KIRŞEHİR

Coğrafi

Komşular Kırşehir, Ankara, Yozgat, Niğde ve Nevşehir illeriyle komşudur. 

Yüzölçümü 6570 km2

İlçeler Akçakent, Akpınar, Boztepe, Çiçekdağı, Kaman, Mucur ve merkez ilçe Kırşehir

İklim

Bir İç Anadolu ili olan Kırşehir ve ilçelerinde tipik karasal iklim – yazları sıcak ve kuru, kışları oldukça soğuk ve kar yağışlı– görülmektedir.

Bitki Örtüsü

Denizden 985 m yükseklikte bir il olan Kırşehir’in etrafı yüksek tepeler ve ortalama 1700 m yükseklikteki % 17,2 dağlarla- Çiçek, Baran, Kervansaray, Aliöllez Dağı Armutlu, Köpekli, Kırlangıç ve Kızıldağ, Karga Sekmez, Cemele, Naldöken, Hüyüklü, Toprakkaya, Buzluk, Emir Burnu, Büyük Uyuklu dağları ve Obruk Tepesi– çevrilidir.

Yerleşim yeri, yaklaşık 1100 m yükseklikteki akarsu, dere, çay, ırmak, baraj ve göl ve göletlerle- Kızılırmak, Delice Irmak, Kırşehir Kılıçözü, Kaman Kılıçözü, Malaközü dereleri, Obruk, Seyfe gölleri, Ekizağıl, Karaboğaz, Karakaya, Gökeşme, Darıözü, Merdese, Sarıömerli, Çiftlikbala, Ömerhacılı, Savcılı, Gölcük, Kırdök, Harmanaltı,Yeniköy, Kargın, Çağırkan göletleri, Çoğun, Karaova, Kültepe, Hirfanlı barajları- sulanan verimli yaylalar– Kenar, Tatarilyas, Kuytuluk, Körkuyu, Gardaklıbel, Yalnız mezar, Göbek, Laleli, Güllü dağ, Ekizağıl ve Aksakal yaylaları– ya da % 18,3 ovalarMalya-Seyfe, Çoğun- Çuğun, Güzler, Hamamözü, Değirmenözü, Acıöz, Maniöz ovaları– etrafında yemyeşil alanlar görülmekle birlikte il genelinde bozkır bitki örtüsü hâkimdir.

Kırşehir topraklarının % 20 çayır ve meralardan oluşurken % 68,2 tarım arazisi olarak kullanılmaktadır.

İl ve çevresindeki % 64,5 yüksek platoların sadece % 4 ormanlık alanlarında meşe, karaçam, sedir, akçaağaç, dişbudak, koru vb. yetiştirilmektedir.

İl topraklarının bazı yerlerinde otlaklar, çayırlar, otsu bitkiler çoğunlukta iken vadilerde- Kızılırmak, Kırşehir Kılıçözü, Kaman Kılıçözü, Delice Irmak vadileri-  de kavaklar, süs bitkileri ve meyve ağaçları görülmektedir.

Ayrıca Kırşehir ve çevresi madenler- demir, mermer, flüorit, onyx, tuz, linyit, amyant, antimon, alüminyum, altın, bakır, boraks, baryum, çinko, grafit, gümüş, krom, kurşun, kuvarsit, manganez, mika, taşkömürü, uranyum, volfram, kükürt ve zımpara taşı– bakımından da zengin bir ildir.

Tarih

Kırşehir ve çevresinin MÖ 3500- MÖ 2000 eski tunç çağına kadar gittiği Hashöyük’te elde edilen buluntularla –çeşitli çanak çömlek parçalarıyla renkli ve siyah seramiklerin yanında 5-6 tabaka taş ve kerpiçten temeller- saptanmıştır. 

Ayrıca MÖ 1750- MÖ 600Kaman- Çağırkan, 25 m yüksekliğe kurulan Kalehöyük kalıntılarıyla- küpler ve çeşitli malzemeler– ortaya çıkarılmıştır. 

Asya ve Avrupa arasında Anadolu’nun işlek yolları üzerinde olan Kalehöyük’te ilk yerleşimin çok erken dönemlere kadar gittiğini düşündürmektedir. 

