Aksaray ili sınırları içinde yer alan Güzelyurt (Karvala- Carballa- Gelveri) sadece bölgenin değil tüm ülkenin tarihi, dini önemi ve doğası ile önemli yerleşim yeridir.
Gelveri buluntuları –obsidiyen taş balta aletler, seramik parçaları vb.- tarihin ilk dönemlerine paleolitik, kalkolitik ve diğer tarihi çağlara kadar giderken bölge ve kentte çok sayıda kavim ve uygarlığın -MÖ 2000- MÖ 1750-MÖ 1650-MÖ 1460-MÖ 1200 yılları arasında Hatti, Hitit, Asur, Med, 6.yy. Pers, MÖ. 332, Büyük İskender, Kapadokya Krallığı, Roma, Bizans, 12. yy. Selçuklu ve Beylikler döneminin ardından 1470 yılında Osmanlı- izlerine de rastlanmaktadır.
Tüm bu uygarlıkların hüküm sürdüğü dönemlerde bunlara paralel olarak Eğe kavimlerinin- Frigler, Kimmer- İskit akınları- kentten geçtikleri belge ve kalıntılarından anlaşılmaktadır.
Ayrıca özellikle milattan önceki dönemlerde yerel halkların Kibele, Agthistis, Attis, Ma, Min gibi tanrı ve tanrıçalara ibadet ederek onlar adına mabetler yaptıkları da kazı çalışmalarıyla ulaşılan bilgilerdendir.
İlk yerleşim döneminden günümüze çok sayıda üzüm bağına sahip olduğu bilinen Karballa -Gelveri bir şarap merkezi olarak yerli halk için çok önemli şarap tanrısı Dyonisos kültünü de bünyesinde barındırmaktaydı.
Hıristiyanlık dini bölgede gelişse de Karballa ve bölge tanrıların gücüne sahip olduğuna inanılan krallar ya da yöneticiler tarafından 2. yy.’a kadar yönetilmiştir.
Çünkü miladi dönemin başında özellikle İsa çarmıha gerildikten sonra Anadolu’ya göç eden ilk Hıristiyanları yerli halk kabul etmemiş ve bu insanlar kayaların arasında gözlerden uzak, vadi yamaçlarını, yeraltını, tepeleri, kayaların arasını oyarak yaşam ve ibadet merkezleri yapmışlardır.
Güzelyurt’ta bölge ile beraber 17’de Roma İmparatorluğu, 395 yılından sonra (Doğu Roma) Bizans ile erken ve geç Hıristiyanlığın yaşandığı önemli merkezlerinden biri olmuştur.
Özellikle 4. yy. dan sonra Hıristiyanlık dininin iyice hissedildiği Kapadokya sınırları içinde yer alan Güzelyurt, önemli bir dini merkez olarak hem erken hem de geç Hıristiyanlığa ait çok sayıda yapı ve yapıt inşa edilmiştir.
Manastır Vadisi;
Erken Hıristiyanlık dönemine ait Güzelyurt merkezinde bölgede yapılan çok sayıda dini yapı-kilise, manastır, şapel, vaftizhane vb.– olduğu için Manastır Vadisi olarak adlandırmıştır .Burada bulunan başta Kilise Cami, Sivişli Kilise, Koç Kilise, Çömlekçi Kilise, Kalburlu Kilise ve Kömürlü Kilise olmak üzere 17 tanesi tek, 7 tanesi çift, bir tanesi de üç nefli dini yapıdan bir tanesi serbest haç, iki tanesi kapalı Yunan haç planlıdır. Kapadokya’nın yedi ana planının beş tanesi burada görülebilmektedir.
Konstantinapolis’in İkonoklazm yasağına uyulmadığı görülen Güzelyurt Manastır Vadisi gibi bölgenin korunaklı alanlarında yapılan dini yapıların içleri resimlerle bezense de 7. ve 9. yy. Arap istilaları ve nemden bu değerli resimler oldukça zarar görmüşlerdir. 11. yy.’ dan sonra rahat ibadet edebilen Hıristiyanlar Türklerin bölgedeki hakimiyetlerinde de ibadetlerini sürdürmüşlerdir. Ancak 1924 mübadele sonrası yaşam alanları gibi dini yapıları da terk etmek zorunda kalmışlardır. Halen bölgede pek çok alanda olduğu gibi gerek doğal gerekse tarihi önemleri açısından Manastır Vadisi de 1988 yılında Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu kararıyla Kentsel, Doğal ve Arkeolojik Sit Alanı olmuştur.
Ayrıca Nazienzuslu Gregorius’un görev yeri, 330- 378- 389 yılları arasında, Kayseri Piskoposu St. Bazil ile birlikte Ortodoks mezhebinin ilk temellerini atan St. Gregorious Theologos- İlahiyatçı Aya Yorgi’nin doğum yerinin Güzelyurt’a beş kilometre uzaklıkta olması, dünyada ilk kez koro kilise müziğinin uygulanması bölgenin Hıristiyanlık için önemini vurgulamaktadır.
