HİTİTLER/ETİLER

Hititler- Etiler; “Ninda-an ezzateni watarra ekutteni” – “Ekmeği yiyeceksiniz, suyu da içeceksiniz”.

Hititler nam-ı diğer Etiler, MÖ 3300 – MÖ 1200 Tunç (Bronz) Çağı’nda Anadolu, Kıbrıs ve Doğu Akdeniz sahili, Arabistan Çölü, Mezopotamya, Mısır, Torosların güneyi, Kızıldeniz, Kafkas Dağları, Kilikya ve Nil Nehri, Arap ile Sina Yarımadası’nın (Levant /Güneşin yükseldiği yer) büyük bir kısmını yöneten Anadolu’nun ilk organize uygarlığı kabul edilmektedir.

Arkeolojik bulgulara göre;MÖ 5000-MÖ 4000’den başlayarak Sümerler, Akadlar, Elamlar, Asurlar ve Babiller Mezopotamya’da (İki ırmağın arasındaki ülke-Harran—Toros ve Zagros dağları arasından Suriye Çölü, Dicle ve Fırat- Şattülarap arasında tatlı suların alüvyonlarının kaplandığı bölge) kurulan ilk devletlerdi.  Bu devletlerin yaşadıkları bölge tarıma elverişli olduğu için geçim kaynakları da tarımsal ürünlerdi.

Ayrıca topraklarındaki bataklıkları kurutarak sulama kanalları da yaptıkları bilinmektedir.

Sümer, Babil, Akad, Huri- Hurri, Mitanni, Asur ve Medlerin yaşadığı dönemde  Anadolu’da  Hititler yaşamaya başladı. Zamanla büyüyerek bu büyük devletlerle ilişki kurdular. Daha sonra da Mısır, Ahiyyava ve Arzaawa krallıkları da Hititlerin önemli komşuları arasında yerlerini aldı.

Hititlerin Anadolu’ya gelişleri;

Hititlerin yaşadığı Anadolu coğrafyası ve civar ülkelerde yapılan kazılardan anlaşıldığına göre; MÖ 3300- MÖ 3000 yıllarında bilinmeyen nedenlerle Kuzey Avrupa kavimleri güneye doğru harekete geçtiler. Bu hareketlilik Atlantik kıyılarından Hindistan’a kadar uzandı. Avrupa, Asya ve Afrika kıtalarının birleştiği noktada yer alan Anadolu yarımadası binlerce yıl süren kıtalararası göçlerin ilk ya da son durağı oldu.

MÖ 3000 son çeyreği MÖ 2250–2000 yıllarında yine Anadolu’da birinci Ege Göçleri denilen yoğun bir göç dalgası başladı. Artan göç dalgalarıyla Anadolu, pek çok alanda- nüfus, tarım, ticaret, köy ve kentleşme vb.– kısa sürede değişti.

Avrupa ve Asya’nın kuzeyindeki Hint-Avrupalı kavimlerin bir kısmı Balkanlar, diğer kısmı da Kafkaslar üzerinden akınlar halinde Anadolu’ya girerek varolan yerleşkeleri yakıp yıktılar ve  onların üzerine kendi kentlerini kurdular.

Hititlerin bu kavimlerden olduğu bilinse de ilk geldikleri  zaman veya hemen sonrasında azınlıkta oldukları için kentlere çok zarar verebildikleri düşünülmemektedir. Ayrıca Hititler geldiğinde Orta ve Kuzey Anadolu’da kurulmuş olan küçük kent devletleri üretim yapmalarının yanında her türlü silahı kullanmayı da biliyorlardı.

Hititlerin ilk geldiği dönemde MÖ 3000- MÖ 2000  Erken Tunç Çağı (Eski Bronz Çağı) Anadolu’daki yerleşim yerlerinde – Boğazköy, Dündartepe, Alacahöyük, Karaoğlan, Karahöyük ve Bitik’de- rastlanan izlere göre bölgede büyük yangın, salgın ya da istilalar olmuştu. 

Ayrıca civardaki yerleşim yerlerinden Etiyokuşu, Ahlatlıbel’in de boşaltılarak bölge halkının Alişar’a gidip kentin etrafını surla çevirerek yaşamaya başladılar. Bölgedeki halklar zamanla  zengin ve etrafı surlarla çevrili, korunaklı kentlerde oturmayı geliştirdiler.

Yine araştırmalara göre,  bölgede yaşayan bu küçük kavimler sık sık savaşa tutuştukları için merkezi bir yönetim kuramadılar.

Tüm bu olaylar Hititlerin bölgeye yerleşmesine engel olmadığı gibi yararlanmalarına  bile sebep olmuş olabilir. Böylece Hititler, Orta Anadolu, Eski Bronz Çağı yerleşim yerleri üzerine yerleşkeler-kent veya köy -kurmaya başladılar. 

Hitit tarihi boyunca kurdukları yerleşim yerlerinden bazıları; Kussara- Kuşşar (Kızılırmak havzasının doğusunda, Toros karşıtı bölgede, Asur’dan gelen ana ticaret yollarından birinin üzerinde veya yakınında ve belki de modern Şar (Kapadokya) civarında) Kayseri- Kültepe-Kaneş, Puruşhanda– Afyonkarahisar- Bolvadin -Üçhöyük Köyü, Harşana- Amasya, Harsanusiye-Harşiana, Sanusiye- Sunisa, Muşalim, Tumana, Ulama, Turhumit, Tuhiya, Tuvanuva, Hakmişşa, Zalpa, Sarişşina, Komana, Lahuzatiya, Sarissa- Altınyayla-Kuşaklı, Talaura, Talavra-Sivas, Tepriche- Divriği, Zarişşina- Zara, Pakhuwa-Kangal, Tilgarimmu- Gürün, Timelkia- Darende, Milidia- Malatyaolarak sıralanabilir. 

MÖ 2000- MÖ 1600  yılları arasında Hititler yerli kavimleri yanlarına çekmeye başladılar. Çünkü onları yerlerinden etmek yerine onlara uyum sağlayıp birlikte büyüdüler ve Anadolu’da kalıcı olmayı başarıp Anadolu’da tarihi devirleri başlattılar.

Asur Ticaret Kolonileri Çağı da denilen bu dönemde Anadolu’nun en bilinen halkları Hatti, Luwi ve  Hurri prenslikleri, Hint-Avrupalı kavimleri ile Anadolu’ ya ticaret amacıyla gelen Asurlular’dı. Asurlular,  Anadolu’dan ayrıldıktan sonra, ülkenin devlet idaresini ellerine alan Hititler Anadolu halkıyla kaynaşarak Hitit devletini Labarna’nın liderliğinde kurup Boğazköy- Boğazkale -Hattuşaş’ı başkent yaptılar. Boğazkale’nin doğusundaki Hattuşaş, MÖ 2000 yılında son derece önemli ve ünlü büyük bir yerleşim yeri hâline gelmişti. 