Hititlerin de en çok kullandığı yol güzergahı Kızılırmak hattı içindeki Kalehöyük’te yapılan kazılarda, yerleşimin en alt tabakasında bulunan kalıntılarda –saray kalıntıları, mühürler, takılar, seramikler, çanak çömlek, mutfak gereçleri, çivi yazılı tabletler vb.– ile Sevdiğin Köyü’nde -Hitit prensine ait taş blok- ve Mal Kayası-yol levhası, bazalttan Öküz Taşı- Hitit Adak- Sunağı– erken ve geç dönem MÖ 1850-MÖ 1600- MÖ 1200 Hitit izleri görülmüştür.  

Hititlerin ardından MÖ 1200- MÖ 675 yılları arasında bölgeden Tuz Gölü’ne kadar ilerleyen alanda Friglere, MÖ 7. yy. da Medlere ve ele geçirdikleri yerleri vergiye bağlayan MÖ 546- MÖ 332 Perslerin izlerine rastlanmaktadır.

Perslerin Anadolu’daki egemenliğini sona erdiren MÖ 334 Büyük İskender- Makedonyalılar da Kırşehir ve çevresinde görülmüştür.

İskender’in ardından bölgede önemli bir varlık gösteren yerli krallık Kapadokya Krallığı dönemi MÖ 332- MS 18 Ariarates ile başlamıştır. 

Ariarates’in krallık döneminde çok sayıda sikke basılması bölgenin ticari faaliyetlerinin simgesi kabul edilmektedir. 

Ancak sürekli Anadolu içlerine ilerlemek isteyen kolonilerin akınları üzerinde olan Kapadokya Bölgesi sınırında yer alan Kırşehir,  MÖ 200- MÖ 163 Kelt- Galat akınlarına uğramıştır. 

Bu akıncılardan biri  MÖ 2. yy. Pontus Kralı Mithridates de kente Aquaesaravenea adını vererek yönettikleri geriye kalan belgelerden anlaşılmaktadır.

MÖ 2.yy. da bir dönem Aquae Saravenas- Akova- Saravena olarak anılan Kırşehir daha sonra bölgeyle beraber  MÖ 85-MS 395 Romalılar tarafından alınmış ve MÖ 18’de Tiberius zamanında da Roma eyaleti yapılmıştır.

395 yılında Doğu Roma- Bizans döneminde Makissos- Macissus Makissos adını alan Kırşehir,  527- 568 I. Jüstinianos döneminde yeniden yapılandırılmış ve adı da Jüstinianopolis olmuştur.

Anadolu ve bölgedeki ilk Hıristiyanlar 3. yy. da yaklaşık on kadar yeraltı kentinde- Mucur, Dulkadirli, Murat, Kümbet ve Aşıkpaşa vb.- sığınaklarda korunmuşlar ve paganlara karşı yeni dini yayma yolunda mücadeleler vererek Roma döneminde Hıristiyanlığı resmi din olarak kabul ettirmişlerdir. 

Bu dönemlere ait bölgede çok sayıda sikke ve çanak çömlek bulunmuştur.

halkı daha sonra daha gelişmiş bir kent olan Mazaka- Kayseri’ye taşındığı da yazılı belgelerden anlaşılmaktadır.

605 yılında Sasani, 647 yılında da Emevi akınlarına uğrayan kent ve çevresi, 1071-1308 Selçuklu yönetimine girse de zaman zaman Haçlılara karşı 1240 yılında Türkmen Baba İshak ile de savaşmışlardır. 

Daha sonra tekrar imar edilen kentte, 1120’de Danişment, 1277’ de Memluk, 1317 yılında da İlhanlılar yaşamışlardır.

1365 yılında Eretna Beyliği yönetimine giren Kırşehir, 1389’da Yıldırım Beyazıd tarafından Osmanlıların eline geçmiştir. 

Daha sonra kısa süreliğine 1394 yılında Karamanoğullarının varlığı görülse de Kırşehir, Ahilerin katkılarıyla 1402-1451 yılları arasında Osmanlı’nın önemli bir sancağı ve eyaleti olmuştur.

Ardından ulusal kurtuluş savaşı sırasında zor günler geçiren ve bağımsızlığını ülke ile birlikte kazanan Kırşehir, 1924 yılında il olmuştur.

