kent ve kalede Asur çivi yazısıyla, sert kayalara, madeni aletler ve kemiklerle yazılan ve demir kazıklarla desteklenen Urartu yazıtları bulunmuştur. 

Bu yazıtlar son derece önemli tarihi belgelerdir. Yazıtların yazı stili ve mührü oldukça dikkat çekicidir.  Burada ayrıca kil tabletler ve halka ya da yarım daire şeklinde üzeri yazılı kemikler de bulunmuştur. 

Yazıtlara kralların imar işleri, zaferler ve ganimetler,  tapınaklardaki adaklar da işlenmiştir. Yazıtlara öncelikle yazanın kimliği ve  yazıtın amacı eklenirdi. Daha sonra yazıta zarar verenler için beddua notu da düşülürdü.

Günümüze kalan 193 yazıttan en  önemlileri- Van, Zevatsan-Zevistan, Kelijen, Patnos, Karagündüz, Bergri,Taştepe, Anzaf, Sigge, Hasankale, Palu, Gusak, Karahan, Kızılkaya, Kobants, Marmos, Ağıtmar, Ada, Kızıltaş, Artamit, Bostankaya, Yedikise vb.-olarak sıralanmaktadır.

Kral yapıtlarının genellikle Menua, Argişti I ve II, Sarduri II, İşpuini, Rusa I dönemlerine ait olduğu bilinmektedir. Çoğu Sarduri II dönemine ait askeri seferler, zaferler, imar faaliyetler, su kanal yapımları, tarım amaçlı bağ, bahçe çalışmalarını anlatan yazıtların 300 adedi tunçtan yapılmıştı.

İzoli- Kömürhan  Yazıtı

Karakaya Barajı altında kalan en büyük Urartu yazıtı olan İzoli- Kömürhan Yazıtı, Sarduri II tarafından yazdırılmıştır. Yazıt,  Argişti I ve Sarduri II’nin Mellid- Malatya askeri seferleriyle haraca bağladığı kenti anlatmaktadır.

Kelişin Yazıtı

MÖ 9.yy.’da Türkiye, İran ve Irak sınırındaki Kelişin Geçidi’nde dikilen Asurca yazıtta Kral İşpuini’nin kahramanlığını anlatılmaktadır. Yazıt ayrıca tapınakta tanrılara kurban ettiği hayvanlardan da bahsetmektedir.

Prizma Yazıtları

Urartu kralı Tiglatpileser I’in 5 yıllık krallığında yaptıklarını anlatan yazıt, yıllıklar, tanrılar, krallığına ait bilgiler, aldığı kentler, seferleri ve Muşkilerle yaptığı çatışmalarından bahseder. 

Surp Pagos Yazıtı

Urartu dilinde imar ve askeri amaçlı kaydedilen yazıtlardan biri olan Van-Surp Pagos yazıtının taşları kullanılarak daha sonra buraya bir kilise yapılmıştır.  

Menua- Sulama Kanalı

Minuai Pili adındaki sulama kanalını MÖ 810- MÖ 786 yıllarında Urartu kralı Menua, kızı Tairia adına Van- Havasor Ovası/ Gürpınar’a su sağlamak için yaptırmıştır. Kanal 51 km uzunluğuyla o dönemde dünyanın en uzun su kanalı ünvanını almıştır. 

Su kanalı, Kadembastı’daki Asur Kraliçesi Semiramis’in Asma Bahçeleri ile özdeşleştirilerek efsane olmuştur. 

Başet Dağı’nın 386 m yüksekten akan sularla beslenen kanal adına bir de beddua anıtı yazdırılmıştır. Ayrıca Menua, sulanan yerler üzerine kanalın yapımıyla ilgili 15 anıt da diktirmiştir.

Doğubayazıt -Menuahinili ve Urartular

Urartu Kralı Menua’nın kurduğu Menuahinili adlı kentin halen İshak Paşa Sarayı’nı da içine alan Doğubayazıt olduğu bilinmektedir. 

Doğubayazıt- Belleburç’ta askeri üs olarak bir kale yapan Urartular, Afganistan- Hindistan -İran ticaret yolunu kontrol altında tutmak istemişlerdir. Özellikle İran yolunda başka geçidin bulunmaması kalenin önemini arttırmıştır. Bu kaleyi daha sonra Arsaklar, Cenevizler, Celayirler, Akkoyunlular, Karakoyunlular ve Osmanlılar da kullanmışlardır.

Bu bölgede küçükbaş ve büyükbaş hayvancılıkla uğraşan Urartuların süs eşyası ve baharat işiyle öne çıkan ticaret yolunda bu hayvanları değerlendirdikleri de bilinmektedir.

Doğubayazıt- Taşlıçay- Balıklıgöl

Ağrı- Doğubayazıt- Suluçen (Musun)-Aktarlar (Gürgüre Köyü) etrafında, Ziyarettepe 2887 m , Hana 3240 m, Doğubeyazıt dağlar 2621m, Balıklıgöl Dağı 2798 m arasındaki 2250 m yükseklikte, 34 km2’lik alana sahip lav set gölünü Urartular sulama kanalı olarak kullanmışlardır. 

Erivan- Revan ve Urartular

Urartular tarafından MÖ 782 yılında, askeri kale olarak Erebuni adıyla kurulan yerleşim yerine Ermeniler Yerevan, Osmanlılar Revan demişlerdir. 

Günümüzde yerleşim yerine ait içinde insan, hayvan, kuş parçaları olan urne, üç boğa başlı çömlek, yaban tavşanı tasvirli çanak, yılanbaşlı bilezikler, demirden kama, bıçak, kılıçlar, kemerler, atlara kullanılan malzemeler  olan yeraltı örme mezar odaları bulunmuştur. 

Urartu Kralı Menua Erivan’dan Ardahan’a gelen sonradan Ermeni soyundan olduğu varsayılan halklar için çeşitli önlemler alsa da kuzeydeki küçük ulusların saldırılarını önleyemediği için onların üzerine askeri sefer yapar ve halkı kısmen yok eder. Kalanlar ise zamanla asimile olur. Bölgeden topladığı Ermeni soyundan gelen çocuk, kadın ve gençleri köle olarak Van’a taşır. Böylece Ermeniler ilk kez Anadolu’yla tanışır. 

Rusahinili- Toprakkale

Van- Eleşkirt-Toprakkale’nin ilk yerleşim tarihi tam bilinemese de MÖ 735 yılında Urartuların merkezi yerleşim yeri olduğu saptanmıştır. Buradaki Zimzim kayalıkları üzerine tanrı Haldi için  yaptıkları kale daha sonra Arsaklar tarafından onarılarak kullanılmıştır. Burada ayrıca tapınak, su sarnıcı, saray, sur kalıntılarına rastlanmıştır.

Burada Rusainili Kral Rusa II tarafından Keşişgöl’de yaptırılan bir de baraj  bulunmaktadır.

Van- Tuşpa-Biaini

Kendilerine Bian-Vian yerleşim yerlerine Biaini diyen Urartuların başkenti zamanla Van-Tuşpa olarak adlandırıldı.

Murat Nehri yukarısında kurulan Biaini -Van- Tuşpa’nın tarihi Urartulardan çok önceki dönemlere gittiği yapılan araştırmalarla ortaya çıkmıştır. Ancak Van’ı özellikli bir yer haline getirip başkent yapan Urartular, yerleşim yerini oldukça geliştirip büyütmüşlerdir.

Tu-uş-pu-ea, Wiaina isminden gelen Van’ın güneydoğusunda Toroslar, batısında Nemrut 3050 m, kuzeyinde Süphan 4434 m, doğusunda Tendürek 3315 m yükselmektedir. 

