
Mersin’ e 50 km, Erdemli’ye 20 km uzaklıkta kıyıdan 200 m içeride, anlamı “zeytin yetiştiren” olan ve zamanla Ankara -Ayaşlı Türkmen yerleşimcilerden dolayı Ayaş adını alan Elaiussa, bölgenin ilk ve en önemli yerleşim yerlerinden biriydi.

Günümüzde kayaya oyulmuş büyük sarnıcına merdivenle inilmesinden dolayı kente Merdivenlikuyu da denilmektedir.
Kurulum tarihi tam belirlenemese de ele geçen belgelerden kentte MÖ 1. yy. da sikke basılması, MÖ 36- MÖ 20 Kapadokya Kralı I. Archelaos’un yazlık başkenti olması Elaiussa Kenti’nin önemini ortaya koymaktadır.
MÖ 63- MÖ 14 Roma İmparatoru Augustus, Elaiussa Kenti’ne hediye olarak yeni yerleşim yerleri vermiş bu yüzden ya da Kapadokya Kralı I. Archelaos’un adına atfen kente “muhterem-saygıdeğer” anlamında Sebaste adı da eklenmiştir.
Elaiussa Sebaste bu döneme ait 2 limanı, zengin ormanları, zeytinlikleri, zeytinyağı işlikleri, kara – deniz ulaşım ağı ve yoğun ticareti ile bölgenin en önemli kenti olduğu varsayılmaktadır.
72 yılına kadar Kommagene Kralı IV. Antiokhos’un denetiminde kalan kent ve bölge daha sonra Roma İmparatoru Vespasianus’un eline geçmiştir.
MS 161-MS 192 Romalı Antonios Pius (Commodus) tarafından kutsal ve otonom (özgür kent) olarak ilan edilen Elaiussa’da özgürlüğünün işaretlerini yansıtan sikkelerin basıldığı kazılarda ele geçen buluntularla belgelenmiştir.
MS 2. yy.’a kadar Septimus Severus ve oğlu Caracalla için yazılmış yazıtlar kentteki gelişmişliği gösterirken bu tarihlerden sonra merkezi otoritenin azalması akınların ortaya çıkmasına neden olmuş, hatta Elaiussa’nın bir ara komşusu Korykos’un bir köyü olarak yalnızlaştırılmıştır.
Ancak 2. ve 3. yy. belgelerinden Elaiussa ile Korykos arasında yoğun bir ticari ilişki ve rekabetin olması bu durumu kentin çabuk atlattığına yorumlanmaktadır.

MÖ 2. ve MÖ 1. yy. da Rhodos, Knidos, Kos, Khios, Pamphylia mühürlü amphora kulpları, Hermes, Helios Başı, üzüm salkımı, bitkisel motiflerin dikkat çektiği mallar ile dikdörtgen ve daire mühür alanları ile mühür baskıları bulunmuştur. Bu malların yanında ticaret yine aynı doğal limanlardan MS 2. yy.- 3. yy.-7.yy. kadar ticari, ekonomik gelişimin arttığı Elaiussa’dan Portekiz, Suriye-Filistin ve tüm Akdeniz havzasına mallar-şarap, üzüm, buğday, kabak, hurma, ceviz, fıstık, kimyon, sarımsak, marul, fasulye, fındık, balık, midye, yelken malzemeleri, yelken bezi, kereste, zeytinyağı, kil mineralleri, safran vb.- yollanmaktaydı.
Ayrıca 5. yy. ve 6.yy.’a ait bir yazıtta bölgede keçi, katır ve cilicium denilen yerel halıların ticaretinin de yapıldığı anlaşılmaktadır. Tüm bu mallar MÖ 3. yy.’dan başlayıp MS 7.yy.’a kadar Elaiussa ve Korikos limanlarından yapıldığı bölgedeki arkeolojik kazılarla ortaya çıkarılmıştır.