Hıristiyanlığın din olarak yaygınlaştığı dönemde manastırlar kentine dönüşen Güzelyurt, çok sayıda mağara manastır, kilise, şapel, vaftizhane vb. ve doğal oluşum peri bacaları, vadiler, kanyonlar vb. arasındaki kaya oyma mekânlar, akarsular, verimli ovaları ile halen çok sayıda ziyaretçiyi bölgeye çeken doğal, tarihi ve turistik önemli bir merkezdir.
İçinde küçük bir de krater gölü de barındıran Göllüdağ volkan konisi etrafındaki Güzelyurt, daha sonra Türk kültürüyle ve Türk- İslam yapılarıyla- camiler, evler vb.- çok sesli bir kent haline dönüşmüştür.
Ayrıca Osmanlının azınlığa verdiği hak ve ayrıcalıklarla Rumların St. Gregorious adına para bastırması ve bu parayı Türklerin de kullanması bölge kültürünün önemli detaylarıdır.
Güzelyurt’ta mübadeleye kadar yoğun bir Rum nüfusu, Arap akınlarının ardından gelen Selçuklu, Osmanlı ve Türkiye Türkleriyle beraber çok uluslu, çok sesli bir toplum olarak birbirlerinin dillerini öğrenip uzun yıllar kardeşçe yaşamışlardır.
Daha sonra Lozan Antlaşmasıyla 1924 yılında yaşanan mübadele ile bölgedeki Ortodoks Rumlar, Yunanistan’a gönderilmişler oradaki Türklerin bir kısmı da onların yerine buraya yerleştirilmiştir.
Güzelyurt’ta önemli tarihi ve dinsel özellikleri halen görülebilen mekânlardan; 6. yy. ait, dört sütunlu, kubbeli ve oldukça yüksek bir yapı olan Aziz Gregorious Kilisesi ile düzgün yontulmuş taşlarla inşa edilen, tavandaki kubbede Pantakrator İsa ile havariler, apsiste ise Deesis sahnelerine sahip yanındaki papaz evi ve keşiş hücrelerde ibadet ve ücretsiz hastalara bakılan Aziz Anargirios- Sevişli Kilisesi dikkat çekicidir. Ayrıca Kömürlü, Koç, Çömlekçi, Meryem, Kulaklı Tepe’deki kale kalıntısı ve Analipsis Tepesi’ndeki Yüksek Kilise de dönemin derin izlerini taşıyan son derece önemli dini mekanlardır.
Bunların yanında şu an cami olarak kullanılan Kilise Cami, ilk defa Theodosious tarafından Nenezili Din Bilgini Aziz Gregorius Theologos adına 385 yılında kilise olarak yaptırılmıştır.Kapalı haç planlı kilisenin apsisindeki kök boyalı ahşaptan ikonastasis, Rus Çarı II. Nikola’nın armağan etmiştir. Andon ve ikonastasisi yapıya bütünlük katmıştır. Sekiz yığma sütunun taşıdığı kilise ana mekanını on iki pencere ile çevrili derin bir taş kubbe örtmektedir. Ayrıca yapının sağ ve sol tarafında mazgalı andıran üçer pencere de bulunmaktadır.
1835 yılında restore edilen yapı üç nefli bazilikal plana çevrilmiştir. 1924 yılından sonra camiye çevrilince mihrap eklenmiştir. Kadınlar mahfili, ayetlerle süslemeler eklenip Ortodoksluk inancına ait resimlerin, fresklerin ve bezemelerin üzerleri badana ile kapatılmıştır.
Kilisenin bahçesinde sağdaki çan kulesi nin de minareye dönüştürüldüğü göze çarpmaktadır. Ayrıca bahçede şapel, misafirhane, depo, fırın ve 35 basamakla inilen ve suyunun şifalı olduğuna inanılan ayazma bulunmaktadır.
Erken Hıristiyanlık dönemi en güzel ve en önemli yapılarından olan Kilise Cami, bir zamanlar Küçük Ayasofya olarak da anılmıştır. Yapı, bölgedeki iki farklı dinin en önemli ibadet merkezlerindendir.
Güzelyurt, Manastır Vadisi, dar ve şirin sokakları, taş evleri ve yeraltı kentleri, kiliseleri, camileri, kaya oyma evleri, ağılları, meyve bahçeleri, muhteşem taş işçiliğinin görülebildiği mekânları, ortalıkta her daim dolaşan kedileri, köpekleri, kuşları, eşekleri ile halen önemli turistik bir merkezdir.
Henüz arkeolojik kazıların bütünüyle tamamlanmadığı Güzelyurt’taki yapıların bazıları zamanın tahribatına karşı koyamayıp yıkılsa bazıları da değiştirilse bile hala geçmişten günümüze yapıldıkları dönemlerden değerli birer anı olarak zamana nasıl direndiklerine tanık olunmaktadır.