İçinden geçen çok sayıda nehir –Zeylan, Deliçay, Bendimahi, Karasu ve Hoşap-ile beslenen  16 bin km2’lik gölün etrafındaki ilk yerleşim yeri zamanla bugünkü yerine kaymıştır. 

Tarım alanlarıyla çevrili Van, Sarduri II zamanında MÖ 745-MÖ 727 Asur Kralı Tiglatpileser II tarafından işgal edilmiştir. Sargon II’nin 8 kez kente sefer düzenlemesi kentin  gelişmesini önlemiştir.

Tuşpa- Van’da MÖ 840- MÖ 830 Sarduri I, MÖ 830-MÖ 810 İşpuini, MÖ 810- MÖ 786 Menua, MÖ 786- MÖ 764 Argişt, MÖ 764-MÖ 735 Sarduri II, MÖ. 735-714 Rusa I, MÖ. 714-685 Argişti II,MÖ 685- MÖ 645 Rusa II, MÖ 645-MÖ 635 Sarduri III, MÖ 635-MÖ 609/600 Erimeba adlı Urartu kralların hüküm sürdüğü bilinmektedir.

Arşuniuini- Uru Kenti

Trans/Kafkasya’da bulunan Menua ve diğer kralların almak istediği Uru/ Arşuniuini, kaynaklarda en çok adı geçen Urartu kentidir. 

Urartular sınırlarını genişletmek için özellikle kuzeydeki yeni bölgelere yeni kentler kurmak istemişler. Haldei Uru gibi yeni bir kent olan Arşuniuini de Urartuların en yeni kentlerinden biridir. Arşibi adındaki atı için Menua tarafından kurulan kenti Kral İşpuini, diktirdiği Meherkapı kutsal kentler listesine kayıt ettirmiştir. 

Tanrılara ve tanrıçalara tapınılan kutsal kentin tarımı ve mimarisine ilişkin bilgiler olan yazıtlar- Kevenli- Şuşarths, Karahan, Muradiye-Bekri- bulunmaktadır.

Başkent/Arzaşkun- Arzaşkunu

Van Gölü batısında yer alan kent, ilk kralı Arame- Aramu tarafından Urartuların ilk başkenti ilan edilmiştir. Daha sonra Asurlu Salmanasar III tarafından yıkılan kentin adı Gaziantep- Kenk Boğazı’ndaki yazılı taşta geçmektedir. 

12 yıl sonra başa geçen MÖ 840- MÖ 830 Urartu Kralı Sarduri I, başkenti kayalıklardaki Turşpa-Tuşpa- Van’a taşımıştır. 

Barşua- Barsua Kent Krallığı

Asurluların bir kısmını Urartulara bıraktığı kuzeybatı İran’daki Barşua krallığını Arğişti I almaya çalışmıştır. Askeri seferleri, tapınakları ve diğer yaptığı işleri yazdırdığı yazıtlardan Horhor Yazıtı’ndan da anlaşıldığına göre bölgede Medlerin baskınları artmış ve kent krallığınının ortadan kaldırılmıştır.

Urartu Dili

MÖ 2000 Kuzey Suriye, Doğu Anadolu ve Kuzey Mezopotamya’yı etkisine alan Urartu dilinin Asiatik dil grubu Hurrice, Likce, Hitit-Etice’ye çok yakın bir dil olduğu saptanmıştır.

Proto- Hurri diline benzeyen Urartu dili, Hatticeden farklı olsa da Sami, Hint- Avrupa dil ailesine mensuptu. Endo- Germen ile Sami dilleriyle akraba Urartu dili, Güney Asur çivi yazısı ile Hitit hiyerogliflerine benzerdi. 

Urartu dilinin Doğu Anadolu, Kuzeybatı İran, Ummiye Gölü çevresinde de görülen kökleri aynı ancak göçlerle farklı geliştikleri görülmektedir. Urartu Dili, Doğu Kafkasya dillerinden Çeçence ve İnguşça’ya da çok yakın olduğu da belirlenmişti.

Daha sonra MÖ 782 Urartu Kralı Manua’nın Ermenilerin yaşadıkları kente saldırarak kadın ve kızları kendi ülkesine getirdiği için Urartu dilinde çeşitlilik artmaya başlamıştır. Ancak Van bölgesine daha sonra getirilen köle Ermenilerin dili dışında, bölgede Hint-Avrupa dillerinden de başka dil daha kullanıldığı da belirlenmiştir. 

Kral ve beyler yazıtlarında Asur çivi yazısını kullanmışlardır. Günümüze kadar ele geçen belgelerden Urartular hakkındaki bilgiler –22 tanesi tablet olan 450 yazılı belgenin ilki Asur çivi yazılı Van- Madırburç- Madruburç’ta Lutipris- Lutibri oğlu, Sarduri Urartuların ilk kurucu kralı, Asurlulardan korumak için başkenti Arzaşkuner’den daha güveli gördüğü Tuşba’ya taşıyan, kendine Akadca Şarrişatti- Dünyanın kralı lakabını takan, MÖ  880-MÖ 859  Sarduri I  – yazıtından ulaşılmaktadır.

Tam anlamıyla çözümlenmeyen bazı küp ve kaplarda Hiyeroglif yazı kullanan Urartular, farklı etnik kökenleri içinde barındırdıklarından yazılarını çözümlemek oldukça güçtür. 

Asur’dan alınan çivi yazılı- taş anıtlar, tunç eserler, iri depo küpleri, kil tabletler, mühürler ve az gelişen ve günlük işlerde daha çok kullanılan resim- mühürler, kap kacak üzerine– malzemeleri kullandıkları saptanmıştır.

Yaşam 

Urartuların yaşamları, gelenek ve görenekleri her ne kadar yakınlarındaki ulus, aşiret ve beyliklerden özellikle sürekli savaştıkları Asurlulardan çok etkilenmiştir. 

Urartuların kendilerine ait yaşam tarzlarının ve adetlerinin olduğu çeşitli kazılarda- Çavuştepe, Toprakkale, Altıntepe, Adilcevaz ve Kayalıdere-  çıkan bilgilerden öğrenilmektedir.

Urartuların erzak ve şarap küpleri sosyal yaşamlarını anlatmakta, halkın yük taşımak için eşekleri kullandığı ve at beslediği, cins atlara düşkün oldukları bulunan at gemi, at alınlığı, at gözlüğü ve çıngıraklarından, kabartmalardaki atlı süvarilerden anlaşılmaktadır. 

Siyasi İlişkileri

Urartuların diğer Anadolu uygarlıkları gibi çevresindeki uluslarla yakın dini, ticari, askeri vb. ilişkileri vardı. En çok savaştıkları ulus ise Asurlulardı. Ayrıca Urartular kuzeydeki Diauehi krallığı ve yerel beyliklerle özellikle Kral Menua döneminde de mücadele etmiştir. Argişlti I, güneybatısında kalan Geç Hitit Krallarından Malatya civarında yaşayan Kral Hilaruda zamanında Hate ve Tabal krallıkları ile uğraşan Urartular, Sarduri II zamanında da Melitia ile Adıyaman civarındaki Kuştaşpili ve Rusa II zamanlarındaki Qumaha krallığı ile Hate, Halitu ve Muşki krallıklarına seferler yaptılar. 

Urartuların siyasal ilişkiler kurdukları diğer uluslardan; Maraş civarında Gurgumlu, Tarhular, Arpadlı Matı ve Mana, İran- Parsua, İskit, Kimmerler olarak sıralanabilir.   

Tanrı ve Tanrıçalar ve Tapınaklar 

Urartular gerek aşiret ve beylikler gerekse krallık döneminde kendi ilahları yanında yerleştikleri topraklardaki halkların yerel ilahlarına saygı duyarak daha iyi ilişki kurulacağını keşfettikleri için onların ilahlarını benimsemişlerdir. 

