Halil-i Rahman-Mevlid-i Halil Cami (Döşeme Cami)
İl merkezinde bulunan ve kutlu doğum denilen “Mevlid” sözcüğünü de içine alan Halil Rahman-Mevlid-i Halil Cami (Döşeme Cami) cami binası beş farklı dine hizmet etmiştir.
İlk olarak Seleukoslar Dönemi’nde bir tapınak iken kente göçen Yahudiler zamanında havraya dönüştürülmüştür. Daha sonra Hıristiyanlıkla beraber 150 yılında kiliseye çevrilen yapı, 504 yılında Hz. İsa’nın annesi Hz. Meryem’e adanmış ve Urfa Ayasofyası olarak anılmıştır.
Bina, (821-822) Abbasi Halifesi Me’mun döneminde camiye dönüştürülmüştür. Melik Eşref tarafından da 1211-1212 yılında onarılan caminin yanına medrese odaları, hazire ve türbe eklenmiştir.
500 m2’lik alanı olan cami, kentin ve bölgenin en büyük ibadet merkezidir.
Dikdörtgen planlı caminin mimarisi, süslemesi vb. özellikleri Selçuklu tarzını yansıtmaktadır.
2 minareli, biri büyük, 35 küçük kubbe ile örtülü caminin yanında 17. yy.’a ait bir de havuz bulunmaktadır.
15. yy. Kanuni Sultan Süleyman döneminde 1523 yılında Muhammed Salih Paşa tarafından onarılan camiden 1810 yılında Evliya Çelebi, İbrahim Halil Tekkesi diye bahsetmektedir.
1816,1852, 1855 ve 1857 yıllarında farklı kişilerce onarılan cami, en son 1951 yılında restore edilmiştir.
Caminin içinde, Hz. İbrahim’in doğduğu mağaraya giden bir kapı bulunmaktadır. Halil Rahman-Mağarasının içinde, Hz.İbrahim’in doğumunu simgeleyen bir beşik ve bir kuyu görülmektedir. Mağaradan çıkan suyun zemzemden sonra en şifalı su olduğuna inanılmaktadır.
Halil-ür Rahman Gölü’nün hemen güneyindeki Ayn-i Zeliha -Zeliha Kaynağı adındaki havuz bir kanalla 150 m2’lik Halil-Ür Rahman Gölü -Balıklıgöl’e bağlanmaktadır.
İçinde sazan balıkları olan Balıklıgöl’ün derinliği 150 m, genişliği 30 m’dir.
Çeşitli efsanelere- Nemrud adlı kötü bir kral Hz. İbrâhim’i yakmak için çok sayıda odunla ateş hazırlatır, ancak aniden ateş göle, odunlar balıklara dönüşür- konu olan göl ve çevresi ziyaretçilerin oldukça ilgisini çekmektedir.
Kutsal sayılan havuzdaki balıklara sadece yem atan ziyaretçiler için etrafta çok sayıda tesis- lokanta, hotel, çay bahçeleri, alışveriş merkezleri vb.– bulunmaktadır.
Hz. Eyyüb Peygamber Sabır Makamı

İl merkezi, Eyyübiye İlçesi, Eyyüp Peygamber Caddesi’nde yer alan makam ve cami, kentte en çok ziyaret edilen yerlerin başında gelmektedir.
Hayatı sıkıntılarla geçen ve cüzzama yakalanan Hz. Eyyüp, münzevi bir hayatı seçerek eşi Rahime Hatun ile kendisini bir mağaraya kapatır.
Dua yoluyla hastalığına katlanan Eyüp, çektiği acılara sabırla katlandığı için İnsanlara sabrı öğreten Peygamber olarak anılmaktadır.
Şu an Hz. Eyyüp’ün makamı olarak anılan yere Bizans döneminde 460 yılında Piskopos Nona tarafından fil ve gut hastalıklarını iyileştirdiği düşünülen suyun etrafına bir kuyu, hastane ve hamam yaptırmıştır. Şifacı Azizler Cosmas ve Damian’ın manastırdaki kuyunun şifalı sularıyla hastalar tedavi ettiği bilinmektedir.
