Mut’a 20 km uzaklıkta, denizden 1300 m yükseklikteki Geçimli Köyü- Göksu Vadisi’nde dik bir tepede kayalara oyarak kurulan manastırın dönemin koşulları gereği, Hıristiyanlığın ilk yayılma döneminde Anadolu’nun çoğunluk nüfusu paganlardan korunmak amacıyla yapıldığı düşünülmektedir.
İlk Hıristiyanlar, Kapadokya ve Likonya (Konya) başta olmak üzere genellikle güvenli yerlere özellikle kayalara oyularak yapılan kilise, şapel ve manastır mağaralarda gizlenerek yeni dinlerini yaymaya çalışmışlardır.
Başta Hıristiyanlığın daimi din olmasında önemli rolleri olan Tarsuslu St. Paul ile St. Barnabas dinsel yolculukları sırasında bu mağaralarda konaklamışlardır. Mağaralar, inananların güvenliği için yol boylarına sığınaklar şeklinde düzenlenmiştir. Zamanla mağaraların dışına 3 nefli ve narteksli bazilika yapılmıştır. Alahan Manastırı da St. Barnabas’ın 440- 442 yılları arasında Konya- Kapadokya ve Antalya- Antakya’ya yaptığı yolculuk sırasında kullanılan yapılardan biridir.
Ayasofya mimarisi özelliklerini taşıyan ancak kayalara oyularak yapılan Alahan Manastırı, batı- doğu kiliseleri mimari özelliğine göre yapılmıştır. Yapının sütun başlıkları oldukça dikkat çekicidir. Manastır, 5.ve 6. yy.’da birini Rahip Tarasis tarafından yaptırılan mezarlar ve keşiş odalarıyla birlikte oldukça büyük yapılar topluluğudur.
Yapının genelinde kullanılan malzeme, mimari, tekniği, süslü desenleri ve dini figürleri son derece etkileyicidir. Geniş avlulu kilisenin 11 km kemerli ve sütunlu galerileri, dini törenlerin yapıldığı dehlizleri, vaftizhanesi, görkemli mezarları, taş oymacılığı korint sütun başlıkları, üç nefli nişleri, kapının atkı ve yan dikmelerindeki kabartma süsleri, St. Paul ile St. Pierre figürleri, çelenk taşıyan altışar kanatlı Cebrail, Mikail’in simgesel yaratıkları ezişi, kükreyen aslan, kartal ve öküz sembolleri, İncil tasvirleri, üzüm salkımları, asma yaprakları ve balık motifleri ile gösterişili bir yapıdır. Ayrıca kazılarda 4.5. ve 6. yy.’a ait sikkeler de bulunmuştur.