Bazı kaynaklara göre 79 adet tanrı ve tanrıçası olan Urartularda din son derece önemliydi.

Gök Tanrısı Haldi en çok tapınılan ilahtı. Urartuların asker tanrısı Bağbartu- baştanrısı Haldi’nin adının Kafkas dillerinde Gök anlamındaki Hal sözcüğünden geldiği düşünülmektedir. 

Haldi özellikle MÖ 900- MÖ 600 (MÖ 834- MÖ 828) İşpuini’nin tanrılar listesinde yer almaktadır. Kral İşpuini’nin ayakta aslan şeklinde, kılıç ya da mızrak taşıyan Haldi için Muşaşir- Ardini adıyla bir tapınak yaptırmıştır.  Savaş Tanrısı Haldi’nin başka bir bazalt kabartması Adilcevaz-Kef Kalesi, Van- Zımzım Dağları’nda kaya tapınaklar yaptırmış ve Ayanis- Susi tapınağında da bir yazıt bulunmuştur.

İlahlar adına kayalara tapınaklar yaptılar. 

Urartu tapınakları genellikle kare planlı, kule tipliydi. Bu tarzda 8 adet tapınak bulunmuştur. 

Kule tipli tapınaklar ise  Kral Menua zamanına ait Aznavurtepe, Körzüt ve Yukarı Anzaf kalelerinde, Tanrı Haldi ile İrmuşini için Sarduri II zamanında Çavuştepe- Sarduruhinili Kalesi, Kayalıdere’de tapınaklar bulunmuştur. Ayrıca Argişti tarafından yaptırılan Erzincan-Altıntepe Tapınağı, Rusa II tarafından Toprakkale, Ayanis Kalesi’nde de tapınaklar da bulunmuştur.

Rusa -i Uru-Tur-Batsam ile Werachram tapınakları da aynı döneme ait. Kule tipli tapınakların-Çavuştepe/Yukarı Tapınak ve Altıntepe’de – günümüzde sadece harabeleri bulunmaktadır. 

Tapınak mimarisini Urartular nereden öğrendikleri tam olarak bilinemese de açık hava kutsal alanları da- Sarduri II tarafından yaptırılan Van Kalesi kuzey eteklerinde/analı kızlı- oldukça dikkat çekicidir. 

İlahlar yardımıyla yeni yerleri kolayca ele geçirdiklerine inandılar ve onlar adına steller diktirip adaklara adayarak sunaklar hazırlamaktan geri durmadılar.

Gaziantep- Hapla ve Tuşpa’da ile Revanduz ve Uşenuye ovalarında Rusa I- MÖ 735- MÖ 733- MÖ 713 Topzava dikilitaş diktirmiştir.

Argişti II’nin oğlu Rusa- Rusas II MÖ 685 ya da  MÖ 675-MÖ 645-MÖ 640 Tanrı Haldi adına kurduğu kent Rusahinili- Toprakkale’yi Urartuların birinci merkezi yapmıştır.

Asur Şamsi- Adad V’in yazıtlarında MÖ 600- MÖ 900 arasında Uşpina adında kayalara oyulmuş bir tapınaktan bahsedilir. Tapınağın duvarlarında devleti temsil eden 70 tanrı ve tanrıça adı listelenmiştir. 

MÖ 900-MÖ 600 ( MÖ 834- MÖ 828 ) İşpuini- İspuinis, İşpuni ve oğlu Menua, Zevasten-Zivistan’da büyük tapınak yaptırdı. İşpuini, Zivistankale, Anzaf ve Patnos’daki yazıtlarda daha çok oğlu Menua ve yeğeni İnuşpua’nın adları geçmektedir. Ayrıca Meherkapı’da bronz levha üzerinde tanrı ve tanrıçaların -5. sıradaTurani, 6. sırada Utu’nin eşi, Van Gölü civarındaki Nişi kenti ve yerel tanrı Ua, Van Gölü civarında, yerel tanrı 7.Nalaini, 9.sırada Arsimela, 10. sırada Anapaşa, 11.sırada Dieduani ve 12. Sırada Şelardi– adları listelenmiştir. 

Yine; Van Zımzım Dağı- Meherkapı yazıtlarına göre, 63 tanrı ve 16 tanrıçanın ( Baş tanrı Haldi, Hurrilerin Fırtına ve Hava Tanrısı, Huba’nın kocası, MÖ 2000 Teşup’u olarak anılan 2. sırada Teişeba, Güneş Tanrısı Şivini, Ardini- Musasir, Kavga Tanrısı, 4. sırada Hutuini, Kumenu, Tanrıça sıralamasında Arubani, Huba Tuşpa-ni- Tuşbea ilk 3 sırada vb. isimleri ve adanan kurbanlıkların cinsi ve miktarı -anlaşılmaktadır.

Diğer bazı kentlerin tanrı ve tanrıçalarına- Musasir- Ardini, Kemenu kentleri tanrılarına, Haldi kapılarına, Göller, sınırlar, dağlar tanrılarına Nişi kenti Ua kapısı tanrılarına da- kurbanlar keserlerdi.

Ancak dinin geneline dair- kutsal alanlar, dinsel törenler, rahipler, kralların durumları ölümden sonraki yaşam inancı tanrı ve tanrıçalar dünyasının oluşumu vb.- tam belgelere ulaşılamamıştır. 

Oysa aynı döneme ait civar ülkelerin dinleri hakkında önemli bilgiler bulunmuştur.

Ayrıca tapınaklarda Urartulara ait Altıntepe, Adilcevaz, Çavuştepe, Toprakkale, Kayalıdere kazılarıyla çok sayıda şarap ve erzak küpleri, tarımsal ürünler ve hayvan yetiştirmek için kullanılan aletlerlere ait bilgiye ulaşılmıştır. 

Ölü Gömme ve Mezar Eşyaları Anadolu’daki pek çok eski uygarlık gibi Urartularda da krallar ölünce, tekrar dirilerek hizmet edeceği düşüncesiyle tanrıların yanına ve eşyalarıyla gömülmüştür. 

Urartuların belli bir süre hüküm sürdükleri topraklarda yaşayan beylik, aşiret ve uluslar- Huri, Nairi, Uruadri vb.– tüm yaşamsal faaliyetlerinde -kültür, sosyal vb.– olduğu gibi ölülerini de kendi geleneklerine göre gömdüler.

Urartularda  iki çeşit –yakarak- cremation ve yakmadan- inhumation– ölü gömme şekli ve gömü mimarisi vardı. Toprak içine açılan çukura çömelmiş şekilde gömülen etrafına taş ya da kerpiç konulmayan basit toprak mezarlar ve basit taş sandık mezarlara  ölüleri gömdüler. 

Ancak özellikle Altıntepe’deki açık hava tapınağında ölü gömme törenlerinin yapıldığı düşünülmektedir.

Her ölüye tören yapılmasına karşın zengin ve fakirlerin –sadece taş, toprak vb.- ölüleri gömülürken farklılıklar bulunmaktaydı. Ölüler tabuta konularak akrabalarıyla mezarlığa getirilir, ölü gömülmeden tatsın diye boğa keçi vb. hayvanlar kurban edilerek yemekler hazırlanırdı. 

Daha sonra ölünün isteği doğrultusunda eşyalı ya da eşyasız hazırlanan mezarlara da kurbanlıklardan bırakılırdı.  

Kaynaklarda ölülere ait fazla bilgiye rastlanmaz.

Van Gölü ve çevresinde demir çağına kadar giden Urartu gelenekleri yakarak ya da doğrudan ölüyü mezara koyma –bazen doğrudan döşeme, urne, ölü yatakları, kayalara oyulan ya da bağımsız lahitler, duvar içi nişleri ölü yatakları, kemik kırma taşları– şeklinde yapılmaktaydı.