Türklerin eline geçtikten sonra konumu ve bozkırın genel renginden dolayı- uçsuz bucaksız kır- Kır Şehri denilen kentin adı bir süre sonra Kırşehir’e dönüşmüştür. 

Halen önemli bir yerleşim yeri olan Kırşehir’de 13. yy. Ahilik esnaf örgütü kurulması kentin ticari ve ekonomik olarak o dönemlerdeki önemini göstermektedir. 

Kurulduğu dönem ve sonrasında tüm Anadolu kentlerine örnek olan Ahilik’in temeli doğruluk, dürüstlük, saygı, sevgi, güven ve yardımlaşmaya dayanmaktadır.

Kırşehir ve Çevresindeki Tarihi Yer, Yapı ve Yapıtlar

Kırşehir Müzesi 

Kent merkezinde, 2023 yılında açılan müzede bölge, Kırşehir ve çevresinin zengin tarihi kalıntıları sergilenmektedir. 

İki katlı, tematik bir sergileme yapılan10 adet sergi salonlu müzede arkeolojik, etnografik ve sikke bölümleri bulunmaktadır. 

Arkeoloji bölümünde sikkeler, pişmiş toprak kaplar, heykeller, mezar stelleri ve küçük objeler, çocuk sandukaları, mezar taşları çeşitli dönemlere ait- Eski Tunç, Hitit, Frig, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı– binlerce yapıt bulunmaktadır. 

Ayrıca İslami döneme ait Selçuklu sandukaları, mezar taşları ve Osmanlı sikkeleri de görülmeye değer nitelikte eşsiz yapıtlardır. 

Müzenin etnoğrafi bölümünde de Ahiliğe ait belgeler, el sanatları ve çeşitli ev eşyaları örnekleri özellikle Ahilik ve Ahi Evran’ın tanıtımına yer veren başlık, mütteka, ahilik sancağı, Ahi fütüvvetnamesi ile şecerenameler ile yöresel kumaş ve halı dokumaları ile giysiler yer almaktadır.

Ahilik Müzesi 

Ahi Evran (Evren) Cami ve Ahi Evran’nın türbesinin de bulunduğu Ahi Evran Külliyesi içinde yer alan müze, 2023 yılında ziyarete açılmıştır.

Müzede 1200 yılında esnaf ve zanaatkarların yaşayışları, iş ahlakları, teknolojileri, ürünleri ve

Ahilerin ritüelleri anlatılmaktadır. 

Tüm bu anlatılar döneme ait çeşitli etnografik malzemeler, objeler, araç-gereçler, el yazması eserlerle bir köklü bir gelenekle göz önüne serilmektedir.

Kaman- Kalehöyük Arkeoloji Müzesi

2010 yılında Türk ve Japon işbirliği ile hizmete açılan müzede Japon-Anadolu Arkeoloji Enstitüsü Başkanlığı’nca sürdürülen Kalehöyük,  Büklükale ve Yassıhöyük kazılarından getirilen eserler sergilenmektedir. 

Höyüğe benzer mimarisiyle dikkat çeken müzede Kalkolitik dönemden Osmanlı’ya kadar bölgede yaşayan uluslara ait pek çok eser ile satın alınan ya da bağışlanan eser de bulunmaktadır.

Dönemin en gelişmiş teknolojik özelliklerinin kullanıldığı müzede çeşitli eğitim, proje ve etkinlikler de yapılmaktadır.

Yeşil alanları ve çevreye duyarlılığı ile de dikkat çeken müze 2011 yılında Amerika’da “En İyi Yeşil Müze” (Green Good Design) ödülüne layık görülmüştür. 

Kaman-Japon Bahçesi -Mikasanomiya Anı Bahçesi

1993 yılında açılan bahçe Japonya dışında en büyük Japon bahçesidir. Botanik bahçe, Altes Prensi Mikasa’nın anısı için oluşturulmuştur.

Kalehöyük Arkeoloji Müzesi ile iç içe olan bahçe son derece güzel ve bilinçli düzenlenmiştir. Bahçede yapay şelale, Japonya’dan getirilen renkli sazan balıklı iki adet yapay gölet, Japon Feneri ve Budha Tapınak Mimarisiyle dikkat çeken yapay tepecikler ile Japon Kirazı, Japon Salkım Söğüt, Japon Elması, Japon Eriği ve Japon Ayvası gibi Japon ağaç ve bitki örnekleri ve yerli ağaç ve bitkiler bulunmaktadır.