Araştırmacılar Hititlerin Anadolu’ya göç eden kavimlerden biri olduğu kabul etmekle birlikte Anadolu’ya geliş güzergahları konusunda görüşleri farklıdır.

Bu görüşlere göre; 1- Hititler, Trakya ve Boğazlar üzerinden Anadolu’nun içlerine ilerlediler. 2- Hititler, Balkanlar ve Karadeniz kıyılarından Orta Karadeniz’e daha sonra Orta Anadolu’ya geçip buradan Doğu ve Güneydoğu’ya genişlediler. 3. Son yıllardaki en kabul gören görüş ise ; Hititler, MÖ 2250- MÖ 2200- MÖ 2000 -MÖ 1600 yıllarında Kafkaslar’dan Anadolu’ya geldiler, Orta Anadolu’yu yurt edinip buradan genişlemeye başladılar. 

Ayrıca 3000 sonlarında Alacahöyük kral mezarlarında yatan beylerin Hititlerin atası olabileceği ve orta Anadolu’ya Karadeniz’in kuzeyinden gelmiş olabileceklerini  düşünenler de bulunmaktadır.

Ancak Hititleri, Anadolu’ya göçleri, göç yolları vb. incelemeden önce bölgede var olan ve onları en çok etkileyen yerli kavimlerden Hattilere bakmak gerekir.

Ama MÖ 2500- MÖ 1700 yılları arasında Anadolu’nun en büyük topluluğu Hattiler ve Hurriler hakkında bilgiler yazıkki oldukça sınırlıdır. Hattiler Anadolu’nun yerli halkı olarak kabul edilmekle beraber, onların da Anadolu’ya göçle geldiklerini – hatta Türk kökenli olduklarını- savunanlar da vardır. 

MÖ 2200 yıllarında Mezopotamya’da  Akad Kralı Naramsin’in Kaniş, Burşhatum- Puruşhanda, Zalpa ve Hatti krallılıkları yaşamaktaydı.

Mezopotamya toprağı Anadolu’da dağınık küçük beylik veya aşiretler şeklinde yaşayan Hattiler, tarlalarda tarım ve hayvancılık yaparak yaşıyorlardı. Kurnaz Asurlu tüccarlar Hattilere süs eşyası satıp karşılığında tarım ürünleri ve hayvansal ürünler alırlardı. 

Zorlu doğa koşulları, yangınlar, yakılıp yıkılmalar ve saldırılar ve zamanla Hititlerin arasında elimine olan Hattiler süreç sonunda Hititler olarak anılmaya başladılar. 

Yani MÖ 1800 yıllarında Hattilerin kullandığı yerli Aglutinant (eklemeli) dili Hattice’yi Hitit ve Hint-Avrupalılar da kullandı. Hititler yerli kavimlerle ortak bir yönetim oluştururken en çok Hattice ve Hurrice adalar aldılar. Ayrıca ilahlarını, kültür, gelenek ve göreneklerini benimseyip barış yanlısı bir yol ile kolektif yaşama şekli benimsediler.

Hititler önceleri ilk büyük yerleşim yerleri yaklaşık 200 yıl yaşadıkları başkentleri Kayseri-(Kültepe) Neşa’dan dolayı kendilerine Neşitler- Nesililer, konuştukları dile de Nesice dediler. Daha başkenti Hattuşaş’a taşıyıp ülkelerine de Hatti Ülkesi dediler.

İlk Keşifler;

Hatti ve diğer kavimlerle karışıp büyüyen Hititlerin ilk izlerine Mısır, Asur ve Babil kaynaklı dini kitaplarda Hititlerle rastlanıldı.

MÖ 1900 Kaniş’e gelen Asurlu tüccarların yazdıkları tabletler  de Hititler hakkında ele geçen ilk belgelerden kabul edilmektedir.

Ayrıca Eski Ahit’te “Hittim” denilen halkın Hititler olduğu ve Hititler ya da Hethoğullarının  Tanah’a göre İbrahim döneminde (MÖ 2000 ile MÖ 1500) yaşamışlardır. 

Çivi yazısını bu dönemde Yukarı Mezopotamya’da yaşayan Asurlulardan öğrenen Hititler, Eski Asur İmparatorluğu’nun MÖ 1800 ortalarında yıkılmasından sonra bölgenin yönetimini tamamen ellerine aldılar ve zamanla kendi tarihlerini çivi yazılı tabletlere aktarmaya başladılar.

Modern zamanlarda Hititler hakkındaki ilk bilgilere gelince, Anadolu’daki ilk Hitit keşfinin 1834 yılında Fransız Charles Texier, tarafından yapıldığı düşünülse de o bu keşfi Hititler ya da onların yerleşim yeri olarak tanımlayamayıp Herodot’un bahsettiği Pteria (günümüzde Kerkenes’de-Kerkenes Dağı, Yozgat il merkezinin güneydoğusunda, Şahmuratlı köyünün 5 km batısında, Kapadokya Ovası’nın kuzey ucundaki  höyüktür. ) olarak tanımlamıştır.

Daha sonraki araştırmalar, 1902 yılından sonra başladı. Ele geçen tabletler ve kalıntılardan Hititler hakkında daha bilimsel bilgilere ulaşıldı. Özellikle Orta Mısır- Tell el Amarna çivi yazılı 2 tabletin bulunması, 1915 -1917 Asurca bilen uzmanların Hititlerin dilinin Hint-Avrupa dil ailesine ait (Proto Hint Avrupa ailesinden gelen akraba 3 dil –Hititçe (Neşaca), Luwice ve Palaca) olduğunu belirlemesi ve Sümerce, Akadca çivi  yazılı tabletleri okunması önemli bir süreci başlattı.

Çalışmalara bu dönemde Hititçe ve Luvice’nin yaygın konuşulduğu Hititlerin hiyeroglif yazılar kullanarak anal günlükler tuttukları belirlenmiş ve MÖ 1800- MÖ 1700 yıllarına ait Boğazköy’de ele geçen 10.400 tabletin de okunmaya çalışılması süreci hızlandırdı. Çek bilgin Hronzy tarafından 1917 yılında çözülen ilk cümle “NINDA-an ezzateni watarra ekutteni” – “ekmeği yiyeceksiniz, suyu da içeceksiniz” idi.

Böylece Hititler hakkında pek çok bilgiye- antlaşmalar, dini metinler, bayram törenleri, festivaller, dil, yeme -içme kültürleri vb.- ulaşıldı. Daha sonra  Türkçe- Hitit ya da Eti, Yun.-Hetaios, Lat.-Hettaeus, Luter’de ve Alm.-Hetbitter- Hethier, İng.Fr.- Hittites olarak anılmaya başlandı.