Bu teknikleri sonradan bölgede yaşayan pek çok aşiret ve beylik de kullandı.

Farklı adlarla anılan mezarların da- altından su aktığı için Argişti I’in mezarı Horhor, içinde neft yağı biriktiği için netf kuyu mezarı– bulunduğu Urartularda halk ile kral ve yöneticilerin mezarları birbirinden farklıydı.

Kayalara oyularak yapılan mezarlar -oyma ve örme teknikleri– ve  yeraltı oda mezarları, Van Kalesi, Palu, Mazgirt, Altıntepe, Aras Nehri güneyi, İran- Sangar, Dilkaya, Karagündüz, Yoncatepe’de görülmektedir. 

Oyma ve örme tekniğinin yanında karma bölüm olarak adlandırılan mezarlara genellikle Kamışlı ve Tanıktepe’de rastlanmaktadır.

Belirli malzemelerin sıklıkla görüldüğü mezar odaları grubunda 1- çok odalı kale içi mezarlar- yeraltı oda mezarları-Ağrı, kuzey Van– ve kayalara oyulan odalar- Atabindi– 2- tek odalı kale dışı mezarlar- yeraltı ve yumuşak- zenginler için- ya da sert- fakir halk için özellikle Kalecik, Adilcevaz, Dedeli, Y.Göçmez, Kamışlı, Yeniköy, Erdal, Pekeriç, Kasrik, Erentepe, Su konak, Yeniköy– kayalara oyulan mezarlar, mağara mezarlar –doğal işçilikli ve urne, ceset gömüler- ile yönetici ve soylular için yapılan yeraltı örme mezarları -Altıntepe, Erivan, Alişar Tanıktepe’de– halk için yer altı örme mezarları da Liç’te bulundu. 

Yeraltı taş örme tek odalı mezarlar- Erivan, Dağalan, Kamışlı, Gönlüaçık, Patnos, Konakbey, Liç, Guşçi, Akçaören’de– örme mezarlar- Altıntepe’de yiyeceklerin olduğu yemek masaları , Erivan, Alişar, Dağalan, Gönlüaçık, Konakbey, Patnos, Akçaören, Dilkaya, Karagündüz- olarak sıralanabilirken ev gibi döşenen mezar odalarında mezar buluntuları 1-mezar eşyaları-demirbaş eşyalar , 2- ölünün eşyaları 3- ölünün armağanları görülmektedir. 

Ölümden sonra yaşamın olacağı inancıyla ev gibi döşenen, ev planının uygulandığı mezar odalarına en iyi örneklerden biri Kayalıdere’nin yanı sıra Adilcevaz, Dedeli ve Erivan’daki mobilyalarda görülmektedir.

Urartular ve Göçebe Kavimler 

Erken dönemlerde özellikle Argişti I yıllıklarında göçebe kavimlerden ve Urartu topraklarına seferlerinden bahseder. Gökçegöl kıyılarında önlemler aldığını ama özelikle atlı akınları durduramadığını yazdırır.

Argişti I, 13. krallık yılında kuzeyde Etiu, Eriahi ve Katarza’yı alarak İşkigulu’ya kadar ilerlediğini anlatır. 

İşgulu, kenti kuşatıldıktan 6 yıl sonra Diauehi Ülkesi Kralı Utupurşini’nin Urartulara karşı gelince topraklarını Argişti I’in aldığı yazan belgelere de rastlanır. 

Urartular ve Halila/Halule Kenti

Dicle ile Diyala’nın birleştiği yerdeki Halilayerleşim yeri, Uruadri Ülkesi yani Urartuların 8 önemli kentinden- Himme, Bargun, Salua, Uadkun, Halila, Nilipahri, Zingan- biridir. 

Asur Kralı Salmanasar I, Halila’ya saldırdığını ve haraca bağladığını övünerek taşlara yazdırmıştır. Ayrıca bazı Uratu kentleri  –Himme, Bargun, Salua, Uadkun, Halila, Nilipahri, Zingan– ile diğer 51 kenti de askeri güçleriyle yakıp yıkarak aldığını ve hepsini haraca bağlayarak onları dize getirdiğini de yazdırmıştır. 

Ancak Sanherib, Muşezip- Marduk’un yeniden organize ettiği Babil ordusunu Halila’da karşılayarak korkunç bir savaş yapmıştır. Marduk’un 150 askerini öldürür ve Merodan- Baladah’ın oğlunu esir alır.  Sanherib öldürülen oğlunun intikamı için Babil Kenti’ni ateşe verip katliam yapar.

Urartular ve Hatti

Urartuların batısında Malatya- Melitealhe kentine saldırarak  bölgedeki küçük kent-Hatti, Supa/Ni- ve pek çok kavmi alan Argişti I, bu iki ülkeden yaklaşık 30 bin kişiyi esir almış ve Urartu nüfusuna eklemiştir.

Ayrıca yıllıklarında Biainili ülkesini denetlemek için İrepuni kentini kurduğunu yazdırmıştır. Sümer kaynaklarında Uru-Ha-at-ti olarak geçen Hitit topraklarında Anadolu’da yaşayan yerli halk Hattiler/aşiret / ülke, Anadolu’dan başlayıp Suriye’ye kadar genişlediler. Sınırları tam belirlenemese de Hitit topraklarının genel adı yazıtlarda Hatti Ülkesi olarak geçmektedir. Bu bölge-Tunç Çağı/ MÖ 3000- MÖ 2000 Hitit soyları MÖ 1400- MÖ 1200 Hititlerin vatanı– olan bölgedir. 

MÖ 1000’de Başkent Hattuşaş, Alacahöyük önemli bir yerleşim yeriydi. Fırat’ın batısı ise Asurlulara bağlı olan neo-krallıkla kontrol altında tutmaktaydı.

Urartular ve Hititler

Küçük aşiret ve beylikler şeklinde var olan Anadolu halklarından MÖ 1800 yıllarında özellikle Hattiler daha sonra Hint-Avrupa kökenli Hititler yerli bir dil olan Aglutinant dili kullanmışlardır. Bölgede o tarihlerde sadece küçük aşiretlerin kavgalarından başka hareket yoktu.

MÖ 2000- Erken Tunç Çağı’nda Hititlerin yaşadıkları bölgede– Boğazköy, Alacahöyük, Karaoğlan, Karahöyük ve Bitik- büyük bir yangın, büyük bir istila, bir saldırı ya da doğal afet mi olduğu henüz bilinmeyen bir nedenle bölge boşaltılmıştır. Surlarla çevrili Alişar’da yaşam bir süre devam etse de Etiyokuşu ve Ahlatlıbel Tunç Çağı’ndan sonra terk edilmiştir. Hititler, MÖ 1650- MÖ 1620-MÖ 650 arasında Anadolu’ya yayıldılar.

Anadolu’da dağınık aşiretler olarak yaşayan Hititler, MÖ 2000- MÖ 1700 yılarında krallık/ imparatorluk kurarak geriye silinmez izler bıraktılar. Bu dönemde Anadolu’da ticaret kolonileri kuran Asurlular, Hitit beylerinin yaşadıkları yerlere- Neşa/Kaneş, Hattuş, Mama, Puruşhanda, Zalpa, Kuşarra- eşeklerle gelerek malları- bakır ve demire karşılık kalay ve kurşun alarak– takas edip önemli oranda ekonomilerini düzelttiler.

Anadolu’da dağınık olarak yaşayan Hitit aşiretlerini Pitanha toplayarak, ilk merkezi yönetimin temelini attı. Daha sonra Kuşaralı oğlu Anitta, Neşa, Zalpa ve Hattuş beyliklerini kuşatarak buraları yağmalayıp büyük kral oldu.