Roma dönemi Hıristiyanlığın yayılma sürecinde de parlak günler yaşayan Elaiussa diğer yerleşim yerlerinin önüne geçerek Kilikya’nın en önemli kentlerinden olduğu da araştırmalardan anlaşılmaktadır.
Bu dönem ile önceki ve sonraki dönemlere ait önemli kalıntılar; Zeus Tapınağı, 2. yy. ve 3. yy. kalorifer sistemi olan bir hamam, girişinde binayı inşa ettiren kadınların sağlık dileklerinin yazıldığı mozaik yazıt, su kanalları, zeytinyağı işlikleri ve balıkçılığın geliştiğine kanıt sayılan su yolları, su sarnıçları, Hıristiyanlık döneminde kiliseye çevrilen agora, kaya mezarların olduğu nekropolün Roma dönemi iyi korunmuş ev ya da tapınak şeklinde aile mezarları, sade, kayaya oyulmuş, kaideli lahit çeşitleri ile Anadolu’da o döneme kadar var olan en kalabalık Yahudi cemaatlerine ait Yahudi mezarıları gibi büyük ölçüdeki kalıntılar dışında pişmiş toprak kandiller, cam eşyalar, altın süs eşyaları, testiler, kaplar, fenerler, bronz kozmetik kutusu, ayna, toprak heykelcikler, ağırşaklar, kemik iğneler vb. gibi önemli bulgular Elaiussa Sebaste’nin önemini ve büyüklüğünü ortaya koymaktadır.
Ancak kent, 260 yılında Roma’yı yenen I. Shapur ile III. Pers İmparatorluğu Sasanilerin saldırısı sonucu yağmalanmaya başlamıştır. Romalılar kuleleri ve surları güçlendirmek için çizim yaptırdıkları geriye kalan belgelerden anlaşılsa da artan korsan saldırılarıyla Elaiussa Sebaste artık eski parlak günlerine bir daha geri dönememiştir. 4.yy. ve 5. yy.’ dan sonra kent terk edilmeye başlanmış, 6. yy.’da Bizanslılar kenti yeni yapılarla- ticari ve resmi binalar, konutlar, kilise yapıları, 5.yy.-6.yy. adanın kuzey burnunda 3 nefli, 1 apsisli, parmaklıklarla sınırlı bir bazilika, mozaik tabanlı hamam ve surlara eklemeler vb.– destekleyerek Elaiussa Sebaste’yi iyileştirmeye çalıştığı yine kalıntılarda görülmektedir.
Ama 6. yy.’dan sonra kenteki deprem binalara oldukça zarar verdiği belirlenmiştir. 7.yy.’dan sonra da liman ve kenti kumullarla örtmüş, bölgede Korikos Kenti öne çıkmaya başlamıştır.
Mersin/Erdemli- Kanlıdivane -Neopolis- Kanytella- Conytelis-Antik Kenti

Mersin’e 45- 50 km, Erdemli’ye 13 km uzaklıkta Sandal, Lamos (Lamas)-Limonlu, Çanakçı ve Arıklı köylerinin arasında 142 m uzunluğunda, 95 m eninde, 30 m -50 m derinliğindeki höyük, çevresi 413 m ile 12 bin m 2’lik büyük bir obruğun çevresinde kurulmuştur. İlk çağlardan beri kutsal kabul edilen, Toros Dağları’nda sıklıkla görülen karstik büyük obruklardan birinin çevresindeki antik kentte Hitit, Finike, Yunan, Roma ve Bizans dönemlerine ait çok sayıda kalıntı –nekropolis, lahitler, kabartmalı mezarlar, saraylar, tapınaklar, kuleler, sarnıçlar, caddeler vb.– bulunmaktadır.