Sonraki çalışmalarla Hititler’in Filistin’in yerli halkı ya da Çerkes kökenli olduklarını iddia edenler de oldu. Üstelik Çerkes olmaları tezi Hattiler söz konusu olduğunda dil ve kültür öğeleri bakımından desteklenebilir gözükmemektedir. Ancak gelecek çalışmalar daha net bilgiler verecektir.

Erken Dönem-Eski Krallık;

Tabletler okundukça Hititlerin (MÖ 2000 ve öncesi MÖ1660-1460) eski- erken ve (MÖ 1460-1190) Büyük Krallıklar dönemleri ile yıkılma sürecini ayrı ele almak gerektiği ortaya çıktı.

Yazılı metinlere göre Koloni Çağı sonlarında ilk Hitit Beyi ve kurucu kralı Kuşşara aşiretinden dolayı Kuşşaralı Pithanna ve oğlu Kuşşaralı Anitta  bölgedeki beylik, boy ve aşiretleri bir araya getirdiler. Karadeniz’de Zalpa Krallığı’nı Zalpa’nın dini merkezi Nerik kenti ile Hatti Ülkesi’nin güneyindeki Kaneş ve Neşa  kentlerini alarak barış sağladılar ve krallık dönemini başlattılar. Aldıkları kent halkına ve beyliklere iyi davranarak onları birlik olma konusunda ikna ettiler. Böylece Hititler adı altında tüm bölgeyi bir araya getirip krallık dönemine doğru ilerlediler. 

Pithana’nın oğlu- Anittaş- Anitta  çok cesur bir kraldı. Anitta, Hititlerin babası, kurucu lideri olarak Neşa, Zalpuva- Zalpa, Puruşhanda, Şalavantia ve Hattuşşa’yı kuşattı ve büyük kral olarak anılmaya başlandı. Diktirdiği yazılı anıttan ülkesini krallığa doğru götürdüğü anlaşılan Anitta’nın Peruva Pirva adında iki oğlu olduğu varsayılmaktadır. Anitta, Kuşşara’da oturmasına karşın Hattuşaş-Hattuşili’yi alarak MÖ 1800-1750 Hititlerin başlama noktası yaptı ama  nedeni belli olmayan bir beddua ederek ….Hattuş şehrini geceleyin yaptığım bir saldırı ile aldım. Yerine yaban otu ektim. Benden sonra her kim kral olur ve Hattuş’u yeniden iskân ederse Gökyüzünün Fırtına Tanrısının laneti üzerine olsun….dedi.

Anitta (Kayseri- Kaneş) Neşa’a yerleşip oradan genişlemeye başladı. Küçük beylik ve aşiretleri birleştirip  büyük bir birlik yaptı ve ilk merkezi sistemin temellerini attı. Alişar ve Kültepe ile iletişim halindeydi. Alişar’ı almak için Kral Anitta’nın çok çabaladığı, kente ve halkına, çevresinde zarar verip yakıp yıktığı yine belgelerden anlaşılmaktadır. Alişar’ın güneyindeki Kaniş- Kültepe’de Asurluların ticaret için geldikleri de bilinmektedir. 

Bu dönemlerde Asurlular Anadolu’da eşeklerle genellikle takas ticareti yapmakta Neşa-Kaneş, Hattuş, Mama, Puruşhanda, Zalpa, Kuşarra’ya kalay, gümüş alan Asurlular, bakır ve demir satmaktaydılar.

MÖ 1700 Geç Bronz Çağı ve sonrasında Hatti Ülkesi’nde 500 yıl sürecek Kuzey Suriye, Mezopotamya batı eteklerine kadar uzanan bir imparatorluk kuruldu.

Bu dönemde Babil’de Hammurrabi- MÖ 1728- MÖ1686, Asur’da Şamşi Adad- MÖ 1719-MÖ 1688 hüküm sürüyordu.

Daha sonra göreve gelen kralların hepsi kendilerini Anitta’nın soyundan saymadılar. Kendinden sonra gelen Labarna I’in oğlu, MÖ 1650 yılında (Hattuşalı Adam) anlamında eski krallığın kurucusu kabul edilen I. Hattuşili, Hattuş’u Hattuşaş olarak-kayalık bir yerde- yeniden iskân edip başkenti oraya taşıdı. Başkent olduktan sonra Hattuşaş için artık savaşlar yapılmaz oldu.

Hattuşaş alınmadan önce yerli Hattuş kralı Pijusti  tarafından yönetilirken kenti surlarla çeviren yerli halk silah kullanmayı da biliyordu. 

I. Hattuşili, önce Kızılırmak çemberindeki küçük beylikleri bir araya getirerek ülke birliğini sağladı.

MÖ 1550 – MÖ 1200 Geç Tunç Çağı’nda da Hattuşaş,  Kızılırmak kavisi boyunca Anadolu coğrafyasının büyük bir bölümünün -Batı Anadolu’daki Arzava Ülkesi, (Alalah)Kuzey Suriye’den Mezopotamya’nın batısına kadar- uzanan Hatti Ülkesi’nin idari ve dinî merkezi oldu.

I. Hattuşili, tuttuğu günlüklerinde ülkenin sınırlarını nasıl genişlettiğini Hattuşaş- Kilikya Kapıları (Külek-Gülek-Boğazı) arasındaki nasıl kentleri aldığını ve Şanahuita’ya saldırdığını ama alamadığını yazdı.

Çok daha sonraları Telepinu, krallığın kuruluş sürecini içine alan I.Hattuşili dönemini de anlatırken ‘Bir zamanlar  Labarna kraldı’ diye başlayan yazıtta, kralları onlara yardım eden askerleri, oğulları, kardeşleri ile nasıl genişlediklerini –Hupişna, Tuvanuva, Luşpa, Nennaşşa, Landa, Zallara, Parşuhanda’ya kadar nasıl büyüdüklerini zenginleştiklerini yazdırır. Bu yazıta göre belki Labarna bir kral değil krallık unvanı idi.

—Hitiler, denizden oldukça uzakta yaşadıklarına karşın duaları ilginçtir…. Göğün güneş Tanrısı, Efendim, İnsanoğlu’nun çobanı, yukarıya geldin sen. Göğün Güneş Tanrısı denizden geldin ve şimdi göklere çıkıyorsun..

Orta Krallık ;

Hititlerin Anadolu’daki varlıkları çeşitli kıstaslara- tarih, kuruluş, genişleme, kullanım şekli vb.– göre dönemlere ayrılmış, orta krallık dönemi de Telepinu ile başlamakta ve ardından gelen Tahurvalli, Alluvanna, Hantili II, Zidanta- Zidanza II, Huzziya I, Mutavalli I krallarıyla krallık devam eder. Bu dönemin en önemli olaylarının başında Tuthaliya I’in Kaşkalarla savaşarak elde ettiği başarılar ve Ugarit kralı Nigmedu II ile anlaşması, Mısır Firavunu Tutankhamon öldürülünce Şuppiluliuma bu kargaşadan yaralanarak Kargamış’ı kuşatarak Mitanni krallığına son vermesi önemlidir. 