Kesik Köprü Köyü- Kesikköprü

Kızılırmak üzerinde, 1248 Anadolu Selçukluları zamanında, dönemin mimari özelliklerini göstererek inşa edilen, 13 gözlü ve sivri kemerli köprünün uzunluğu 400 m genişliği 6 m dir. Yanındaki Kervansaray ile birlikte yaptırılan Kesikköprü, 1616, 1849,1925 yıllarında onarım görmüştür.

Kesikköprü- Cacabey- Kervansarayı

Kırşehir’e 23 km uzaklıkta,Kızılırmak kenarına yapılan Selçuklu Kervansarayı, 1248 yılında Sultan II. Gıyasettin Keyhüsrev döneminde Kırşehir Emiri Nurettin Caca tarafından yaptırılmıştır. 

Yapıya güneyden iki yanında iki aslan figürü bulunan taç kapıdan girilmektedir. 

Kervansaray’ın girişindeki eyvanın üstündeki tonoz örtü oldukça dikkat çekicidir.

Eyvanın sonunda mescit ve avlu bulunmaktadır. Avlunun kuzeyindeki revak, sivri kemerli ve beşik tonozludur. 

Son yıllarda yapılan onarımlarla Kervansaray’ın orijinalliğini yitirdiği acemi gözlerden bile kaçmaz. 

Cacabey -Cıncıklı- Cami, Türbe ve Medresesi

Selçuklu dönemi, Keyhüsrev zamanında, Kırşehir Emiri Nurettin Cibril Bin Cacabey tarafından 1271-1272 yılında gözlemevi ve medrese olarak yaptırılmıştır. 

Daha sonra camiye çevrilen yapı, kare planlı olarak kesme taştan inşa edilmiştir. 

İki eyvanlı, avlulu ve bir süre matematik, fen ve astronomi yüksek okulu olan medresede eğitimin Türkçe olması çok önemlidir. 

Anadolu Selçuklu süsleme sanatının en güzel örneklerinden olan yapının çinili minaresi, işlemeli ve çift renkli taş kapısı son derece dikkat çekicidir. 

Medresenin koni ve küre biçimlerinin üst üste konulmasıyla yapılan uzay araçlarına benzeyen dış köşe sütunları ve içteki iki sütunu dönem mimarisinin ilk ve tek örneği olarak kabul edilmektedir. 

Caminin yanında 1301 tarihli, lacivert üzerine beyaz çiniler ve yazılarla süslü kapısı, pencere taş süslemeleri, içi çinili, çokgen kubbesi ve penceresiyle dikkat çeken Cacabey’e ait bir de türbe bulunmaktadır. 

2014 yılında “Anadolu Selçuklu Medreseleri” UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne alınmıştır.

Kırşehir- Ahi Evran Türbesi ve Zaviyesi

Asya’dan Anadolu’ya göç eden erenlerden bir olan Ahi Evran (Evren) Denizli, Konya ve Kayseri’yi dolaştıktan sonra 1171-1261yıllarındaKırşehir’de yaşamıştır.  

Debbağlık (deri işleme sanatı) yapan Ahi Evran (Evren) yaşadığı süreçte esnaf ve sanatkarların birlik olmasını istemiş ve bu amaçla çalışmalar yapmıştır. 

Ahi Evran (Evren) adına 1482 yılında Ahilik teşkilatı kurularak 32 farklı esnaf ve sanatkarı bir arada temsil edilmiştir. Esnaf, sanat ve ticaretin temsili Ahilik teşkilatı lideri Ahi Evran (Evren) adına 14. yy. da genellikle çevredeki antik dönem yapılarının malzemeleriyle yaptırılan yapıların -zaviyeli(tabhaleli) cami, mescit, zaviye, türbe- çoğunlukla ana mekânları kare planlı, üç kubbeli ve kesme taştan inşa ettirilmiştir. 

Ahi Evran Türbesi, 2014 yılında UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne eklenmiştir.

Kırşehir- Alaeddin Cami 

Kalehöyük yakınında, Selçuklu hükümdarı Alâeddin Keykubat tarafından 1230 yılında yaptırılan ancak 1893’de yıkılarak Arif Bey tarafından yeniden inşa ettirilen caminin portalı ile Selçuklu süslemeleri oldukça dikkat çekicidir.