Kanlıdivane adı, yerleşim yerinin zeminini oluşturan kayanın kırmızı renginden ya da Türkmen divan-toplanma sözcüğünden aldığı söylense de antik adı Kanytelis’den geldiği daha gerçekli bir varsayımdır.
Roma döneminde mezarlardaki çukurlara suçlular ile sakatların atılarak vahşi hayvanlara yem yapıldığı da söylenmektedir.
Olba Krallığı’nın dini merkezi olan antik kentte MÖ 2. yy. -MÖ 3. yy. ve MS 7. yy. arasında önemli bir yerleşim yeri idi.
Halen son derece güzel ve önemli antik kentte, Helenistik Kule; MÖ 3. yy. sonu MÖ 2. yy. başı dikdörtgen planlı, 3 odalı bir kulenin duvarlarında kabartma yazıtlar başta -Kral Tarkaris oğlu rahip kral Teukros yaptırmış ve Zeus Olbios’a adanmıştır vb. ile figürler dikkat çekmektedir.
İmparator 408-450 II.Theodosius’un Neapolis adını verdiği kentte Bizans zamanında dört kilisenin yapılması obruk ve çevresinin Hıristiyanlık Dönemi’nde önemli bir dini merkez haline geldiği anlaşılmaktadır.
12. yy. da bölge ile birlikte Ermeni Krallığı yönetimine girmesine karşın kent ve çevresinde bu döneme ait kalıntıya rastlanmamıştır.
Antik kent ve çevresinde 15. yy.’ dan günümüze Türkmenlerin bölgede varlık gösterdiği bilinmektedir.

Kabartmalar: Armaronzas ve Ailesinin Kabartması
Obruğun güney duvarında MS 1. yy.’a ait 4 m genişlikte 22 m yükseklikteki bir nişte, yan yana ve ayakta üç kadın ( ya da anne ve iki kızı ) bir erkekten oluşan aile kabartması, yüksek bir kaidede bir kadın ve erkek kabartması görülmektedir.
Kabartmanın altındaki yazıt Hermias babası Armaronzas’ın, karısının ve çocuklarının heykellerini diktirdiğini bildirilmektedir. Ayrıca bu kabartmalara zarar verenin Zeus’a 1000 drahmi vermesi gerektiği de ifade edilmiştir.
Asker Kabartması:
Obruğun kuzey cephesinde sağ elinde mızrak, sol elinde bir kılıç tutan “Trogomon” adlı asker kabartması görülür. Yazıtta bu anıtı askerin annesinin yaptırdığı belirtilmektedir.
Mezarlık- Nekropoller
Kenti saran 4.5 hektar alanda 3 mezarlık bulunmaktadır. Mezarlıkta özellikle 3 tapınak mezar dikkat çekmektedir.
Merdivenlerle inilen obruğun 1 km güneybatısında kaya kütlesi üstünde mezarda yatanların kabartmaları ( yas tutan kadın, sağ eliyle başının üzerinden geçen chimationunu kavraması (bir kolu karnında diğerinin dirseği ona dayalı, eli çenenin yanında, başa kadar çekilen chimationun kenarından tutan kadın tiplerine verilen genel bir kavram ) MÖ 1. yy.- MS 1. yy.-.Çanakçı Kaya Mezarları, podyum üzerinde, girişi tonozlu, dört köşesinde korint plaster başlıklı, Roma tapınak mimarisi görülmektedir.
Aba’nın Mezarı
MS 2. yy.- 3. yy. Olba Kraliçesi Aba kendisi ve kocası Arios adına kentin en görkemli mezar anıtını ( 12x 4.22 m ölçülerinde 3.50 m yüksekliğinde ve yüksek podyumlu) yaptırdığı bilinmektedir.
Anıta eklenen yazıtta; “Ben Kalligonos ile Katraios’un kızı Aba, kocam Nikanor oğlu ve Arios torunu Arios’un ve çocuklarım Nikanor ile Arios’un varisleri olarak istiyorum ve emrediyorum ve vasiyet ediyorum ki Ariosu’un mezarına (ben) Aba dışında hiçbir kimse gömülmeyecektir. Aynı şekilde, benim ölümümden sonra da hiçbir kimse gömülmeyecektir. Buna aykırı davranan kişi Yeraltı Tanrıları’na karşı günah işlemiş olsun ve kendisi ve tüm soyu yok olsun; ayrıca efendimiz Caesar’ın hazinesine 10.000 denarius ve Augustusların şehrine 8.000 denarius ve Kanytelis yerleşmesi yerel yönetim birimine 2.500 denarius (ceza) ödesin. Yine vasiyet ediyorum ki benim ve kocamın verdiğimiz bu emirler ve yaptığımız bu düzenlemeler sonsuza kadar geçerli olsun ve kimse (bu yazıtı ?) kazımasın ve kazıyan kimse cezaya çarptırılsın.” yazmaktadır.
Eşsiz dış mimarisi tasarımı, önünde üç sütun görülen, içine dar bir kapı ve alçak bir bella ile girilen Üç Ayak Mezar Anıtı.
Kiliseler
Bizans İmparatoru II. Theodosius burada kutsal bir Hıristiyanlık merkezi (Suriye Erken Hıristiyanlık) kurmak istemiştir. Bu amaçla kente Bizans Dönemi kilise özelliklerini taşıyan kliseler yaptırmıştır.
Kiliselerden birinin sadece apsisi, diğer 5 kilisenin ve bir şapelin kalıntıları da kentte halen görülmektedir. Bu kalıntılardan ören yerinin varlıklı bir yerleşim yeri olduğuna kuşku yoktur.
Kanlıdivane’den geriye kalabilen 15 zeytin atölyesi, setenler ( zeytini çekirdeğinden ayıran taş), pres yatakları, vida ağırlıkları, pres taşları, kırma tekneleri ve taşları galerileri, bezemeli sütun başlıkları 5. yy. sonu 6. yy. Kilikia ve İsauria Bölgesi’nin önemli yapıları içinde yer almaktadır.
Erdemli- Kızkalesi (Deniz Kalesi- Corycus- Korikos- Korykos)