Fırat’ın yukarısı, Kuzey Mezopotamya ve Hurrilere karşı savaşlarla Hititlerin topraklarının genişlemesi, düşmanlarını korkutmuştur. Kuşattıkları halklarla genişleyerek onlarla birlik oluşturdular. II. Murşili  dönemindeki veba salgını ile ölünce Asur ve Suriye krallıklarının Hititleri huzursuz etmeye başladı.

Daha sonra vali olan iki oğlu kendisine karşı ayaklandılar. I. Hattuşili ailesiyle arasının iyi olmadığından günlüklerinde yakınır.… Şimdiye kadar ailemde hiç kimse isteklerimi yerine getirmedi… diye yazar. Bu anlaşmazlıklar gittikçe artar ve özellikle krallığının son yıllarında Saray entrikalarının çokluğundan bahseder. Bu olaylar çok sonra Telepinu saraya gelince son bulur. 

-I. Hattuşili dönemiyle başlayan ve ardılı olan krallarla Kuzey Suriye ve Yukarı Fırat Hurrilere karşı yaptığı seferlerin yanı sıra eski krallık gerileme sürecini ilerletti. Anadolu’da egemenliklerini sağlamlaştıran Hititler daha sonra Suriye’ye seferler yaptılar.

Askeri fetihler ve ticari ilişkilerle Hititler diğer etnik unsurlarla kaynaştılar. 

I.Hattuşili,  torunu Murşili’yi MÖ 1540 -MÖ.1530 (MÖ 1531-MÖ 1620- MÖ 1595-MÖ 1590) veliaht yaptı ve ona Panku’yu danışman olarak atadı. İmparatorluğunun temelini yerli Hatti beyleri oluşturdu. Dedesinin tavsiyelerini uygulayan ve tüm ailenin desteğini alan I. Murşili  sınırları genişletir, Hurrilerle savaşır, topraklarının verimli olduğu bilinen Yamhad, (Halpa) Halep kent krallığı ve MÖ 1531 Babil’i alır. Hammurrabi imparatorluğuna son vererek Babil’de 400 yıl sürecek dönemi başlatıp hazineleri Hattuşaş’a taşır. Savaşçı Murşili Suriye’ye bağlı kent devletlerini aradan çıkarır ve Mezopotamya ticaret yollarını denetim altına alarak Hatti Ülkesi’ni Yakın Doğu’nun en güçlü uluslarından biri yapar. 

Bu döneme ait çeşitli Hitit yerleşkelerinden –Alacahöyük, Bitik, Eskiyapar, (Yozgat- Sorgun-Alişar Köyü) Alişar, (Çankırı-İnandık İnandık, (Tokat- Zile- Yalınyazı Köyü) Maşat Höyüt, (Çorum-Sungurlu-Örüklü) Hüseyindede, (Elazığ-Baskıl-İmikuşağı) İmikuşağı -ele geçen buluntular –büyük boy banyo kapları, matara biçiminde kaplar, süzgeçli kaplar,  kantharoslar  ve çanak içindeki tanrıçalı kült kabı ve törensel içki kabı boğa figürleri vb -teknik ve form olarak Asur ticaret koloni çağıyla- kabartmalı vazolar, kabartma izleri, frizler vb.–  uyumlu olsa da Eski Hitit döneminin sanatsal etkilerini- (Çorum) Boğazköy-altın tanrıça kolye taneciği, (Sivas-Şarkışla) Dövlek tunç tanrı heykelciği vb.-yani tamamen yerli Anadolu özelliği gösterir. Hititler Anadolu’ya geldikten bir süre sonra kendi sanatlarındaki Mezopotamya etkisi kaybolamaya başlamış ve Anadolu etkisi artmış, bu durumda sanatlarındaki boyutu büyüterek heybet kazandırmışlardır. Mabetler, saraylar, sosyal yapılar, kaya kabartmaları ve orthostatlar (binaların cephelerindeki altta kalan kabarma taşlar) Mezopotamya sanatından oldukça farklıdır.

Ama I. Murşili, kardeşi Harapşili’nin kocası, kıskanç eniştesi Hantili- Usurpator tarafından Babil saldırısından döndükten sonra öldürülür. Bu olay…Zidanta Hantili ile saraya çıktı. Kötü bir iş yaptılar, Murşili’yi öldürdüler, kan döktüler…diye tablete yazıldı.

Telepiunu’un oğlu yoktu ve kızı Herapşili’nın kocası 1590-1560 I. Hantili, ardından MÖ 1560-MÖ 1525 I. Zidanta, 1560-1525 ve Ammuna /Aluvamna kral oldu. Mısır’da o dönemde Hatşepsut vardı. 

Hititlerde Alluvamna’nın oğlu II. Hantili yönetime geçerek, Karadeniz’den Hattuşaş’a gelerek yağmalamalar yapan Kaşkalarla çok uğraştı. Mısır’da ise MÖ 1479-MÖ 1458 III. Tutmosis  yönetime geçti.

II. Hantili eski atalarının diğer kentlere yaptıkları gibi kentin etrafını surlarla çevirtti. Bir süre sonra Mısır’da I. Amosis MÖ 1550- MÖ1525 yönetimde iken yönetime Murşili’nin damadı Zidanta I öldürüldü. Ölmeden  I. Zidanta yerine  Ammuna’nın geçmesini ister ama I. Huzziya tahta çıktı. Telepinu Fermanı ve Boğazköy’ deki pek çok belgede adı geçen, I. Murşili  zamanında sarayda görevli, Hantili’nin damadı,  Zidanta ile I. Murşili’yi öldüren II. Hantili olarak da anıldığı söylenen Ammuna babasını da öldürdü ve kral olur. 

Kaynaklar bir dönem II. Hantili ya da Gal- Mesid ya da Hassuili adlı kraldan da bahseder. Belgelerde bu kralın Kizzuwatna kent kralı Pilliya ile anlaşmalar yaptığı, eşinin adının İyaya olduğuna da rastlanmıştır.

Mısır’da I. Tutmosis  MÖ 1504-MÖ 1492 zamanında, darbeyle öldürülen Ammuna’nın yerine geçen I. Huzziya’nın ardından Hantili’yi yenen II. Zidanta’nın yerine geçen, Ammuna’nın oğlu olduğu zannedilen II. Huzziya kral olur. 

–II. Huzziya’den…Büyük kral Tabarna Huzziya’nın mührü, sözleri kim değiştirirse ölecektir… şeklinde bahsedilir.