Pitanha ve oğlu Anitta Kaniş/Neşa’yı krallığın merkezi yaptılar. Ama daha sonra Hattuşli I, Hattuş kentini kuşatarak kentin kralı Pijusti’yi yener. Kentin adını Hattuşaş olarak değiştirerek Başkent yapar ve Hitit tarihinde yeni bir dönem başlatır. Artık Hitit devleti kurulmuş, Hattuşili MÖ 1650 Anadolu’da tanınmaya başlamıştır.

Hititlerinin dillerinin Hint- Avrupa, kökelerinin de Kafkaslar olabileceği üzerinde durulmaktadır. Göçebe azınlık Hititler bölgeye geldiklerinde buradaki yerli halkların silah kullandıkları ve yerleşim yerlerini surlarla çevirmeyi biliyorlardı.

Nesili-Nesice konuşanlar denilen Hititler bu yerel beyleri ikna edip (savaşla ya da anlaşarak) onların gelenek, mitoloji, din ve ilahlarının isimlerini benimsediler. Onlarla büyüyerek kısa sürede birlikte Anadolu’da güçlü bir krallık oldular. Hititlerin hırslı kralları kendilerini Hattili ve topraklarına da Hatti Ülkesi dediler. 

İmparatorluğu kuran Hattuşili I’in ardından Murşili I’de Suriye kent devletlerini alarak sınırları Halep ve Babil’e -Hammurabi Hanedanlığını yıkar– kadar genişletti.  Mezopotamya ticaret yollarını denetimi altına aldı.

Taht kavgaları sırasında Hantili tarafından öldürülen Murşili I’in ardından Hantili, Zidanta, Huzziya da aynı feodal düşünceye bağlı kalarak taht kavgaları sonucu öldürülürler. Bu durumu fırsat bilen Mitanniler, Torosların güneyi ve Anadolu’nun güneyi ile güneydoğusundaki kent krallıklarını adılar. Bunlardan biri de Kizuwatna Hitit kent krallığıdır.

Saraydaki kan davaları Telepinu başa geçince son buldu. Orta Krallık denen dönemde  Telepinu fermanıyla taht varisi kurallara bağlandı. Daha sonra Tuthaliya I, düşmanları Kaşkalara karşı zor günler geçirse de onun döneminde krallığın gücü yerine geldi. Anadolu’yla sınırlı kalan Tuthaliya’dan sonra Şuppiluliumma I, Suriye ve Kuzey Mezopotamya’daki bazı kentleri aldı. Kaşka Kralı Nigmedu II ile anlaştı. 

Mısır’da Tutankamu’nun öldürülmesinden de yaralanıp Kargamış ve Mitannilere saldırdı. Onların kentlerini kuşatıp Mitanni Krallığına son verdi.

Ardından Murşili II döneminde Veba salgını başladı. Asur baskısı ve Suriye’nin iç karışıklıkları yüzünden iş yapamaz hale geldi. Yerine 20 yıldan fazla büyük kral olan oğlu Muvatelli II, tahta geçti. Kardeşi Hattuşili III, Hattuşa valisi olarak Muvatelli II’ye yardım etti. Muvatelli II, tanrı ve atalarının heykelleriyle başkenti Tarhuntaşa’ya taşıdı. Amurnu sorunu nedeniyle Muvatelli II’nin başlattığı Kadeş Savaşı sonunda Ramses II ile antlaşma imzaladı.

Daha sonra oğlu Murşili /Urhi-Teşup kral olunca başkent tekrar Hattuşaş’a taşındı. Ramses II tarafından egemenlik altında olan bölgede, Babil, Asur ve Mısır ile ilişkilerini geliştirdi. 

Daha sonra Tuthaliya I, başa geçti. Tarhuntaşşa Kralı Kurunta ile anlaşma yaptı ve ülkenin sınırlarını çizdi.  Yerine oğlu Şippiluliuma II, geçti. Kıtlık dönemi olan bu sürede başarılı bir yönetim sergiledi. Nedeni tam bilinemese de MÖ 1200’de imparatorluk sona erdi. Daha sonra Torosları geçerek Adana’ya kadar inip tüm bölgeyi egemenlikleri altına aldı.

Yunanca Hetaios, Latince Hettaeus, Luer çevirisinnde Hetbitter olarak adlandırılan Hititler, Anadolu’da 700 yıl hüküm sürmüşlerdir. 

Hititler, MÖ 1200 yıllarında Anadolu’ya Kafkaslardan gelen Hint-Avrupa göçebe halkları tarafından yıkıldı. Luviler-Yeni Hititler, Suriye yakınındaki Karkamış ve Kilikya’da krallık kurdular.

Büyük Hitit Krallığı kurucu mühürleri Tuthaliya ve eşi Nikalmatı, Arnuvanda ve eşi Asmunikal bulunmaktadır.

Hittilerin ardından Güneydoğu Anadolu ve Suriye civarında kurulan uygarlıklar Hititlerin geleneklerini uzun zaman sürdürdüler.

Araştırmalar, Hititlerin MÖ 1225 yılına kadar Ortadoğu’da önemli bir imparatorluk kurmuş, Sami asıllı olmayan göçmenler olduğunu kanıtladı. 

Hititlerin yaşadığı bölgede Urartular da gelişti. Urartular, Hititlerden çok Asurlarla çatıştı. Ele geçirdikleri beylik, aşiret, Asur, Hatti ve Hitit topraklarında genişlediler. Zaman zaman da bu halklarla anlaşmalar imzaladılar. Gelenek, görenek, dil vb.  olarak da birbirlerini etkilediler.

Urartular ve Hurriler

Urartuları oluşturan beyliklerden biri olan Hurriler, Anadolu’da MÖ 1500- MÖ 1250 yaşayan özgür bir krallıktı. Hititlerin güney doğusundaki tehlikeli düşmanı, Hurriler, Sümer dini geleneğine göre Harran Ovası’nda çok etkiliydiler.

Geç Hititler yıkılınca halkların önemli bölümü güneye ya da güney doğuya dağılıp yerleşirken Hurriler dağlık bölgelere Van civarına yerleştiler. Hurriler krallık olunca Asur tarafından Nairi Ülkesi/Krallığı olarak adlandırıldılar.

Hurriler- Nairiler, Asur baskınlarından kurtulmak için bölgedeki aynı soydan gelen diğer ulus, beylik, halk ve aşiretlerle birleşerek güçlendiler. Bu uluslar güçlenmesi 300 yıl sonraki Anadolu’da kurulacak Urartu devletinin temellerini attı.

Bu beyliğe Akkadlar Subari- Suri dediler. Özellikle Subari diliyle Mitanni Kralı Tuşşarta tarafından yazdırılan Tel Amarna tabletlerinde beylik hakkında bilgilere yer verildi.

Mitannilerin komşu beyliği Hurrilerle çağdaş Arzava, Kizuwatna ve Ahiyayya krallıkları bölgede yaşamaktaydılar. 

Mardin civarında MÖ 3000’de yaşayan Hurrilere ait bilgilere Urkis kazılarında da rastlandı. 

Ayrıca bazı kaynaklara göre Hurriler, MÖ 2000 ya da MÖ 2350- MÖ 2150 arasında yaşayan bir halktı.

Mitannileri kuran beyliklerden olan Hurrilerin merkezi olan kentler -Kerkük/ Tell Feheriye, Şağar, Bazar ve Tell Brak ile Urfa, Diyarbakır, Mardin- olarak sıralandı.

Urartular ve Sümerler

Kent devletleri öncesi Mezopotamya’da Karakafalı olarak adlandırılan Sümerlere tarihçiler Ubaid- Obed dediler.

