Kentin girişinde yer alan Bizans Dönemi’ne ait üç kapıdan – Dağ, Adana ve Deniz- biri olan anıtsal kapı, bugün kentin en önemli sembolik tarihi kalıntılarının başında gelmektedir.
MÖ 41 yılında atlas yelkenli gemilerini Tarsus’un Berdan Çayı’nın gölüne demirleyen Mısır Kraliçesi VII. Cleopatra göz alıcı saltanat kayığı ile görkemli bir törenle Deniz Kapısı’ndan kente girerek Romalı komutan Marcus Antonius ile Tarsus limanı Gözlükule’de buluşmuştur. Bu kapının altında günlerce süren törenler yapılmıştır. Zamanla bu kapıya Kleopatra Kapısı da denilmiştir.
Kenarı at nalı şeklinde, 6,17 m yüksekliğinde, 6,18 m derinliğindeki kapının yapımında kesme taş ve Horasan harcı kullanılmıştır.
Kentin doğu yönüne açılan ana kapı, Tarsus’un surlarından geriye kalan tek yapıdır.
Evliya Çelebi’ye göre İskele Kapısı da denen limana yakın olan kapıya çeşitli dönemlerde, Deniz Kapısı ya da dönemin en önemli kentlerinden Seleukia güzergâhında olduğu için Silifke Kapısı da denilmiştir.
Kapı, 19. yy. gezi notlarında St. Paul Kapısı olarak da adlandırıldığı bilinmekle beraber kapının halen yaygın adı Kleopatra Kapısı’dır.
1835 yılında Mısır Valisi İbrahim Paşa tarafından yıktırıldığı için bugün tek kemerli yarım daire biçimindeki kapı da son yıllardaki kötü yenileme çalışmasıyla orijinalliğini yitirmiştir.