Yeni Krallık;

MÖ 1500 yılından sonra ailevi ve politik çekişmelerden oldukça zarar gören yönetim dışarıda da zayıflamaya başladı. Uzun zaman sıkıntılarını iç ve dış sorunlarla uğraşan Hititler

MÖ 1400 yıllarına gelindiğinde II. Huzziya’nın torunu olduğu varsayılan II. Tuthaliya yönetimi güçlendirip ülkeyi imparatorluk haline getirmeyi başardı. Mısır ve Babil’den başka Ön Asya’da da Yeni Hitit İmparatorluk Çağı/Yeni Krallık dönemi başladı. Bu dönemde yani MÖ 1400’den sonra en büyük krallıklardan olan Hitit krallığı, Babil, Mısır, Mitanni ve Asur krallıklarıyla eşdeğer oldu. MÖ 1400’ün ikinci yarısında, Halep ve Kargamış genel valilikleri ile Suriye’nin kuzeyine kadar yayıldı. Bu dönemde MÖ 1400-1200 Orta Anadolu’da önemli ticaret yolu üzerinde olan Hattuşaş  gibi başkent konumuna yükselen  Ankuwa da önemli bir yerleşim yeri olarak öne çıkmaya başladı. Ankuva’yı ı daha sonra Friglerin de  yerleşim yeri olarak kullandığı bilinmektedir. Bu dönemlerde Asurlular Anadolu’da eşeklerle genellikle takas ticareti yapmaktaydı. Neşa- Kaneş, Hattuş, Mama, Puruşhanda, Zalpa, Kuşarra’ya kalay, gümüş alan Asurlular, bakır ve demir satmaktaydılar. 

Daha sonra başa geçen evlatlık ya da damat Arnuvanda,  II.Hattuşili ve III. Tuthaliya’nın ardından ilk Hititçe isim alan (MÖ 1365- MÖ 1344- 1325 ) ya da MÖ 1344- 1322 Kral I. Şuppiluliuma başa geçti. I. Şuppiluliuma sınırları Levant Arabistan Çölü, Mezopotamya, Mısır, Torosların güneyi, Kızıldeniz, Kafkas Dağları, Kilikya ve Nil Nehri, Arap ile Sina Yarımadası’nın (Levant /Güneşin yükseldiği yer) ve Yukarı Mezopotamya (Dicle, bırak, Anadolu yaylaları, Suriye civarı) etrafına kadar genişletip Mısır’a yaklaştı. Doğu Anadolu’daki Hurri İşuva ülkesini alıp, Hurri- Mitanni sınırına kadar genişledi. 

MÖ 1365-MÖ 1344-1325 I. Şuppiluliuma oğullarından Zannanza’yı Tutankhamun’un dul karısı Anhesenpam ile evlendirmek isteyerek onlarla akraba olmak istedi ama çocuk yolda öldürüldü. Bu da Kadeş savaşına kadar sürecek Mısır-Hitit çekişmesini doğurdu.

-Sonraki dönemlerde MÖ 1400-1360II. Arnuvanda, MÖ 1371-MÖ 1295 II. Murşili, (MÖ 1275-MÖ 1250 )ya da (MÖ 1295-MÖ 1272), II. Muvatalli başa geçti. 20 yaşındayken tahta geçen II. Muvatalli  ülkeyi 20 yıl yönetti. 

-II. Mutavalli, Hahha-Yukarı Fırat’ta başarı gösterdi, kardeşinden Kaşkaların ayaklanmasını durdurmasını istedi. Küçük kardeşi, Hattuşaş valisi Murşili, askerin başında kuzey sınırlarını  ve saray içi memurları denetliyordu.

II. Mutavalli zamanında, Babil’de  MÖ 1258 -MÖ 1249 Kadasman Enlil II ve  Asur’da MÖ 1264- MÖ 1234 Salmanasar-Şalmanezar vardı. 

II. Muvatalli II.Ramses ile Kadeş savaşına girişti.

Kralların dinmeyen hırsı Hititleri kısa sürede imparatorluk haline gelmesini sağladı.

II. Muvatalli’den sonra tahta Urhi-Teşup başa geçse de kısa zamanda III. Hattuşili krallığı ele aldı. Hititlerde demir altından daha değerli ve kralların tahtları da demirden yapılmıştı. Bulunan bir tablette Asur Kralı, III. Hatuşili’den demir ister ve yanıtta … Bana iyi demirle ilgili olarak yazdığına gelince, Kizuwatna- Kizzuwatna- Kizzuvanta’daki hazine dairemde iyi demir yok. Daha önce yazdığım gibi, demir üretmek için uygun zamanda değiliz. Yine iyi demirler üretiyorlar ama henüz bitiremediler. Bitirdiklerinde sana onlardan göndereceğim. Şimdilik sana hançer ucu gönderiyorum…

-III. Hattuşili ya da II. Hattuşili elinden pek çok kenti alan yeğeni, Urhi-Teşup- III. Murşili ile siyasi kavgalara girer ve kentleri geri aldı. 

III. Hattuşili  Babil, Asur ve Mısır ile iyi ilişkiler kurdu. Onun zamanında II. Ramses görevde idi. III. Hattuşili, Mısır kralı II. Ramses ile MÖ 1269 Kadeş Barış antlaşmasını imzalar. MÖ 1274 yılında II.Muvatalli’nin Mısır’la yaptığı Kadeş Savaşı sonunda imzalanan MÖ 1269 tarihli antlaşma dünyanın ilk yazılı antlaşması olarak kabul edilmektedir.

-Daha sonra Tarhunpaşa Kralı Kurunta ile anlaşma yaparak sınırları iyi belirleyen prens IV. Tuthaliya  başa geçti.

Arsından IV. Tuthaliya’nın oğlu II. Şuppiluliuma tahta çıkar. Kıtlıklara rağmen askeri başarılar elde eder. Bu durum Hattuşa’daki bir kalede bulunan yazıtta yazar. Tarhunpaşa- Tattaşşa- Antalya Erdemli arası, kuzeyinde Konya Ovası var- krallığı karşısında başarılı politikalar izler. 

-Büyük Hitit Krallığı belgelerinde Tuthaliya ve eşi Nikalmatı ile Arnuvanda ile eşi Asmunikal’in mühürleri görülmektedir.

( Hattuşaş’da yılda 16 bayram yaparlardı, 30 tapınak kalıntısı,10 binlerce tablet bulundu 2002- 92×65 boyutlarında kutsal havuz bulundu buradan Şuppiluliuma II’nin yer altı dünyasına giden gizli yolu vardı. ).