Müslümanlık döneminde de Hz. Eyyüp sabırla ve bu kuyunun suyuyla iyileşir. Hz. Eyyüp’ün sabrını takdir eden Cenab-ı Hakk’, onu peygamberlikle görevlendirir. Hz. Eyyüp ve ailesini maddi ve manevi bakımdan çok zenginleştirir. O’na birçok evlat verir, malını, mülkünü bereketlenir. Ona bir çok köy ve verimli topraklar verir. Böylece Hz. Eyyüp oldukça varlıklı bir insan olur. Veren de Allah, alan da Allah sözü yayılır.
Urfa’da ölen Hz. Eyyüp’ün mezarının yerinden tam emin olunmasa da Suriye’de olduğu söylenir.
Daha sonra insanlar tarafından kutsal sayılan yer, Hz. Eyyüb Makamı olarak adlandırılır ve yanına bir cami yapılır. Makam ve Cami’yi her yıl binlerce insan ziyaret etmektedir.

Kızılkoyun Mağaraları ve Mezarları
Balıklıgöl’e 500 m uzaklıkta, Urfa Müzesi’nin karşısındaki Tılfındır tepesindeki Pagan dönem, Hellen, Osroene, Paganist Roma- Bizans ve Hıristiyan Roma-Bizans döneminde kullanılan 2. yy. ve 4.yy.’a ait mağaralar kentin geçmişinin önemli tanıklarıdır.
Ayrıca mağaralarda yaklaşık 500 yıl kullanılan nekropol (mezarlık) kısmında (MÖ 132-MS 244) Osrhoene -Edessa Krallığı ailesine de ait 100 kadar kaya mezarı görülmektedir.
Ön avlulu, tek odalı, 3×3 m ve 12×10 m ölçülerindeki mezarlara birden fazla ölü konulmaktaydı.
Kızılkoyun Nekropol alanında 1,85 cm ölçülerinde içlerinde birinin başı kopmuş 2 adet Roma heykeli (3. yy. ya da 4. yy. biri askeri kıyafetli, sağ elini göbek üstünde, sol eli ise dirsekten kırık vaziyette tek parça kaide üzerine yerleştirilmiş iki askeri heykel), 1 adet kireç taşı lahit kaya mezarı da bulunmaktadır. Mezarlardan birinde “Bu anıt Kineas çocukları Zooras, Bias ve Boethos’a ve de onların çocuklarına aittir” yazmaktadır.
1000-2000 mezarın olduğu saptanan nekropolde yatanların bir kısmının Roma Dönemi 525 yılındaki sel felaketinde ölen binlerce kişiden bazıları olduğu düşünülmektedir.
Genellikle kare ve dikdörtgen planlı rölyefler, mozaikler (mozaiklerde ölünün ölüm tarihi, ailesel tablo figürleri ve bazen de cinsel sahneler) fresk, taban ve duvar mozaiği, tavus kuşu, istiridye, Grek ve Arami çift dilli yazıt ( Tabula Ansata Taşı), haçlı rölyefler, duvar yazıları, tekne lahitler ve taş kapaklı lahitler bulunmaktadır.
Şanlıurfa Ulu Cami
Kent merkezinde yapım tarihi tam olarak bilinmeyen sekiz köşeli Ulu Cami’nin bazı özelliklerine(mimari, süslemeler vb.) bakılarak Selçuklu dönemine ait olduğu düşünülmektedir.
Kentin en eski camisi kabul edilen yapının avlusundaki kuyudan İsa Peygamber’in mendilini ıslatarak hastaları iyileştirdiğine inanılmaktadır.
İçinde 48, dışında 15 sütun bulunan caminin halen saat kulesi olarak kullanılan son derece dikkat çekici minaresinin genişliği ile uzunluğu birbirine eşittir.
Ayrıca caminin avlusunda kentin önemli tarihi mekânlarından Selahaddin Medresesi ile mezarlıkta haçlılarla savaşırken yaşamını yitiren Mevlânâ Halîd-i Bağdadi adına yapılan tek kubbeli bir de türbe bulunmaktadır.
Şanlıurfa Dabakhane Cami
İİl merkezi, hanlar bölgesi, Kaleiçi Çayı yakınındaki cami, 2. Selim zamanında Behram Paşa tarafından 1562-1568 yılında yaptırıldığı düşünülmektedir. Çünkü yakınındaki Gümrük Hanı yaptıranın Behram Paşa olduğu bilinmektedir.
Mükebbireli ( imamın sesinin iyi duyulması için giriş kapısı üstüne yapılan mimari bölüm) tek caminin üstü üstü birbirine paralel üç kubbe ile örtülüdür.
