Mersin’e 85 km uzaklıkta, Göksu’nun (Kalykadnos Irmağı) sürüklediği alüvyonlardan meydana gelen bereketli Silifke Ovası, Çukurova’ya kadar geniş, verimli düzlüklerle Ovalık Kilikia’da yer almaktadır.
Silifke, Büyük İskender’in komutanlarından ve Suriye Krallığı’nın kurucusu MÖ 312 – MÖ 281 Seleukos I Nikator’un kendi adına Anadolu’da kurduğu 9 Selefkis kentinden biridir.
Helenistik dönemde Seleukoslar ve Mısır kralları arasında sıkça el değiştiren Selefkis (Silifke) daha sonra Roma’nın eline geçmiş ve bu dönemde en güzel günlerini yaşamıştır.
395 yılında Roma’nın ikiye ayrılmasıyla Bizans toprağı olan kent, stratejik konumu nedeniyle Hıristiyanlık zamanında da önemi bir kat daha artmıştır. Silifke, Ayatekla sınırları içinde yer aldığı için de hac merkezine dönüşmüştür.
8. yy.’da Arapların Anadolu’yu istilaları sırasında yağmalanan Silifke, 1225 yılında Selçukluların, 1471 yılında Gedik Ahmet Paşa tarafından Osmanlıların egemenliği altına alınmıştır.
Daracık geçitleriyle dikkat çeken Toros ve Amanos dağlarıyla çevrili, Tarsos- Kydnos-Tarsus Çayı, Adana, Saros-Seyhan, Mopsou, Mallos, Pyramos- Ceyhan nehirleriyle beslenen Ovalık Kilikia’ya açılan Dağlık Kilikia’nın geçit yerlerinden birinde ortaçağda inşa edilen Çobanpınaralanı Köyü- Çoban Kalesi, Silifke- Sofa Kalesi, Mut Kalesi ve Kaledıran Kaleleri bölgenin önemli tarihi kaleleri arasında sayılmaktadır.