Kapucu-Kapıcı Cami

Cacabey Medresesi yakınında, yapım tarihi tam bilinemese de mimari ve süsleme özelliklerinden Osmanlı dönemine ait  olduğu düşünülen kare planlı camiye son cemaat yerinden girilmektedir. Kesme taş, tuğla karışımı ile inşa edilen cami geneli geneli büyük bir kubbe ile örtülü iken üç gözlü son cemaat yeri üç kubbe örtmektedir. 

1960 yılında yeniden dönem özelliklerine göre yenilenen caminin sonradan konulduğu varsayılan  Selçuklu kitabesi dikkat çekmektedir. 

Osmanlı dönemine ait camiden sadece minaresi kalabilmiş olmasına karşın son derece güzel kalemişi süslemeleri ile de dikkat çeken kentte görülmesi gereken yapılardandır.

Lala Cami / Lale Cami

Mimarisinden 13. yy. yapısı olduğu varsayılan cami, moloz ve kesme taş karışımından inşa edilmiştir. Darphane olarak da kullanıldığı varsayılan caminin üç kubbesi payeler üzerine oturtulmuştur. 

Çarşı Cami

1864 Osmanlı son dönem yapısı olan caminin 1864 yılında Hüseyin Bey tarafından yaptırıldığı bilinmektedir. 

Minaresi olmayan, üç kubbeli, kare planlı caminin en dikkat çekici yanı  ibadet mekânının ağaç bindirme tekniği (kırlangıç tavan) ile yapılmış olmasıdır.

Ayrıca kentte yapım tarihi tam bilinmese de Osmanlı dönemi olabileceği –dikdörtgen planlı, Marsilya kiremidiyle örtülü çatısıyla, kerpiçten, ahşap direkle desteklenen son cemaat yeri -varsayılan Buçuklu Cami de Kırşehir ve çevresinin önemli Türk-İslam eserleridirler.

Taburlu Köyü- Üçayaklı Kilise

Taburoğlu Köyü yakınlarında 10.-11.yy.’a tarihlenen kilise, Bizans döneminin başkent mimari özelliğini yansıtmaktadır. 

Kilise biri ibadet, diğeri imparatorun adak yeri olarak kullanıldığı düşünülen iki farklı mekandan oluşmaktadır. 

Tamamen tuğladan inşa edilen yapı, 1938 yılındaki depreme kadar sağlam olarak korunabilmişti.

Hacıbey Konağı

İl merkezi, Yenice mahallesindeki yapı, 1925 yılında Kırşehir Özel İdare Müdürü Hacı Bey tarafından yaptırılmıştır. 

Dönem özellikleri gösteren modern sivil mimari örneği ilgi çekici bina, halen Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından kullanılmaktadır.

Kalender Baba Kümbeti

Kırşehir-Karalar köyünde yer alan kümbeti 1135 yılında  Selçuklu Sultanı Kılıçaslan yaptırmıştır. Selçuklu mimari ve süslemi özellikleri gösteren kümbet, kesme taştan tarafından yaptırılmıştır. 

Melikgazi Kümbeti 

İl merkezinde yer alan kümbet, 1240-1250 yılları arasında Mengüçoğlu Melik Muzaffereddin Behram Şah için eşi tarafından yaptırılmıştır. 

Türk türbe mimarisi ve Orta Asya Çadır izleri görülen türbenin kare plana oturtulan sekizgen gövdeli, silindirik- konik külahı bulunmaktadır.

Fatma Hatun Kümbeti

İl merkezinde Kümbetaltı Mezarlığı’ndaki  kümbet, 1266 yılında Hoca Aka Maatır tarafından Fatma Hatun için yaptırılmıştır. 

Düzgün kesme taştan inşa edilen yapının sekizgen gözdesi üçgen pahlı (eğimli ya da açılı kenarlı veya köşeli) bir kaide üzerine oturtulmuştur. 

Dışı sekizgen konik külahlı görünen yapınının içini kubbe örtmektedir.  

Aflak Baba Kümbeti

Altınyazı köyündeki Selçuklu dönemi mimarisiyle dikkat çeken kümbetin kare gövdesinin köşeleri pahlıdır. 