Caminin tek şerefeli minaresinin alt bölümü silindir, diğer kısımları onikigen formludur. Minare üç bölümlü, iki adet silme şeklinde düzenlenmiştir.
1603-1617 , 1759 ve 1887 yıllarında önemli onarımlar geçiren caminin içinin taş ve ahşap süslemeleri, mihrap, minber ve sütunlarının taş işçiliği son derece dikkat çekicidir.
Şanlıurfa Eski Ömeriye Cami
İİl merkezi Tütüncü Pazarı’ndaki cami, 4 kitabesinden birine göre (584-644) Halife Hz. Ömer zamanında yapılmıştır.
Bu yüzden Ömeriye Cami olarak adlandıran kentin en eski camisi, diğer kitabelerine göre de 1301 Muhammed Ağa, 1772 Hacı Firuz Beğ tarafından ve 1909-1918) Sultan Reşad zamanında tamir edilmiştir.
Caminin ilgi çekici siyah-beyaz taşlarla örülen taç kapısı ve mihrabının ince işçiliği dikkat çekicidir. Tamir gördüğü yıllara göre yapıya mimari ve süslemeler eklenmiştir.
Şanlıurfa Rizvaniye Cami
Şanlıurfa’nın Eyyübiye İlçesi, Balıklıgöl’ün hemen kuzeyindeki Aziz Thomas Kilisesi, 1736 yılında Rakka Valisi Rıdvan Ahmet Paşa tarafından camiye çevrilmiştir.
Camiye çevrilen yapının içine mihrap, harim (ana ibadet mekânı) kısmı eklenmiştir. Harimin kündekari tekniğiyle yapılan ahşap, iki renkli, zengin bitkisel ve geometrik desenlerle süslü kapısı görülmeye değer niteliktedir.
Mihraba paralel dikdörtgen planlı, 30 odalı yapının üstü üç kubbe ile örtülüdür.
Caminin en ilgi çekici kısımları, kitapları Bağdat’tan getirilen bir kütüphanesi ile 2 dershanesi ve 1775 yılında yapılan bir medresesinin olmasıdır. Medrese odaları ile çevrili caminin avlusunun ortasında bir de şadırvan bulunmaktadır.
Harim (ana ibadet mekânı) kısmını çeviren ve her yöne açılabilen pencerelerden dolayı caminin içi oldukça aydınlıktır.
Cami, yapıldığı döneme ait mimari ve süslemeleriyle dikkat çekmektedir.
Üç kubbeli caminin doğusunda tek şerefeli bir minare ve avlunun kuzeyinde de bir medrese bulunmaktadır.
Urfa ve çevresinde gezip görülmesi gereken erken Müslümanlık dönemine ait cami, türbe, çeşme ve hamamlar; Kent merkezinde, Peygamber, Hasan Paşa -Tokdemir, Cennet, Ak-Nimetullah, Arabi, Behramlar, Çakeri, Dabbakhane, Eski Ömeriye , Hacı Lütfullah, Hacı Yadigâr, Halilür Rahman, Hasan Padişah, Hayrullah, Hekim Dede, Hizanoğlu, Hüseyin Paşa, İmam Sekkaki, Kadıoğlu, Kara Musa, Kudbettin, Mevlidi Halil, Mevlevihane, Müderris, Narıncı, Nimetullah, Pazar, Rızvaniye, Tuzeken, Yusuf Paşa, Yeni Ömeriye, Selahattin Eyyubi, Fırfırlı, Circis Peygamber, Silvan, Şeyh Benderiye camileri ile 13. yy. Şeyh Yahya Hayat El Harrani, Cabir El-Ensar, İmam Bakır cami ve türbeleri, Eyüp Peygamber, Rahime Hatun, Elyesa-Peygamber türbeleri, Nur Ali, Asım Paşa, Hüseyniye, Kıbrıs, Miskinler, Siverekli, Tokdemir mescitleri, Firuz Bey, Şeyh Ebubekir sebilleri, Hafız Süleyman Bozanefendi, Şeyh Benderiye, Mustafa Kemal Paşa Anıt, Sütçü Abdurrahman Efendi, Hekim Dede, Emencekzade çeşmeleri, Veli Bey, Sultan, Vezir, Cıncıklı, Eski Arasa, Serçe ve Şaban hamamları kentte görülmesi gereken Müslümanlık dönemine ait eserlerden bazılarıdır.