Geç Hitit Beyleri;

Hitit yazıtlarında ülke topraklarının Asur işgaline kadar Malatya’dan Filistin’e kadar uzandığı yazılmaktadır. Bu dönemin I. dönem MÖ 1000-MÖ 850, II. dönem MÖ 850-MÖ 800- MÖ 750, III. dönem MÖ 800- MÖ 750-MÖ 700 arası demirin işlenip silah yapma oranı arttıkça işgal ve baskılarda artmış ve ülke topraklarındaki güney- deniz ile güneydoğu kentleri –Kizzuvatna-Çukurova, Kargamış, Kıbrıs- Alaşiya– bu durumdan etkilenen halklar dağılma ve çözülmeye başladığına yine yazıtlarda rastlanılmıştır.

Hititlerin çöküş döneminde bazı Hitit prensleri güney bölgelere göç ederek geleneklerini sürdürmeye çalıştılar. Hattuşa ve Suriye dilinden farklı bir dil kullanan bu prensler sonraları diğer uluslarla- Luvi, Arami, Bedevi, Hurri– kaynaşarak Geç Hitit, Syro Hitit Beylikleri olarak var oldular. MÖ 15. yy.’dan beri var olan Maldiya- Malatiy- Milida- Malatya, Maraş-Başkent, Gurgum, Zincirli- Sam’ai, Kargamış,Kue, Hillaku, Asitavna- Karatep, Tabal adı altında Pattin başkenti Kunula, Samosata- Samsat- Kommagene’dir.

Hitit Devleti MÖ1200 yıllarında, deniz kavimleri göçü ve kuzeyden gelen saldırılarla yıkılmıştır.

Saray ve Aile içi Sorunlar;

Hititlerde MÖ1500 Telepinu dönemine kadar süren iyi durum sonraları özellikle imparatorluğun son dönemlerine yakın feodal düşünceli, tek adam olma hevesi güden beylerin, kralların saray entrikaları, siyasal yetersizliklerden dolayı çıkan iç ayaklanmalar, aile içi geçim sıkıntıları yüzünden zaman zaman sınırlarda ve genişlemede sorunlar yaşadılar. Özellikle Tuthaliya IV döneminden sonra bu olaylar yüzünden oldukça zor bir süreç başladı. Mitannilerde bu karmaşık ortamlardan yararlandılar. Dolayısıyla Torosların güneyini ve güneydoğusunda Asurluların Que- Hilakku- Tabal- Unqi, Babillerin Hume- Pirindu dedikleri, Puruşhanda kentindeki Kizza- Kizzihi-Kizzum-Kizzuwatna da dâhil olmak üzere bazı kent krallıklarını aldılar. 

— Hititlere komşu, Kizzuwatna Krallığı, Hitit kralı I. Şuppiluliuma’ya kadar bağımsız bir krallıktı. Kizzuwatna genişleyerek bir ara Karadeniz-Akdeniz arasındaki tüm kentleri ele geçirmişti. I. Hattuşili döneminde Hititlerin güneyindeki, ülkenin demir rezervlerini, depolanmasını sağlayan bu krallık Adaniya (Adana) adıyla Hititlere bağlıydı. Daha sonra Tuhaliya, Mitannilere karşılık Kizzuwatna kralı Sunaşşura ile anlaşarak kan dökmeden krallığı egemenliği altına almıştı. Hititlerin politik kültürü ve diplomasiyi Kizzuwatna Krallığı’ndan öğrendiği düşünülmektedir. 

—Kizzuwatna Krallığı Hititlerin yanında Sümer ve Asurlulara da bağlıydı.

— I. Şuppiluliuma, Mısır’da Tutankhamon’un öldürülmesinden yararlanıp Kargamış ve Mitannilierin yaşadıkları kentleri kuşattı. Mitanni krallığına son verdi.

—Ancak zaman zaman bu durumlar tersine döndü. Özellikle I. Şippiluliuma ve MÖ 1500 civarında yaşayan, sonradan tanrılaşan, adına şimdilerde demokratik olduğu düşünülen ilk yazılı ferman yazdıran Telepinu döneminde Hititlerdeki kargaşa ortamı sona erdi.Kral Telepinu, eyalet sistemi kurarak oları kendisine bağladı ve Anadolu’da aralarında husumet olan kent devletleri sakinleştirdi. Anadolu’da Hititlerin ‘Orta Krallık’ denen bu döneminde, Mısır’da, Ammuna’nın oğlu, MÖ 1492-MÖ 1479 II. Tutmosiss vardı.

Telepinu  suçların ve cezaların kişiye özgü olduğunu savunan, veraseti belirli kurallara bağlayan fermanında;- Kral ailesi ve oğluna kimse kötülük yapmayacak, birinci derecede prens kral olacak, yoksa ikinci derecedeki, yani odalığın oğlu kral olabilecek. Eskiden odacılığın oğlu kral olmuyormuş. Kralın hiç oğlu yoksa kızının kocası kral olabilecek. Kral ailesi ve bütün hısım akrabası birlik olacak. Kardeşlerine veya kral ailesine kötülük yapmak isteyen Panku’da yargılanacak. Kral da böyle bir iş yaparsa yargılanacak, fakat ailesi cezalandırılmayacak, mallarına el konulmayacak….diye devam eder.

Kral Telepinu Fırtına Tanrısı Taru’nun oğlu Telipinu ile özdeşleştirildi. Tanrı Telipinu büyüme tanrısı olarak özellikle Hattuşa ve Hanhana da çok tapınılan Tanrı Telepinu, bitki, hayvan ve insanları büyütür, zaman zaman kızınca da tarımı ve ürünlerini yok ederdi.  

-Daha sonra tuttulan kayıtlarda Kral Muva ile Hurilerin ordularını Kantuzulli’nin desteğiyle nasıl yendiğini anlatan, Arzava, Şeha ve Happala’yı yenen, genç yaşta başa geçerek Krallık gücünü yeniden kazanan,kendini ‘güneş’ olarak tanımlayan MÖ 1420- MÖ1400 I. Tuthaliya Kaşkalarla sürekli savaş halindeydi. 

Hattuşaş içinde moda, edebiyat modasının ağırlığından dolayı Hurri lakablı Nikkalmati adlı bir kadınla evli, I. Tuthaliya,  Anadolu Assuva Ülkesin’de birlik kurdu ve kendisine saldıran 22 kent krallığını yendi.  O dönemde Mısır’da Amenofis I vardı. 