Daha sonra kesme taşla yenilenen kümbeti içten kubbe, dıştan piramit külah örtmektedir.

Kırşehir- Âşık Paşa Türbesi

İl merkezinde yer alan yapı, Alâeddin Alişahruhi tarafından 1333 yılında tamamı mermerden, kare planlı olarak yaptırılmıştır. 

Asimetrik uzun cepheli yapının Kırgız çadırına benzeyen kubbesi örgü motifli, dar ve uzun portalı Selçuklu tarzından farklılık göstermektedir. 

Girintili saçak silmeleri ile çerçevelenmiş kubbesi ve tek pencereli yapı görülmeye değer niteliktedir.

Yunus Emre Türbesi

Ulupınar köyündeki  türbe, pek çok kentte olduğu gibi Yunus Emre’ye ait olduğu söylenegelmiştir. Ziyarettepe’de yer alan kare planlı türbe, sarp kayalıklar üzerine, kesme taştan yapılmıştır.

Yakınında bir de çilehane bulunan yapı, 25 km kuzeyde Hacı Bektaş-ı Veli ve 10 km güneyde Tapduk Emre türbeleri ile birlikte  üçgen içinde yer almaktadır.

Neşet Ertaş Gönül Sultanları Kültür Evi

20 yy. Türkiye coğrafyasında yetişen Dede Korkut izindeki gönül adamlarından Neşet Ertaş aynı zamanda en büyük saz ustalarından biridir. 

1938-2012 Türkmen/Abdallık kültürünün son büyük temsilcisi, Türk halk ozanı Neşet Ertaş yaşadığı Kırşehir’in sembol isimlerindendir. 

“Bozkırın Tezenesi” olarak da tanınan Neşet Ertaş adına düzenlenen Kültür Evi’nde müzik aletlerine ait bilgiler, Neşet Ertaş’ın digital heykelinin yanında kendi ses kayıtlarından türküler dinlemekte mümkündür

Mucur Yeraltı Kenti 

Aşık Paşa Türbesi yakınlarına kadar geldiği tahmin edilen 7m -8 m derinlikte, 2-3 katlı yeraltı kenti, volkanik yumuşak kayalara oyularak yapılmıştır.

MS 3-4 ve 5. yy.a tarihlenen yeraltı kentinin içi temizlenerek çok sayıda oda, salon ve koridorlarla geniş bir alan ortaya çıkarılmıştır. 

Dehlizlerden geçilerek ziyaret edilen yeraltı kenti sığınak, ikametgah ve ibadethane olarak da kullanılmıştır.

Küçükbaş hayvanlar için ahır, ibadet yerleri, dehlizleri bölünerek geniş odalar yapılmış bunların arasında dairesel şekilli taş kütleler ile kapak taşları oluşturulmuştur. 

Yeraltı kentinin yüzeyden aşağıya inen havalandırma bacaları yapının en dikkat çekici önemli kısımlarıdır.

Rölöve çalışmaları tamamlanan Mucur Yeraltı Kenti’nin 2015 yılında çevre düzenlemesi de yapılarak ziyarete açılmıştır.

Dulkadirli Yeraltı Kenti

İlin 50 km kuzeyinde yer alan Dulkadirli Yeraltı Kenti’nin Hıristiyanlığın Anadolu’ya yayılma sürecinde sığınma amacıyla volkanik arazinin yumuşak kayalara oyularak yapıldığı varsayılmaktadır. 

İbadet için de kullanılan yeraltı kentinde çok sayıda niş bulunmaktadır.

Bölgenin önemli sığınaklarından olduğu geniş odalarının yanında dar ve uzun dehlizlerinin doğu, batı ve kuzey yönüne ilerlemesinden anlaşılmaktadır.

Mimarisi kervansarayları da andırdığı için yeraltı kentinin Selçuklu döneminde de kullanıldığı düşünülmektedir.

22 m’lik uzun tonoz bir tünelle içine ulaşılan kent, 30m x50 m uzunluğunda, 20 m yüksekliğinde üstü açık bir avluya açılır. Avluda kaya oyma 5 salon, 8 oda, kapı olarak da kullanıldığı varsayılan 2 adet büyük 1 adet küçük değirmen taşı bulunmaktadır. 

