St. Paul, 3. yy.’ da Tarsus’da Yahudi olarak doğmuş, 36 yılında İsa ile karşılaşmış daha sonra Hıristiyanlığı kabul edip, dinin öncülerinden Barnabas ile Hıristiyanlığı yaymak için çabalamıştır. Hıristiyanlık resmi din olarak tanındıktan sonra 4. ya da 5. yy.’da Bizans İmparatoru Constantin tarafından yaptırılan kiliselerinden biri olduğu kabul edilmektedir.
St. Paulos adına ülkenin pek çok yerinde çok sayıda kilise yapılmış, bu da Tarsus’da yapılan ve günümüze gelebilen iki kiliseden de biridir.
Ayrıca kiliseyi Paulos’un yaptığı ve bahçesine kendisinin ağaç diktiği de söylenmektedir. Kilise 1862 yılında yenilenerek bugünkü halini almıştır.
Kuzey yönünden anıtsal kapıyla girilen dikdörtgen planlı, üç nefe ayrılan kilisenin girişinde sağ-sol yanlarda birer yarım sütun ve batısında 4 serbest sütun taşımaktadır.
İçinde bir de ahşap asma kat bulunan kilse 460 m2 alana sahiptir.
Kilisenin moloz örtülü orta mekanındaki tavanda gök mavisi renginde, köşeleri bitki motifleriyle süslü bir sundurma bulunmaktadır. Yuvarlak pencerenin yanında iki melek tasviri ve manzara resimleri dikkat çekmektedir. Üçgen içerisinde bir göz motifi, önden görülen kırmızı, mavi kıyafetli sağ elini öne uzatan İsa ve müjdeci İncil yazarı, dini yayan, vaiz denen evangelistler yani 4 incil yazarı- boğa şeklinde Lukas, Matheus- Mattios, kartal şeklinde Yohannes, Markos- Marcos- görülmektedir. Kilisenin zemini siyah beyaz mermer kaplanmıştır.
Çan kulesi kuzeydoğu köşesine eklenen kilisenin bahçesinde büyük bir kuyu vardır.
Hıristiyan nüfus kalmayınca bir dönem askerlik şubesi, lojman olarak da kullanılan kilise daha sonra restore edilerek müzeye çevrilmiştir.