-I.Tuthaliya yazdırdığı tablette;- …Ben, Tuthaliya, ordularımı geceleyin yola çıkardım ve düşman ordularının çevresini sardım. Tanrılar bana ordularımı verdiler; Arinna’nın güneş tanrıçası, göğün fırtına tanrısı, Hattuşa’nın koruyucu tanrıları Zamama, İştar, Sin, Lelvani düşman ordularını yendim ve topraklarını işgal ettim. Hangi ülkenin orduları olursa olsun, Tanrılar önümden yürüdü ve bana savaş açan ülkeleri teslim etti. Assuva ülkesini de yok ettikten sonra yurduma döndüm. Ganimet olarak Hattuşa’ya arabacılarıyla birlikte 600 at arabası ve 10.000 piyade getirdim ve onları Hattuşa’ya yerleştirdim… 

-—Daha sonra ülkesinde altından daha çok demire önem vermesiyle bilinen ve demir tahta çıkan Mutavalli’den sonra diğer krallar da demir tahta çıktılar. Onun ardından II. Huzziya’nın oğlu, damadı ya da torunu olduğu da düşünülen MÖ 1460-MÖ 1440 II. Tuthaliya, I.Hattuşili , I. Murşili , I.Şuppuliuama  ile birlikte Hititlerin dört büyük kralı olaraka anıldılar. 

O dönemde Mısır’da MÖ 1388-MÖ 1351 III.Amenofis , MÖ 1377/71- MÖ 1361/ 56 Babil’de Kadasman-Enlil vardı.

-Daha sonra MÖ 1375-MÖ 1355 III.Tuthaliya  ve MÖ 1236-MÖ 1215 (1250-1220)IV. Tuthaliya beraber bir süre ülkeyi yönettikleri belirlenmiştir.

( Özgüç’e göre; Tuthaliya III aslında Tuthaliya II aynı kişi dedi. O dönemde de MÖ 1337-1334 Amenofis III ile Babil’de MÖ 1361/56- MÖ 1333/29 vardı.

-Düşmanlarıyla sürekli çatışan, Azzi- Hayaşa krallığını da alan III. Tuthaliya  döneminde iç karışıklıklar, akınlar çoktu, Hititler zayıflamıştı ve saray geçici olarak -Sivas-Kayalıpınar-Şamuha’ya taşındı.

– Daha sonra III. Murşili 2. karısı Puduhepa’nın oğlu ya da Hattuşili ve Puduhepa’nın oğlu olduğu düşünülen MÖ 1236- MÖ1215 (1250-1220) IV. Tuthaliya’nın Hatuşaş’daki sefenksli kapıda bulunan tunç tabletle ölümsüzleştiği kabul edilir. 

Bu tablet hakkında Hititologlar farklı düşünseler de genelde burada IV. Tuthaliya ile Tarhuntaşa Kralı Kurunta arasında bir antlaşmadır. Burada yönetim alanları, dinde reformlar, kralların hayattayken adakları, tanrıların boynuzlarını takarak kabartma yaptırdıkları bilinir. 

IV. Tuthaliya özellikle dini yapılar başta olmak üzere kentte mimari faaliyetleri arttırmış, çok sayıda tapınak yaptırdı. Asur’dan uzak ama bakır yönünden zengin Kıbrıs’ı kuşattı. IV.Tuthaliya ticari sorunları çözmek için Ammuru kralı ile Asur arasında antlaşma yaptı. O dönemde Babil’de MÖ 1258-MÖ 1249 Kudur-Enlil, Asur’da MÖ 1233-MÖ 1119, Tukulti-Ninurta vardı. 

– Anadolu ile sınırlı kalan I.Tuthaliya’dan sonra genç bir prensken kuzey ve kuzeybatı krallılarıyla yaptığı başarılı savaşlarla, sınırları genişleten MÖ 1355-MÖ 1320 (MÖ 1380-1345) I.Şuppiluliauma  başa geçti. I.Şuppiluliauma, Hurrilerle anlaşma yaparak Mitannilerle Kizzuwatna krallığının kuzey Suriye topraklarını Hititlere bağlayıpKaşkaları yendi. Hattuşaş’ı koruyan tampon bölge oluşturdu. Kardeşi Zida’yı saray baş muhafızı yaparak ona yukarı ülkenin- Hattuşaş’ın güneyi- yönetimini Zida’ya, aşağı ülkenin-Hattuşa’nın kuzeyi yönetimini- güvendiği komutanı Hannuzi’ye bıraktı. Mitannilerle savaşır ama kazanamaz ancak Mitanni Kralı Tuşartta Mısır Firavunu ııı.Amenofis’e yolladığı mektupta zaferi kazandığını yazar.  Niblani-Lübnan’dan ve Fırat’tan çok ganimetle Hattuşa’ya döndüğünü yazdırdığı yazıtlar vardır. O dönemde Mısır’da Tutankhamon MÖ 1333- MÖ 1323 ve Firavun Ay MÖ 1323- MÖ 1319 vardı.

-II.Amiştamru , Ugarit kralı, Gaşşulaviya’nın kızı Penteşine ile evli, Puduhepa’nın üvey oğlu, Tuthaliya’nın yeğeni idi. Karısından boşanmak istemesiyle tanınır. Ugarit ve Suriye’de boşanma sırasında mallar erkeğe verilirken bu boşanmada tüm çeyizi Hititliler geri aldı. 

-II.Murşili  MÖ 1318-MÖ 1290 döneminde büyük bir veba salgını oldu. Kardeşi II.Anuvanda öldürülünce 32 yıl kral oldu. Sürekli komplolar oldu. Turmitta, Halila, İşhupitta, Tipiya, Kathaidduva, Palhuissa, Dudduşka kentlerini yenen, kentleri yakıp yıkan ele geçirdiği sığırları, koyunları ve tutsakları Hattuşa’ya taşıyan  II. Murşili çok dindardı. … Efendim, Arinna’nın güneş tanrıçası, bana çocuk diyen, beni küçük gören ve senin , Arinna’nın güneş tanrısının topraklarını almaya kalkışan çevredeki düşman ülkelere karşı benim yanıma aşağıya gel ve o ülkeleri benim önümde yok et… Hititlerin batısındaki Arzava ülkeleri kentleri Bergama, Efes, Milet, Ayvalık, Çeşme, Kuşadası, Altınkum, Bodrum kentleri Anadolu’ya saldırıya geçtiler, Ceyhan- Astarpa Irmağı yakınında kardeşi Şari-Kuşuh ve Kargamış ordularının desteği ile bu kentleri yendi ve başkent Abasa Hititlere geçti. Kaşkalar da saldırı için pusuda bekliyorlardı. Diğer kentleri de almak ve askerleri bozguna uğratmak için bir yıl Asparta Irmağı kıyısında bekledi, sonra 65 bin esirle Hattuşaş’a geri döndü. Arzava’da kendine bağlı bir krallık haline geldi.Bu dönemde meydana gelen aşağı ülke valisi Hannuti, Kaşka akınlarını durdurmak için İşhupitta’ya giderken yolda hastalanıp öldü. II.Murşili ile Hattuşaş’a gelen Arzava kralı veliahdı ve damadı Maşhuiluva’yı Mira ülkesine kral yaptı. 