MÖ 3500- MÖ 2000 yılları arasında küçük bir aşiret olan Sümerler kendilerine yerel bir ad Sum-er, Su adamı- suyu denetleyen adam, yaşadıkları yerlere de Kengi demişlerdi.

Sümerler döneminde Mezopotamya’nın güç iklim koşulları –yazları çok sıcak ve kurak, Zagros dağlarının eriyen karlarıyla taşan Dicle ve Fırat Nehri selleri–  yüzünden güney Mezopotamya’ya göç ettiler.  

Güney Mezopotamya’ya göç eden Anadolu göçmenleri de Ur kenti yakınındaki Obeid Höyüğü’ne yerleştiler. Hemele’e göre; Bu göçmenler arasında Türk soyundan olanlar da vardı. MÖ 5000- MÖ 4500 gelen Türklerin Sümerleri oluşturduğunu da,’ düşünenler vardır.

Rus Nikolsky’de; ‘Sümerlerin anavatanı Aşkaabad, Obeid kültürü ve tarımla öne çıkarak kerpiç evlerde yaşadılar,” demektedir. 

Önceleri kolektif kültüre sahip Sümerler, Ensi ya da (kendilerini tanrıların temsilcisi olarak gören rahip krallar) Patesiler tarafından yönetilmekteydi. Sümerler, bağımsız kent devletlerinde -Ur, Uruk, Kiş, Lagaş ve Nippur- yaşadılar. 

Kendilerini kuzeyde Asur, güneyde Sinear ve iç bölgede Kalde- adlarıyla 3 temel bölgeye ayıran Yaşamın tüm halleri tabletlere yazan Sümerler, Mezopotamya’ya hükmeden krala Lu-gal-kalma demişler ve yerel halkın dillerinden pek çok sözcüğü de kullanmışlardır. 

Sümerler kurdukları kentlerin -Ur, Uruk,Eşidu- koruyucu tanrıları için Ziggurat- tapınaklar yaptırdılar. 

Krallıkların kurulmasıyla başlayan rekabet ve yazışmalar, mitolojik öyküler- Gılgamış, Enuma- Eliş destanları- Tufan Öyküsünün aslı, Dumuzi- Tammuz daha sonra pek çok ulusun Suriye’de Adonis, An Sami’de Anu, Yunan’da Uranüs- efsanesinin temelini oluşurdu. 

Ayrıca Mısır, Babil tufan mitlerini, Asur ve Babil  de yaradılış mitlerini Sümerden aldılar. Bölgedeki ilk hâkim krallık, Bağdat’ın güneyindeki MÖ 3000 Kiş’in kralı Etana idi. Kiş Kent Krallığı’na 160 km uzaklıktaki Uruk Kent Kralı Meskiaggaşer’e rakip kral oldu.

Matematik ve astronomide iyi olan Sümerler, pek çok ilk buluşa- bir ay 30 gün, yıl 360 gün, güneş saati– da imza attılar. 

Kil toprağını kağıt olarak kullanarak ilk çivi yazılarını kullanan Mezopotamya’daki ilk Sümerler, aglütine sözcüğüne ekleme yaparak yeni sözcükler ürettiler. 

MÖ 3100’de işaretlerle ideogramların bir araya gelmesiyle yeni bir yazı çeşidi- resimleri çizgilere dönüştürerek– geliştirdiler. Sümer dili, Ural- Altay, Hint- Avrupa ve Sami diline yakın kendine özgü bir dildi.

Sümerler tapınaklardaki erkeklerle cinsel ilişki kuran farklı kıyafet giyen rahibeleri genel kadın gibi gördüler. Bunların adlarına tapınaklarda rastlandı. Bu yöntem daha sonra Asur ve Yahudilerce de kullanıldı. 

Akad Hanedanı Kralı Sargon I, MÖ 2100’de Sümer kent devletinin önemli bölümünü işgal edince Sami kökenli Akadlar, Sürmercenin yerine Akadca kullanmaya başlardılar.

3.Ur soyundan Kral Ur- nammu Akad diliyle dünyanın ilk yazılı antlaşmasını yazdı. Uruk’ta kazılarda MÖ 4000 yılına ait binden fazla çivi yazılı tablet bulundu. Sargon I, Sümerleri zamanla tarih sahnesinden sildi.

Urartular da Anadolu ve Mezopotamya’da yerleştikten sonra Sümerlerden gelen sözcük, gelenek, görenek vb. Başka uluslardan öğrenerek kullandılar. 

Urartular ve İgani Kent Krallığı

Trans Kafkasya bölgesinde, halen Ermenistan sınırları içinde Aras Nehri’nin kolu Arpaçay’ın doğusunda Uiteruhi ve Eriahi kentlerden biri olan İgani kentinin Sorp Pogol yazıtında Urartuların/ Argişti I saldırısına uğradığını ve haraca bağlanarak ganimetlerle Tuşpa’ya dönüldüğünü yazmaktadır. 

Ayrıca kentten Argişti I’in yazdırdığı Horhor Yazıtı’nda da bu krallığın adı geçmektedir.

Urartular ve Luşa Beyliği/Krallığı

Urartu bölgesi dışındaki bir beylik olan Luşa, Menua döneminde Kral İşpuini tarafından yapılan Karmir Blur Kalesi çevresinde yaşayan düşman bir halktı. 

Menua, zaman zaman Van- Tuşpa’dan askeri seferlere çıkan babası İşpuini ile Luşa Beyliği’ne çeşitli defalar saldırdılar. Bu seferleri de taşlara yazdırdılar. 

Menua, Çift taraflı bir yazıtta İşpuini Anaşe, Etiuki, Uteruki, Luşa, Katarzu ülkelerine saldırarak ülkesine getirdiği at ve hayvanlarla zenginleştiğini de yazıdırdı.

Van’daki yazıtta Etiuki ülkesinden 6 savaş  arabası, binlerce atlı ve piyade askeri ganimet olarak aldığını yazdırdı. 

Başka bir yazıtta İşpuini Tuşpa- Uteruki younda Eleşkirt-Toprakkale yazıtı olarak da bilinmektedir.

Urartular ve İskitler/Sakalar

Haklarındaki çoğu bilgiye Yunanca kaynaklardan ulaşılan İranlıların ataları olduğu varsayılan, MÖ 7. yy.’da Avrupa-Asya kıtalarının batısında-Tanrı dağları etekleri ve Fergana Vadisi,– yaşayan Orta Asya kavimleri İskitler/Sakalar MÖ 8. yy.’da batıya, Heredot’a göre de Orta Asya’dan Messagetlerin baskısı sonucu göçe ettiler.

Bazı kaynaklar da MÖ 680 yıllında Kafkasya sarp geçitleri, Kur Irmağı boyunca yaşayan İskitlerin ardından Sakaların da Aras boyları ve Urmiye Gölü kıyıları üzerinden Azerbaycan’a ulaştıklarını yazar.

Bu süreçte Anadolu’ya yerleşen İskitler- Sakalar, İran’ı kendine bağlayarak Suriye ile Filistin’e doğru genişlemişlerdir. Sakalar, Doğuda Çin’e, batıda Tuna boyları ve Karpatlara, kuzeyde Sibir, güneyde Mısır’a kadar ilerleyerek Asya ve Avrupa topraklarına egemen olup büyük bir imparatorluk kurarlar.

Bu krallık- imparatorluk Anadolu’da Kimmerlerin saldırısıyla Urartuları zayıflattığı bilinmektedir. 

Urartular ve Kimmerler

Erken tarihleri ve Ön Asya’daki varlıkları tam bilinmese de göçebe, cesur, korkusuz savaşçı bir kavim olan Kimmerler ve İskitler saldırılarıyla Urartuları zayıflatmışlardır.

Kimmerler, MÖ 14.-MÖ 8. yy.’ da Volga- İdil Irmağı- Karadeniz’in kuzeyinde geniş bir alanda yaşamışlardır.  