Alt katına yelpaze şeklinde bir merdivenle inilen yeraltı kentinde bir de su kuyusu olduğu belirlenmiştir. 

Yeraltı kentinin 130 m doğusunda iki avlulu bir yerleşim yeri ile de ilişkisi saptanmıştır. 

Kepez Yeraltı Kenti

Kepez köyündeki yeraltı kenti, bölgenin en düzenli yerin altındaki yerleşim yerlerinden biri olduğu kabul edilmektedir.

İki farklı toprak yapısına sahip yeraltı kentinin mimarisi de son derece dikkat çekicidir.

Yeraltı kenti, dikdörtgen üçerli salonları bağlayan galeri ve tünelleriyle bölgede ziyaret edilmesi gereken ilgi çekici yerlerin başında gelmektedir.

Terme Kaplıcası

Volkanik coğrafyanın da etkisiyle Kırşehir ili ve çevresi termal sular bakımından oldukça zengindir.

Turizm, sera ve kentin ısıtmak için de kullanılan bu suların fiziksel, kimyasal ve biyolojik analiz, tıbbı raporlarına göre çeşitli hastalıklara iyi geldiği anlaşılmaktadır.

Kent merkezinde yer alan Terme Kaplıcası termal suların ağzına tesisler kurularak oluşturulmuştur.

Karakurt Kaplıcası, Bulamaçlı Kaplıcası ve Mahmutlu Kaplıcası ile birlikte Terme Kaplıcası da kent, bölge halkı ve dışarıdan gelen ziyaretçiler tarafından sıklıkla ziyaret edilmektedir.

Kırşehir ve çevresindeki diğer tarihi yapılar; Kılıçözü civarında Hititler dönemi; Kılıçözü Çayı yakınında, 4. yy. da Bizans İmparatoru Jüstinianus tarafından yaptırılıp, Osmanlı zamanında onarılan Kale, Çayağzı Kasabası’nda, yüksek bir tepede 14. yy. Osmanlı izlerine sahip Cemaze- Cemadi- Cemade- Cemele- Çayağzı- Kalesi,  Baran Dağı tepesindeki asma merdiven ya da gizli geçitlerle ulaşılabildiği düşünülen, Roma ya da Bizans dönenme ait olduğu varsayılan, halen tuğladan yapılan kemerleri görülebilen Kaman- Ömerhacılı Kalesi bölgenin önemli tarihi tanıklarıdır. 

Ayrıca Bizans dönemine ait bölgenin en büyük kalelerinden biri, 2-3 m. yükseklikte duvarları olan Kızılca Köyü- Keçi Kalesi, Hititler döneminde yapılıp Bizans zamanında onarılarak kullanılan Kaman- Kuş Kalesi de bölgeni tarihi değeri olan önemli yapılarıdır.

Bunlara ek olarak bölgede yüze yakın höyüklerden bazıları; 

Hitit dönemine ait olduğu saptanan Kırşehir- Hashöyük, Kaletepe Höyüğü, MÖ 3000 başlayan yakın zamanlara kadar yerleşim yeri olarak kullanıldığı varsayılan 500 m genişliğinde, 25 m yükseklikte dolgu topraklı, içinde yüzlerce çanak çömlek, ev aletleri takılar vb. buluntuları olan Kırşehir-Kaman -Çağırkan Kalehöyük, Mucur- Yug- Yağ- Çeşme, Gölhisar, Sevdiğin, Hatunoğlu Köyü- Öküzkale, Çamalak Köyü- Çamalak, Çiftçi, Höyüke, Malören ve İkiz höyükler, Külhöyük, Al Höyük-Küçük, Kösele ve Sarı höyükler ile Kaman- savcılı Dokuz Höyük, Kızılgöbek, Kızlar, Şeyh Hamza höyükleri de bulunmaktadır. 

Kentteki diğer tarihi değerlerden; Mucur- Seyfe, Tuzla, Boz, Garipler, Heyik ve Çiçekdağ da görülmesi gereken yerlerdir.

Roma dönemine ait yazık ki soyguncular tarafından içi boşaltılmış iki mezarın bulunduğu Kırşehir-Akbayır Tümülüsü de bölgedeki önemli tarihi bir yapıdır.