Büyük Krallık Dönemi;

-II. Murşili’den sonra Hurrice Ar-Teşub-ba 20 yıl büyük kral olan MÖ 1315- MÖ 1282 II. Mutavalli, II. Huzziya ’yı öldürerek tahta geçti. O dönemde Mısır’da II. Amenofis vardı. Hititlerin başarılı krallarından biri idi. II. Mutavalli, Amurru bölgesindeki anlaşmazlıklar nedeniyle II.Ramses zamanında Mısır ile Kadeş meydanda MÖ 1286 savaştı

II.Ramses, Karnak, Luxsor, Abu Simbel, Abidos ve Ramesseum tapınaklarının duvarlarına hiyeroglif olarak savaşı nasıl kazandığını yazdırdı. Mısırlılar geri çekildiler. Ayrıca Amurru ile Suriye üzerindeki egemenliğine son verdi. Savaş sonrası Hititler Şam’a ilerledi, Mısır’a ait toprakları yağmaladılar. Hattuşaş valisi III.Hattuşili, kardeşi kral II. Mutavalli ’ye pek çok alanda yardım etti, Asur, Babil ve Mısır krallarıyla iyi geçindi. II. Mutavalli  sarayını, tanrı ve atalarının heykellerini de alarak (Erdemli-Antalya arası) kuzeyinde Konya Ovası olan Tarhuntaşşa’ya taşındı ve burayı başkent yaptı. III.Hattuşili, Muvatalli ölünce 1299 yılında II.Ramses ile Kadeş Antlaşmasını karısıyla imzaladı. 

-III. Murşili -(Ulmi) Urhi-Teşup MÖ 1282-MÖ 275 (MÖ 1272-1266 ), Hurrice Kurunta’da denilen babası belli olmayan sonradan Urhi-Teşup adıyla da anılan III. Murşili ( saraydaki Esertu adındaki bir kadının çocuğu olduğu belirtiliyor. ) tahta çıktı. O dönemde Mısır’da II.Ramses MÖ 1279-MÖ 1213, Babil’de Kadasman-Turgu MÖ 1276-MÖ 1258 vardı. III.Hattuşili’nin yetkisini sınırlandırdı. Bir yazıtta III. Hattuşili, III. Murşili için … Ona yedi yıl baş eğdim ama kendi tanrılarını dinledi ve insanların sözlerine uyarak benim canıma göz dikti ve elimden Hakpis ve Nerik kentini aldı. Artık dayanamadım ve ona isyan ettim… Ona evinde saldırmadım… Onadüşmanca haber yolladım…bana karşı kavgayı başlattın…. Sen büyük kralsın, bana bıraktığın tek kalede ben kralım, Haydi bizim hakkımızda Samula kenti İştar’ı ve Nerik kenti fırtına tanrısı karar versin… diye yazdırdı. Babasından farklı kararlar alan III. Murşili  saraydan kovulan yaşlı kraliçe Tavananna’yı tekrar saraya alarak krallığa ortak etti. Üvey annesi Tanuhepa’yı kraliçe Gaşşulaviya’nın ölümünden sorumlu tutarak yargıladı. Hattuşaş’a köle olarak yollanan Benteşina’yı tekrar krallığa geri yolladı. Urhi-Teşup-Murşili III, başkenti tekrar Tarhuntaşa’dan Hattuşa’ya taşır. Urhi-Teşup- III.Murşili’nin acemi bir kral olduğunu anlayan Mısır Kralı II.Ramses, Suriye’de Kadeş’in güneyindeki Dapur ile birlikte bazı kentleri işgal etti.

 (Kurunta, çocuksu davranışları nedeniyle IV.Tuhaliya tarafından görevden alınarak yerine Tarhuntaşa Kralı tarafından görevden alınır. Ve bir antlaşma yaparlar…. O, -Kurunta- ülkesine ait tanrısal varlıklara gerekli hizmetleri sunmadı ve kralla kraliçe-Tuthaliya ve Puduhepa- de sana Ulmi-Teşup bu antlaşmayı hazırladılar….) Daha sonra artan sorunlarla Hattuşili tarafından sürgüne yollandı. Mısır’a kaçtı, firavuna sığındı. Mısır’dan istendi ama geri yollanmadı. II.Ramses  yerini bilmediğine dair mektup yazdı. Bu dönemde sadece Mira kralı Kubanta Kurunta tarafından desteklendi. Sarayda bitmek bilmeyen entrikalar sürüp durdu.

İmparatorluğun Çöküşü;

Hitit Dönemi Anadolu’sunda MÖ 1200’lerde imparatorluğun yıkılmasından sonra

(MÖ 1000 Güney Anadolu’da ve Kuzey Suriye’de kurulan Geç Hitit şehir devletleri dönemi de dahil edilirse) bu topraklarda veya bu bölgede yaklaşık bin yıl hüküm sürmüşlerdir. Orta Anadolu, Kızılırmak civarı, Elazığ, Malatya, Antalya, Tarsus, Kahramanmaraş, Konya, İzmir’in iç kısımları Anadolu coğrafyası üzerinde Hitit hakimiyetinin var olduğu yerleşim alanları arasında yer almaktadır.

MÖ 900 yılından sonra Hititler, Asur kralı II.Sargon’a yenilerek tarih sahnesinden çekilmeye başladılar. MÖ 717-MÖ 708 yılına kadar Neo- Hitit ya da Suriye-Hitit krallıklarıyla ortaya çıkarak demir çağına kadar krallıkları devam ettiler.

Hitit imparatorluğunun özellikle son dönemlerindeki kıtlıklar, civardan gelen saldırılar, aile ve saray içi sorunlar nedeniyle zayıflamaya başladı. Hititlerin zayıflığının çöküşünün nedeni daha çok tarihçiler göre ;

a-Asur saldırılarından ziyade güneyden sıklıkla gelen-Ege ve Anadolu- göçer kavimleri, 

b-Akdeniz’e inmek isteyen Kilikya ve Kıbrıs’ı da alan göçer kavimleri olduğu bildiriyorlar. Ayrıca c-Hattuşili I zamanında kuşatılan, büyükbaş hayvanları vergilendiren, daha sonra Lidya krallığının merkezi olan göller bölgesi alanında yer alan,  Arzavaca konuşulan, Mısır kralı Amenofis III ile yazışan Arzava Krallığının tam alınamaması, 

d-Kıbrıs’ın elden çıkmasıyla bakır madenlerinin kaybı, 

e-Özellikle kuzey Suriye’nin yağmalanıp elden düşmesi, 

f- Hattuşa alınamasa da Ege halkları tarafından alınan kentlerle Hititlerin tüm ticaret- ekonomik yollarının kesilmesi, 

g-Goetze’ye göre yolların kesilmesiyle güç kaybına uğranarak Kaşkalar ve kuzey ile doğudaki aşiretlerin akınlarıyla baş edemesi imparatorluğu çökertti.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top