Herodot’a göre; Issız dünyanın sisli ve karanlık ülkesinde yaşayan,  MÖ 8. ve MÖ 7. yy. Kuzey Pontus, Kuzey Kafkasya-Ukraynalı atlı göçer bir kavim olan Kimmerler, Saka- İskitlerin baskılarıyla bölgelerini terk edip Anadolu’ya göçmüşlerdir.

İran lehçesi ya da Trakça konuştukları varsayılan, Karadeniz’de az sayıda belgelerine rastlanan Kimmerlerin kökenleri tam çözülemese de Hint-Avrupalı oldukları, Catacomb ve Şrubna kültürüne benzedikleri düşünülmektedir. Ancak zamanla yapılan araştırmalarda böyle olmadığını söyleyenler de olmuştur.  

Kimmerler, Karadeniz’in güneyi boyunca ilerleyip Sinope /Sinop’ta üs kurarak Tabal’a doğru ilerlemişler. Kafkas-Demirkapı ve Derbent geçitlerini kullanarak kafileler halinde Doğu Anadolu’ya geçtiler.  At üzerinde savaşan Sakalar, yaya savaşan Kimmerlere üstünlük sağladılar. 

MÖ 714’de Urartu sınırını aşan Kimmerler, Orta Anadolu’ya- Kummuh/Adıyaman, Meluddu/ Malatya,T abal /Nevşehir, Kayseri, doğuda Şubriia /Diyarbakır, batıda Hubuşna /Ereğli bölgeleri ile  Kızılırmak’a kadar yayıldılar.

Tabal’da da kuzeyden gelen bu tehdide karşı Muşki Kralı Mita, Asurlularla anlaştı. Ama yine de Kimmer istilalarını önleyemedi. Muşkiler MÖ 705 yılında ağır bir yenilgiye uğrayarak ortadan kalktılar. 

Bu dönemde büyük Asur Kralı Sargon II öldürüldü. Kimmerler karşısında bölgedeki uluslar MÖ 680- MÖ 660- Tabal, Hilakku ve Lidya- Asurlulara sığındılar. 

Kimmerler, MÖ 679’da Hubuşna/ Ereğli yakınında Asurlu Asarhaddon tarafından durduruldular . MÖ 630 yılında da Asurlular tarafından büyük yenilgiye uğratıldılar.

Daha sonra Kimmerler batıya yönelip  pek çok yeri yakıp yıktılar. Lidya Kralı Gyges, Asur Kralı Asurbanipalla ile anlaştı. Lidyalılar MÖ 657’de Kimmerleri bozguna uğrattı ama bir süre sonra Lidya tekrar yağmalanıp Sardes’i kaybetti. Kral  Gyges savaşta ölünce oğlu Ardys, Asurlulardan yardım istedi ama Kimmerlere kuzeybatıdan Boğazları geçerek gelen kardeşleri Trekler yardım etti. Böylece MÖ 638 Lidya’yı tekrar yenip Sardes’i yağmaladılar ve Ege’ye yönelerek kıyı kentleri Ephesos, Menderes Mağnesiası, Myos, Priene, Lebedos, Melia, Miletos’u yakıp yıktılar.

Oradan yola çıkan Kimmerlerin bir kısmı kuzeybatıya- Edremit- Altınoluk/Antandros kentine yerleştiler.

Kimmerlerin bir kısmı doğuya yönelerek Büyük Menderes boyunca MÖ 630 Kapadokya’ya yöneldiler. Kimmerler komutanları Dugdamme yönetiminde MÖ 696’da Frig Kralı Midas’ı yenerek Gordıon’u yağmaladılar. Kimmerler, bölgenin bir kısmını aldıktan sonra Asurlular tarafından Çukurova’da durduruldular. Düzenli bir yönetimleri olmayan Kimmerler, komutanları Dugdamme Kilikya’daki savaşta ölünce güçlerini yitirmeye başladılar. 

En son nokta da Lidya Kralı Alyattes MÖ 595 tarafından koyuldu ve Kimmerler  Kızılırmak’ın doğusuna sürüldüler. Bir kısmı Edremit-Altınoluk/Antandros kentinde yaşarken diğerleri ikiye ayrılarak Asya ve Avrupa’ya yayıldılar. Batıya gidenler MÖ 500 Macaristan ovalarına, Kırım’a gittiler. MÖ 4. ve 3.yy.’a kadar varlık gösterdiler.

Asurluların Gimirai, Antik Yunanda Kymmerio, Tevrat’da Gimiraya denilen Kimmerler ortadan kaldırılınca geriye fazla izleri kalmamıştır. 

MÖ 6.yy.’da  Ş.Karahisar’daki bazı eserler, Ünye’deki gümüş kap, Trabzon Kimmerius-Ağarmış Dağı, Batı Anadolu’da Kırım adının Kimmerden geldiği , Bosfornos Kimmerius- Kimmer Boğazı, Kimmerikum vb. Kapadokya’da Gomer- Kimmerlere ait olduğu düşünülmektedir. 

Asur ve Urartular-Savaşları

MÖ 1300- MÖ 900- MÖ 600 arasında Van Gölü civarında kurulan, başkentleri Tuşba- Van olan, Sümerce Ur-yukarıda, yüksekte – Yukarı Ülke-Yüksek Memleket anlamına gelen Urartulardan Sippar ve Borsipa’daki tabletlerinde, Asur’un kuzeyinde bir krallık olduğundan bahsedilmektedir.  

Asurluların özellikle Kral Salmanasar II’nin Dicle civarında yaşayanlara Nairi, Fırat civarında oturanlara da Urartu dediği bilinmektedir.

MÖ 810- MÖ 730 arasında en iyi dönemini yaşayan Urartular ülkelerine Bian-Vian -Van ’a dönüşen kendilerine  de ‘Biaini’ derlerdi.

 Urartular, aşiretler halinde yaşarken birleşerek MÖ 830 civarında krallık oldular. Önceleri kendilerine ‘evrenin kralları’ diyen 8 krallık iken zamanla 60 beylikten oluşan büyük bir imparatorluk oldular. 

İlk defa Sarduri I tarafından feodal bir  devlet olarak tanındılar. Urartular zamanla güneyde, Asurlular ise batıda Hatti ülkesine doğru genişlediler. 

Böylece MÖ 850- MÖ 730 arasında güçlü krallık olan Urartular, doğu- Hazar Denizi, batı-Fırat, güney-Toroslar, kuzey-Kafkasya içlerine kadar büyüyerek savaş ganimetleriyle zenginleştiler. 

Dilleri Sami, Hint-Avrupalı idi. Urartu dili Hatticeden farklı bir dildi. Dilleri MÖ 2000 yıllarında Kuzey Suriye ve Mezopotamya ile Doğu Anadolu’da yaşayan Hurrice’ye de benzemezdi. 

Ama güney Asur’un çivi yazısı ile Hitit hiyerogliflerine benzer yazıları kullanıyorlardı.

Daha sonra Urartu Kralı Manua’nın Ermenilerin yaşadıkları kente saldırarak kadın ve kızlarını kendi ülkesine getirince dillerininde de farklılıklar olmaya başladı.

Ayrıca MÖ 1263- MÖ 1234 Kral Salmanasar I, yazıtlarında Urartuları yenerek mallarını aldığını yazdırmıştır.

İncil’de Ararat denilen yerin Urartu ülkesi olduğu bilinmektedir. Tarıma uygun tarlaları ve madenleri olmayan, hayvancılıkla geçinen, kentleşmeye önem vermeyerek aşiret şeklinde yaşayan Urartuların zorlu yaşamları vardı. 

Urartular hakkındaki bilgilerin önemli bölümü Asur yazıtlarından anlaşılmaktadır. 