Elde edilen çanak çömlekler ve diğer buluntulardan; Hitit dönemine ait olduğu düşünülen iki öküz başlı Hitit Kabartma Heykeli- Öküz Başı Hitit Heykeli bölgenin önemli eserlerinden biri olarak kabul edilmektedir.

Bizans döneminde duvarlarında haç kabartmaları bulunan kayadan oyulmuş Mucur-Aksaklı Manastırı ile Keşiş Sarayı da yer almaktadır.

Aflak Köyü- Kaya Kiliseleri ve Hıristiyanların ilk kiliselerinden ve halen ayakta olan Akçakent- Derefakılı Köyü- Derefakılı Kilisesi, Hıristiyanlığın ilk yıllarına ait ve kabartmalı haçlarıyla dikkat çeken kaya kilisesi Mucur-Altınyazı Köyü- Altınyazı Kilisesi ile Bizans dönemine ait, içinde çok sayıda malzeme bulunan, tuğladan yapılan Akçakent- Hacıfakılı Köyü- Hacıfakılı Kilisesi Hıristiyanlığın bölgedeki önemini göstermektedir.

Bu kiliselerden Kaman- Temirli Kilisesinde de çok sayıda Bizans dönemine ait buluntu- takı, kandil, renkli ve sırlı seramikler, eşyalar vb.-ortaya çıkarılmıştır. 

Ayrıca volkanik kayalara oyulmuş 20- 30 oda ve depolardan oluşan Bizans dönemi Manastır ve Keşiş Sarayı, 3.yy. -4. yy. da kullanılan, 7m -8 m derinliğinde, 42 odalı dehlizleri, havalandırma bacaları, gizli yolları ve geçitleriyle dikkat çeken- Mucur Yeraltı Kenti, Kırşehir’e 58 km uzaklıktaki Dulkadirli İnli Köyü’nde bulunmaktadır. 

4.-5. yy. üç ana mekâna sahip 10 odalı, Dulkadirli İnli Murat Yeraltı Kenti de önemli bir tarihi buluntudur.

Bölgenin en büyük yeraltı kentlerinden biri kabul edilen halen sadece birkaç odası gezilebilen Kırşehir- Kümbealtı Yeraltı Kenti de bölgenin tarihi değeri olan yeraltı kentleri arasında sayılmaktadır.

Uykuk ve Köpekli dağları eteklerinde, Hititlerden kalma, bugün harap durumda içindeki aşı boyasından dolayı Mucur- Aşılık Mağarası olarak anılan mağara ile Mucur- Uyluk ve Karadurak Kent kalıntıları da her ne kadar dönemleri hakkında az bilgi verebilseler de bölge tarihi açısından son derece önemli tarihi yerlerdir.

Bunlara ek olarak Türk- İslam izleri taşıyan yapılardan; 1135 yılında, Anadolu Selçuklu Sultanı Kılıçaslan tarafından, kesme taştan, Selçuklu mimarisi özellikleriyle, Selçuklu Emirlerinden Karakurt Baba- Kalender Baba adına yaptırılan, Kalender Baba Kümbeti ve Fatma Hatun Kümbeti bulunmaktadır.

İçinde sekiz kişinin sandukası da bulunan Kırşehir-Süleyman Türkmani, kesme taştan, dört sandukalı Kırşehir- Muhterem Hatun türbeleri de geçmişten günümüze gelen tarihi yapılarındandır.  

Bunlara ek olarak yakın zamanlara ait konaklar-, 1938 yılında, yenilenmiş olarak taş ve tuğladan inşa edilen banisi Enver Ekinci olan Ağaların Konağı da görülmesi gereken mekânlardır.

Kırşehir evi mimarisini yansıtan en iyi örneklerden biri olan, iki katlı, tavan süslemeleriyle dikkat çeken Bekir Efendi Konağı, Kalehöyük eteklerinde, 1926 yılında, iki katlı, balkonlu, taş ve kerpiç karışımlı, süslemeleriyle dikkat çeken ve Kasaros Usta tarafından yapılan Sülükçülerin Konağı bulunmaktadır. 

Bunlara ek olarak kent ve çevresinin doğal zenginlikleri olan Seyfe Gölü Tabiatı Koruma Alanı, Kuş Gözlem Alanı da dikkat çekici görülmesi gereken yerlerdendirler.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top