Mersin’e 60 km, Silifke’ye 25 km uzaklıktaki Kızkalesi- Ayaş ve Narlıkuyu köyleri arasında yer alan Korikos Antik Kenti tarihin babası, Herodotos’a göre; MÖ 4. yy. Kıbrıslı Şövalye ya da Prens Gerikos (Gorgos) tarafından kurulmuştur. Adada halen görülen bir kitabeye göre de kale, 1199 yılında I.Leon tarafından yaptırılmış ve 1361 yılında da Kıbrıs Krallığı’nın eline geçmiştir.
Küçük bir adacığın üzerindeki kale kıyıya yaklaşık 600 m uzaklıktadır. Üçgen, dörtgen ve yuvarlak planlı 8 burçtan oluşan kale, 192 m uzunluğunda mazgal surlarla çevrilidir. Yüzölçümü yaklaşık 35mx36 1260 m2 ‘dir.
Ancak MÖ 2. ve MÖ 1. yy.’da sikke bastıracak kadar önemli ve büyük dağlık Kilikia Kenti Korykos’un adına ilk kez MÖ 197 Seleukos Kralı ile III. Antiochos Ptolemaisos’un aldığı kentleri yazdırdığı kaynaklarda rastlanmaktadır.
Korikos ve çevresinin tarihi poligonal mekânları göz önüne alınarak Helenistik döneme kadar gittiği de söylenebilir.
Yapılan çalışmalar sırasında Korykos’un kendisi kadar önemli komşu liman kenti Elaiussa Sebaste arasında özellikle ticari alanda rekabetin olduğuna dair kayıtların bulunması da son derece ilginç ve önemli tarihi belgelerdendir.
Strabon’a öre bir ara korsan yatağı olan kale ve antik kent MÖ 80 Roma, MÖ 20 Kappadokia Kralı Arkhelaos tarafından da yönetilmiştir. MÖ 2. yy. Korikos, polis-kent olarak gelişimini sürdürse de 3. yy.’da Sebaste’ye bağlanarak bir Kome-Köy’e dönüştürülmüştür.
Korykos 395 yılından sonra büyük bir liman kenti olarak Bizans yönetimindeydi. Bizans ve Ermeniler tarafından karadaki kaleler kadar önem verilen kaleye Bizanslılar denizden gelebilecek saldırıları önlemek için denizin içindeki küçük adaya güney- kuzey uçlarında iki kuleli bir kale yaptırmıştır.
Korykos ve görkemli yapıları 240 – 270 I. Şahpur döneminde II.Pers İmparatorluğu -Sasaniler tarafından yakılıp yıkılmıştır.
Daha sonra bir ara Tarsus – Kilikia I kentleri arasında yer alan Korykos, 479 yılında Sebaste ile birlikte Isaurialıların egemenliğine girmiştir.
6. yy. Antakya patrikliği- Tarsus’a bağlanarak piskoposluk merkezi yapılan Korykos’da (381 Germanus, 431 Salustios, 516-518 Indakos, 680- 681- 690 Iohaninus) piskoposlar tarafından ayin yapılmıştır.
5. ve 6. yy. yazıtlarında kent ve yerleşimcilerin yaşamları hakkında pek çok bilgiye (kentin önemi, limanının değeri, işçileri, meslekleri, dinleri özellikle Hıristiyanlık, ticari yerleri ve ilişkileri) ulaşılmaktadır.