MÖ 1300 civarında Asur tabletlerinde, Uruatri- Van Bölgesi, Nairi –Diyarbakır bölgesindeki iki güçlü devletten bahsedilir.

79 kadar tanrı ve tanrıçası olan Urartular, Van yakınlarında Anzaf, Kevenli, Elmalık ve Çavuştepe, Muradiye yakınlarında Körzüt, Agrı- Patnos, Iğdır- Karakoyunlu, Muş- Varto- Habipuşağı, Ermenistan- Armavir’de kartal yuvası şeklinde kaleler yaptılar. 

MÖ 8. yy. -MÖ 7. yy. Nairi adını taktıkları Asurluların saldırılarıyla zayıflayan Urartular, zamanla tarih sahnesinden silindiler.

Van’ın tarihinin MÖ 5000 yıllarına kadar gittiği yapılan araştırmalardan anlaşılmaktadır. Van- Erciş-Yılantaş ve Tilkitepe höyükleri ise Urartu dönemine ait olduğu anlaşılmaktadır. 

Tilkitepe’ de 3 ana kültüre ait buluntular -çanak çömleklerden Mezopotamya orta kalkolitik- Ubaid kültürüne MÖ 3000 rastlanır.

Asur kaynaklarından Van Gölü çevresinde ilk askeri saldırıların MÖ 1274 yılında olduğu, Adad-Nirari’nin oğlu Salmanasar I ile başladığı, Uruadri ülkesinde göçebe yaşayan halktan bahsedilmektedir. Daha sonraki kaynaklarda Urartu dedikleri halkın 51 kentini aldıklarını Asurlular yazmaktadır.

Kralların ve beylerinin yazıtlarında Asur çivi yazısını kullanan Urartuların dili Doğu Kafkasya dillerinden Çeçence ve İnguşça’ya yakınlığı da belirlenmişti.

Günümüze kadar ele geçen belgelerden Urartular hakkında bilgilere -22 tanesi tablet olan 450 yazılı belgenin ilki Asur çivi yazısıyla yazılan Van- Madruburç’ta Lutipri oğlu  Sarduri yazıtı – yeterince ulaşılamadığı düşünülmektedir. 

Proto- Hurri Dili’ne benzeyen Urartu dili, Doğu Kafkasya dil ailesinden olduğu göçlerle Doğu Anadolu, Transkafkasya, Kuzeybatı İran, Ummiye Gölü çevresinde aynı kökten gelen ama faklı gelişen dillerdir. Asur’dan alınan çivi- taş anıtlar, tunç eserler, iri depo küpleri, kil tabletler, mühürler ve az gelişen ve günlük işerde daha çok kullanılan resim- mühürler, kap kacak üzerine- ullaşılmaktadır.

MÖ 735 yılına ait Van-Toprakkale, Urartuların birinci merkezleri olduğu Rusa I, II ve III. yaptırdığı çeşitli eşyaları içeren tapınaklar bulunmuştur.

MÖ 900- MÖ 600 arası Kral İşpuini’nin askeri başarılarının yönetim ve dinsel gelişmelere etkili olduğu tapınak ve yazıtlardan özellikle Van Zımzım Dağı- Meherkapı yazıtından- 63 tanrı ve 16 tanrıçanın (Arubani, Huba, Tuşbea vb.) isimleri ve kurbanlıkları -anlaşılmaktadır.

KAYNAKÇA

Akurgal, Ekrem, Urartaische und altiranische Kunstzetren,1968.

Balkan, K., Urartuların Kökeni ve Dilleri, Belleten 48, (1984), 513-521.

Barnett, R., The Excavation of the British Museum at Toprak Kale, near Van”,lraq 12, 1950, 1-43.

Belli, O. Doğu Anadolu’da Urartu Sulama Kanalları, 1997.

Belli, O., Anzaf Kalesi ve Urartu Tanrıları (İstanbul 1998) Arkeoloji ve Sanat Y.

Belli, O., Doğu Anadolu’da Urartu Sulama Kanalları/ Urartian Irrigation Canals in Eastern Anatolia (İstanbul 1997

Belli, O., “Gaziantep Müzesinde Bulunan ve Kral İşpuini’ye Ait olan Bronz Sadak”, Arkeoloji Dergisi Özel Sayı 1, 1991. 

Belli, O., “Urartular”, Anadolu Uygarlıkları Ansiklopedisi-I, İstanbul 1982. 

Belli, O., “Van-Anzaf Urartu Kaleleri Kazısı”, Arkeoloji ve Sanat 54-55, 1992. 

Bilgiç, E., “Birkaç Yeni Urartu Kral Kitabesi”, TAD IX-1, 1959. 

Burney C.A., D. M. Lang, The Peoples of the Hills, Ancient Ararat and Caucaus, London, 1971.

Burney, Charles A., Lang David, The Peoples of the Hills: Ancient Ararat and Caucasus, 1971.

Çilingiroğlu, A., Urartu Krallığı Tarihi ve Sanatı, 1997.

Dinçol, A.M., E. Kavaklı, Anadolu Araştırmaları Ekyayın 1. 

Erzen, A., Doğu Anadolu ve Urartular, Ankara, 1992. 

Özgüç, T., Altıntepe. Mimarlık Anıtları ve Duvar Resimleri, 1966.

Özgüç, T., Altıntepe II. Mezarlar, Depo Binası ve Fildişi Eserler, 1969.

Piotrovskii, B., B., Urartu: The Kingdom of Van and its Art, 1967.

Sevin, V., “Menua‟nın oğlu İnuşpua”, Anadolu Araştırmaları VII, 1979. 

Sevin, V., Urartu Krallığının Tarihsel ve Kültürel Gelişimi, İstanbul, (Basılmamış Doç.Tezi), 1979. Sevin, V., YAS I. Slattery, D. J. G., “Urartu and the Black sea Colonies: An Economic Perspective”, Al-Rafidan VIII, 1987. 

Sevin, V., “Urartular-Vanlılar”, Toplumsal Tarih 113, 2003, 78-81.

Sevin, V., Eski Anadolu ve Trakya. Başlangıcından Pers Egemenliğine Kadar, Atlaslı Büyük Uygarlıklar Ansiklopedisi (İstanbul 2003) İletişim Y.

Sevin, V., ve diğ., “Urartu Devleti”, ArkeoATLAS 4, 2005, 62-131.

Sevin, V., – Kavaklı, E., Bir Erken Demir Çağ Nekropolü Van/ Karagündüz/ An Early Iron Age Cemetery (İstanbul 1997) Arkeoloji ve Sanat Y.

Sevin, V., “Urartular-Vanlılar”, Toplumsal Tarih 113, 2003, 78-81.

Sevin, V., Eski Anadolu ve Trakya. Başlangıcından Pers Egemenliğine Kadar, Atlaslı Büyük Uygarlıklar ,Ansiklopedisi (İstanbul 2003) İletişim Y.

Sevin, V., ve diğ., “Urartu Devleti”, ArkeoATLAS 4, 2005, 62-131.

Tarhan M.T., V. Sevin, “Van Bölgesinde Urartu Araştırmaları I: Askeri ve Sivil Mimariye Ait Yeni Gözlemler” Anadolu Araştırmaları-IV-V, 1976-1977. 

http://tr.wikipedia.org/wiki/Urartular#Din_ve_Tanr.C4.B1lar

http://de.wikipedia.org/wiki/Urart%C3%A4er

http://en.wikipedia.org/wiki/Urartu

https://dergipark.org.tr/tr/pub/tujanes/article/1217633

https://www.historystudies.net/urartu-kralligi-ve-dis-politikasi-i-sarduri-mo-844-828-ispuini-mo-828-810-ve-menua-mo-810-785-donemi_525

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top