Korykos’un 690 -691 Kilikia I’in eyaleti, 7. yy.’ da Sasani eyaleti daha sonra Araplar ve ardından da 9.-10. yy.’da Seleukeia Tema’sına ait bir yerleşim yeri olduğu kalıntılardan ve yazıtlardan ortaya çıkarılmaktadır.
Ayrıca yine bir yazıtta, kentin adının 10. yy. Araplar ve Korasion’la birlikte Qurqos olarak geçmesi Korikos’da hala yerleşim olduğunu göstermesi açısından son derece önemli tarihi detaylar olarak kabul edilmektedir.
Kentin limanına yakın yerinde 1099 yılında İmparator I. Alexion zamanına ait şu an yerinde bulunmayan Silifke Kalesi’ni Mimar Megas Drungarios Eustatias yazıtta bulunmaktaydı.
O dönemde bu kale ile diğer kaleyi adada birbirine bağlayan bir yolun olduğuna dair bilgilere de rastlanmıştır.
Deniz yoluyla seyahat eden hacıların konaklama yeri olarak da kullanılan kaleye su, Toroslardan kemerlerle kara yoluyla taşınmaktaydı.
Yeni asfalt yol boyunca sonradan yapılan Korykos Antik Kenti kalıntıları halen görülmektedir.
1137 yılında yeniden Bizans toprağı olan Korykos’a 1163 yılında Küçük Ermeni Krallığı yönetimindeyken 1191 yılında Fransa Kralı Philip Hac’dan dönerken uğramıştır.
Kent 12. yy. Ermeni Prensi I. Constantin tarafından da bir süre idare edilmiş, 1267 yılında Cenevizliler’in saldırısına uğrayınca Ermeni Krallığı ile Cenevizlilerin arası açılmıştır.
1275 yılında Memlük Sultanı Baybars zamanını da yaşayan kent bu dönemde safran üretiminde oldukça ilerlemiştir.
Hethumid –Hetum Hanedanlığı 1276-1373 dönemini de gören Korykos’un son Beyi Osin 1329 yılında öldürülünce yönetim IV. Leon’a geçmiştir.
Daha sonra Korykos 1361’de bir ara Karamanoğulları’nın baskısı sonucu Kıbrıs Krallığı’nın himayesine girmiştir.
1375 yılında Kıbrıs’ta bulunan 1192-1489 Lusignanların her zaman Korykos ile bağlantıda oldukları da kayıtlardan öğrenilmektedir.
1423 ve 1464 yıllarında Karamanoğulları’nın en gergin döneminde, 1448 yılında Karamanoğlu II. İbrahim tarafından alınan Korykos’da ve aynı yıl onardıkları kalede İbrahim Bey bir süre konaklamıştır.
1473-1474 yılında Osmanlıların eline geçen kent zamanla eski önemini kaybetmiştir.
Kalede 1459- 1495 Şehzade Cem Sultan’ın Rodos’a sürülmeden önce kırk gün kaldığı bilinmektedir.
Birçok efsaneye konu olan kalenin yakınındaki Dilek kuyusu ve Astım mağaraları bugün bölgede hala çok ziyaret edilen yerlerin başında gelmektedir.

Kıyıdaki kaleden başka Roma dönemi Kara ve Deniz kaleleri, limanı, Korykos’un Kabartma Heykeli, Hellenistik nekropol, sur kalıntıları, sütunlu cadde, üç adet hamam, Ora, Uzuncaburç, su kemerleri, su deposu, tiyatro, sarnıç, saray, tapınak ve kilise kalıntıları bulunmaktadır.
Bugün, ince kumlu uzun plaj, otel, lokanta ve çarşılarıyla Kızkalesi, bölgede en çok turist çeken yerlerin başında gelmektedir.
Erdemli/Adam Kayalar ve Kanyonu

Narlıkuyu’ya 11 km uzaklıktaki Adam Kayalar ve Kanyonu, Taşeli, antik taşlık Kilikya içinde Limonlu Köyü yakınlarında yer almaktadır.
130 km uzunlukta, denizden 2000 m yukarıda Toroslardan doğan Lamos’un (Lamos- Limonlu Çayı) hayat verdiği kanyon, bölgeyi taşlık-dağlık ve ovalık Kilikia olarak ikiye ayırmaktadır.
MÖ 8. yy. Asur tabletlerine göre kanyonun en eski sahiplerinin Hitit kökenli MÖ 1770- MÖ 1200 yıllarında Kizzuwatnalılar olduğu anlaşılmaktadır.
Muhteşem bitki örtüsüne sahip kanyon bitip tükenmek bilmeyen oyuk, yarık, obruk, dehliz ve yarıklardan oluşmaktadır.
Günümüze kadar yerel halklar tarafından kullanılan kanyonda Romalılardan kalma su tünelleri 3500 yıl önce yapılan taş patikaların arasında halen dikkat çekmektedir.
Kanyon sayesinde Romalılar 450 yıl Korykos’u (Kızkalesi) ellerinde tutabilmiştir.
Roma dönemine ait 150 m- 200 m yukarıda Karyağdı (Mitan) Vadisi yamacına dayalı çerçeveli kayalara oyulan 11 erkek, 4 kadın, 2 çocuk ve bir de dağ keçisi kabartması hala tüm canlılığı ile görülmektedir.
Figürlerin çoğu eşleriyle ölülere ya da yalnız ölü ziyareti sahnelerine aittir. Veda sahnesi kabartmasında ölüler, oğulları, 2 erkek ve asker, paltolu bir adam, elinde bir eşya taşıyan adam, ve iki farklı kabartma, bir adam bir eliyle keçiyi boynuzundan tutmuş, bir elinde üzüm salkımı bulunur. Ayrıca sunaktaşı, bir kadın , bir adam, üzüm salkımları da kabartmaların alttaki platformda görülür. Başka bir kabartmada ölü adam karısıyla el sıkışıp veda etmektedir. Kabartma altındaki MÖ 2. yy.’a ait yazıtta ölen rahiplerin adları yazılmaktadır.
Kabarmaların üstünde de köşeli bir kuleler yapısı dikkat çeker. Poliğonal duvarları olan yapılar çok sayıda lahitin bölge olduğunun kanıtı sayılır.

Kanyondan Şeytan Deresi, Kayacı denilen mevkilere yürüyebilenleri bölgenin manzarası bugün de büyülemeye devam etmektedir.
Burada Romalılardan kalma su dağıtım istasyonlarının taş kalıntıları da bulunmaktadır.

Heykellerin yakınındaki Neapolis’de (Kanlıdivane) 2. yy. Bizans bazilikaları, kadın ve erkek figürleri işlenen kaya mezarları, lahitler, Hellenistik kule, sarnıçlar ve 408- 450 yıllarında Bizans zamanında suçluların atıldığı obruk bulunmaktadır.
